bir gozun kor olmasi gibi bir seydir.
hak ettiginin cok ustunde yer almis olan 2006da eurovisiona katildigimiz sarki.
medyamizin firarina iliskin fazla durmadigi terorist sey.
bizde onemli bir mahkum kacsa avrupa ayagi kalkardi ama biz bizi ilgilendiren bir firar olayinda duyarsiz kaliyoruz, sonra guclu lobimiz yok deyip kivraniyoruz.
medyamizin ne kadar yanli oldugunun gostergesidir bu olay. bir grup bir sey yaptiginda, ki cogu zaman hakli olarak, dunyayi alt ust eden medya, fehriye erdal hususunda bana kalirsa yeterince tepki vermemistir.
bunun ustune devletimizin, hukumetimizin elde tutulur bir tepki verdigini de duymadim.
bizde onemli bir mahkum kacsa avrupa ayagi kalkardi ama biz bizi ilgilendiren bir firar olayinda duyarsiz kaliyoruz, sonra guclu lobimiz yok deyip kivraniyoruz.
medyamizin ne kadar yanli oldugunun gostergesidir bu olay. bir grup bir sey yaptiginda, ki cogu zaman hakli olarak, dunyayi alt ust eden medya, fehriye erdal hususunda bana kalirsa yeterince tepki vermemistir.
bunun ustune devletimizin, hukumetimizin elde tutulur bir tepki verdigini de duymadim.
1 . yayma işine konu olmak veya yayma işi yapılmak.
2 . hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak.
3 . genelleşmek.
4 . genişlemek, büyümek.
5 . serilmek, döşenmek.
6 . koyun, inek vb. otlamak.
7 . rahat bir biçimde, sere serpe oturmak.
8 . mecaz ayrıntıya girmek, açılmak.
bu kelimeyi kullanirken dikkat etmek gerekir, karsinaizada ki insan alinabilir.
kaynak: tdk.
2 . hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak.
3 . genelleşmek.
4 . genişlemek, büyümek.
5 . serilmek, döşenmek.
6 . koyun, inek vb. otlamak.
7 . rahat bir biçimde, sere serpe oturmak.
8 . mecaz ayrıntıya girmek, açılmak.
bu kelimeyi kullanirken dikkat etmek gerekir, karsinaizada ki insan alinabilir.
kaynak: tdk.
cogunlukla turk oldugu icin kompleksli kisilerin yaptigi sey.
ama bazen bende, turk olmakla gurur duydugum halde, turkler diye yaziyor, soyluyorum. bunun sebebi ise kultur, gelenek gorenekleri ve bunlarin gecmisini anlatirken daha guzel bir terim secimi olmasidir.
misal: kan davasi... turkler ve mogollarda islam oncesi bir tarihe sahip...
ben buna biz diye yazarsam o zaman ulkemizde yasayan bosnaklari, kafkas asilli vatandaslari ve kurt vatandaslarimizi da kapsayacaktir ve buda anlatmak istedigim seyde bir hata olustiracaktir.
ama bazen bende, turk olmakla gurur duydugum halde, turkler diye yaziyor, soyluyorum. bunun sebebi ise kultur, gelenek gorenekleri ve bunlarin gecmisini anlatirken daha guzel bir terim secimi olmasidir.
misal: kan davasi... turkler ve mogollarda islam oncesi bir tarihe sahip...
ben buna biz diye yazarsam o zaman ulkemizde yasayan bosnaklari, kafkas asilli vatandaslari ve kurt vatandaslarimizi da kapsayacaktir ve buda anlatmak istedigim seyde bir hata olustiracaktir.
dogum gununu kutlar her alanda basarili ve mutlu olmani temenni ederim.
bunun disinda tez zamanda beni sereflendirerek ziyaret etmeni isterim.
okumaya gittin gurbet ellere zor isinin kolay olmasini dilerim.
sunu bil ki kapim her daim sana acik, buyur gel dunyama, beklerim.
bunun disinda tez zamanda beni sereflendirerek ziyaret etmeni isterim.
okumaya gittin gurbet ellere zor isinin kolay olmasini dilerim.
sunu bil ki kapim her daim sana acik, buyur gel dunyama, beklerim.
bir cok karadeniz turkusunun kaynagi/yazari kisi.
(bkz: agasar in balini)
(bkz: agasar in balini)
trabzon turkusu.
sozleri agasar dereleri bir yabanin belindenin biraz degisik versiyonudur.
sozleri:
agasar dereleri aksa yukari aksa
seni vermem ellere tonya ustume kalksa
agasar dereleri bir yabanin elinde
yar bizim fermanimiz anan baban elinde
agasar dereleri bulanik akayisun
gozlerimun icine sevdali bakayisun
agasar dereleri aksin yukari aksin
o incecik beller ha bu usak sarilsin
irfan ruhi eren.
http://www.turkudostlari.net/soz.asp?turku=1627
sozleri agasar dereleri bir yabanin belindenin biraz degisik versiyonudur.
sozleri:
agasar dereleri aksa yukari aksa
seni vermem ellere tonya ustume kalksa
agasar dereleri bir yabanin elinde
yar bizim fermanimiz anan baban elinde
agasar dereleri bulanik akayisun
gozlerimun icine sevdali bakayisun
agasar dereleri aksin yukari aksin
o incecik beller ha bu usak sarilsin
irfan ruhi eren.
http://www.turkudostlari.net/soz.asp?turku=1627
sozluk gibi ortamlarda bir ikilik yaratan durum.
bilhassa bugun iyice farkina vardigim ikilik yaratan durumdur. turkulerin cogu zaman birden fazla ismi vardir ve dolayisiyla bir cogumuz bilmeyerek ayni turku adina farkli, farkli baslik aciyoruz.
ayrica cogu zaman bu ikilik aramaya inanmakla da giderilemiyor. cunku turkulerin birbirine benzemeyen, tamamiyle farkli isimleride olabiliyor. bu da ister istemez ikiligi ortaya cikariyor.
bilhassa bugun iyice farkina vardigim ikilik yaratan durumdur. turkulerin cogu zaman birden fazla ismi vardir ve dolayisiyla bir cogumuz bilmeyerek ayni turku adina farkli, farkli baslik aciyoruz.
ayrica cogu zaman bu ikilik aramaya inanmakla da giderilemiyor. cunku turkulerin birbirine benzemeyen, tamamiyle farkli isimleride olabiliyor. bu da ister istemez ikiligi ortaya cikariyor.
(bkz: neset ertas)
buyuk ustad neset ertasin babasidir. oglunun sesini hicbir turkude kendisinin sesine benzetemedim. sesleri cok farkli.
1913 yılında yağmurlubüyükoba köyünde başlayan yoksul ve çileli hayatı, kırşehir’in bağbaşı mahallesindeki yoksul gecekondulardan birinde noktalandığında 71 yaşındaydı. ömrünün neredeyse tümünü çalıp çağırarak geçiren muharrem usata’nın bütün bir hayatı bir bakıma bu iki kelimede saklı: "çaldı ve söyledi." musiki kültürümüzün en orijinal ve sanatkarane örneklerini içeren hususi repertuarı ve icra uslubu üzerine değil akademik çalışmalar yapılması, ciddi bir makalenin bile yayınlanmadığı göz önüne alınırsa, ülkemizde muharrem ertaş’ı derli toplu değerlendiren elinizdeki yayın olduğu söylenebilir. ülkemizde diyoruz, zira çeşitli zamanlarda a.b.d. ve japonya’dan gelen müzikolog ve etnomüzikologların muharrem ertaş üzerinde çalıştıklarını biliyoruz. kimdir muharrem ertaş ? o’nu farklı ve orijinal kılan nedir? temsil ettiği o güçlü geleneğin neresindedir?
muharrem ertaş zurnacı kara ahmet ile ayşe hanım’ın 5 çocuğundan biri dedelerinin deveci kabilesi mensup olduğu ve horasan’dan gelip kırşehir’in yağmurlubüyükoba köyüne yerleştiğini daha sonra bir tek kişi (yusuf usta) hariç, bu köyün tamamını 1940 lı yılların başında kırşehir’in bağbaşı mahallesine göç ettiğini biliyoruz. henüz 7-8 yaşında iken ilk bağlama derslerini aldığı dayısı bulduk ustadan sonra, muharrem ertaş’ın asıl ustası bu yusuf ustadır. yusuf usta yöresinin anonim ezgilerinin yanı sıra, daha çok toklumen’li aşık sait’in (1835-1910) şiirlerini ustaca çalıp söyleyen ve bütün bunları muharrem ertaş’a da öğreten yörenin en ünlü saz ustalarından biridir. muharrem ertaş o günleri şöyle anlatıyor :
"çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. derken yusuf usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı her gittiği yere götürdü. düğünler de, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. yedi yıl o’nun la çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım."
ilk karısı hatice hanım’ın kısa bir süre sonra vefatı üzerine evlendiği ikinci karısı döne hanım’dan necati, neşet, ayşe ve nadiye adında dört çocuğu olur. daha sonra döne hanım’da vefat eder ve bir düğün için geldiği yozgat’ın kırıksoku köyünde kader karşısına arzu hanım’ı çıkarır.
bu son evliliğinden ekrem, ali, muharrem ve cemal adlarında dört çocuğu daha olur ve ömrü, yöresel tabirle sekiz baş horantaya ekmek parası kazanmak uğruna son derece zor ve kötü şartlarda çalışıp çırpınmakla geçer.
muharrem ertaş’ın adı bir tv programında okuduğu sözleri dadaloğlu’na ait ünlü ‘avşar bozlağı’ ile yurt genelinde duyulur. bu öyle bir okuyuştur ki şimdiye kadar saz çalıp okuyanların hiç birine benzememektedir. tok ve davul gibi gümbürdeyen, ama alabildiğine duygulu bir divan sazı eşliğinde ; tiz, gür, parlak ve bir o kadar da içli ve yanık bir sesin okuduğu, bir buçuk oktavı aşan ses genişliğine sahip bir dadaloğlu gürlemesi :
kalktı göç eyledi avşar elleri
ağır ağır giden eller bizimdir
arap atlar yakın eyler ırağı
yüce dağdan aşan yollar bizimdir
repertuarındaki diğer eserler de kimsenin bilmediği, söylemediği, bilenlerin ise asla bu derece güzel ve etkileyici okuyamayacaklarını itiraf ettikleri türküler, bozlaklar, ağıtlar ve halay havaları.... her biri tümünün en güçlü ve orijinal örnekleri...
muharrem ertaş, 1970’li yıllardan itibaren, o yıllarda büyük bir şöhrete sahip olan ‘neşet ertaş’ın babası muharrem ertaş’ olarak ismi daha çok duyulur olmuş fakat hiçbir zaman layık olduğu gerçek şöhrete erişememiştir. o şan şöhret için, büyük paralar kazanmak için sanat yapan biri olmadığı hiçbir zaman, olamazdı da. çünkü çalıp söylemek, o’nun için doğal yaşam biçimiydi.
bu dünyada 71 yıl yoksul kendi halinde ve sessizce yaşayan muharrem usta , 1984 yılının 3 aralık günü yine yoksul ve sessizce öldü. dünya durdukça sesi gökkubemizde yankılanacak bir sanatçının “garip” ölümüydü bu. son sözleri gerisini tamamlayamadığı “sazımın emaneti...” oldu. muharrem usta‘nın adı, yaşarken kıymeti bilinmeyen sanatçıların başında anılsa yeridir. ruhu şad olsun.
http://www.turkuler.com/ozan/muharrem.asp
1913 yılında yağmurlubüyükoba köyünde başlayan yoksul ve çileli hayatı, kırşehir’in bağbaşı mahallesindeki yoksul gecekondulardan birinde noktalandığında 71 yaşındaydı. ömrünün neredeyse tümünü çalıp çağırarak geçiren muharrem usata’nın bütün bir hayatı bir bakıma bu iki kelimede saklı: "çaldı ve söyledi." musiki kültürümüzün en orijinal ve sanatkarane örneklerini içeren hususi repertuarı ve icra uslubu üzerine değil akademik çalışmalar yapılması, ciddi bir makalenin bile yayınlanmadığı göz önüne alınırsa, ülkemizde muharrem ertaş’ı derli toplu değerlendiren elinizdeki yayın olduğu söylenebilir. ülkemizde diyoruz, zira çeşitli zamanlarda a.b.d. ve japonya’dan gelen müzikolog ve etnomüzikologların muharrem ertaş üzerinde çalıştıklarını biliyoruz. kimdir muharrem ertaş ? o’nu farklı ve orijinal kılan nedir? temsil ettiği o güçlü geleneğin neresindedir?
muharrem ertaş zurnacı kara ahmet ile ayşe hanım’ın 5 çocuğundan biri dedelerinin deveci kabilesi mensup olduğu ve horasan’dan gelip kırşehir’in yağmurlubüyükoba köyüne yerleştiğini daha sonra bir tek kişi (yusuf usta) hariç, bu köyün tamamını 1940 lı yılların başında kırşehir’in bağbaşı mahallesine göç ettiğini biliyoruz. henüz 7-8 yaşında iken ilk bağlama derslerini aldığı dayısı bulduk ustadan sonra, muharrem ertaş’ın asıl ustası bu yusuf ustadır. yusuf usta yöresinin anonim ezgilerinin yanı sıra, daha çok toklumen’li aşık sait’in (1835-1910) şiirlerini ustaca çalıp söyleyen ve bütün bunları muharrem ertaş’a da öğreten yörenin en ünlü saz ustalarından biridir. muharrem ertaş o günleri şöyle anlatıyor :
"çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. derken yusuf usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı her gittiği yere götürdü. düğünler de, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. yedi yıl o’nun la çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım."
ilk karısı hatice hanım’ın kısa bir süre sonra vefatı üzerine evlendiği ikinci karısı döne hanım’dan necati, neşet, ayşe ve nadiye adında dört çocuğu olur. daha sonra döne hanım’da vefat eder ve bir düğün için geldiği yozgat’ın kırıksoku köyünde kader karşısına arzu hanım’ı çıkarır.
bu son evliliğinden ekrem, ali, muharrem ve cemal adlarında dört çocuğu daha olur ve ömrü, yöresel tabirle sekiz baş horantaya ekmek parası kazanmak uğruna son derece zor ve kötü şartlarda çalışıp çırpınmakla geçer.
muharrem ertaş’ın adı bir tv programında okuduğu sözleri dadaloğlu’na ait ünlü ‘avşar bozlağı’ ile yurt genelinde duyulur. bu öyle bir okuyuştur ki şimdiye kadar saz çalıp okuyanların hiç birine benzememektedir. tok ve davul gibi gümbürdeyen, ama alabildiğine duygulu bir divan sazı eşliğinde ; tiz, gür, parlak ve bir o kadar da içli ve yanık bir sesin okuduğu, bir buçuk oktavı aşan ses genişliğine sahip bir dadaloğlu gürlemesi :
kalktı göç eyledi avşar elleri
ağır ağır giden eller bizimdir
arap atlar yakın eyler ırağı
yüce dağdan aşan yollar bizimdir
repertuarındaki diğer eserler de kimsenin bilmediği, söylemediği, bilenlerin ise asla bu derece güzel ve etkileyici okuyamayacaklarını itiraf ettikleri türküler, bozlaklar, ağıtlar ve halay havaları.... her biri tümünün en güçlü ve orijinal örnekleri...
muharrem ertaş, 1970’li yıllardan itibaren, o yıllarda büyük bir şöhrete sahip olan ‘neşet ertaş’ın babası muharrem ertaş’ olarak ismi daha çok duyulur olmuş fakat hiçbir zaman layık olduğu gerçek şöhrete erişememiştir. o şan şöhret için, büyük paralar kazanmak için sanat yapan biri olmadığı hiçbir zaman, olamazdı da. çünkü çalıp söylemek, o’nun için doğal yaşam biçimiydi.
bu dünyada 71 yıl yoksul kendi halinde ve sessizce yaşayan muharrem usta , 1984 yılının 3 aralık günü yine yoksul ve sessizce öldü. dünya durdukça sesi gökkubemizde yankılanacak bir sanatçının “garip” ölümüydü bu. son sözleri gerisini tamamlayamadığı “sazımın emaneti...” oldu. muharrem usta‘nın adı, yaşarken kıymeti bilinmeyen sanatçıların başında anılsa yeridir. ruhu şad olsun.
http://www.turkuler.com/ozan/muharrem.asp
(bkz: urfanin etrafi)
bu turkuyu seslendirmeyen ses sanatcisi yok gibidir.
ayrica en sevdigim turkulerden biridir.
not: bana kalirsa urfa nin etrafi dumanli daglar olmasi gereken baslik.
ayrica en sevdigim turkulerden biridir.
not: bana kalirsa urfa nin etrafi dumanli daglar olmasi gereken baslik.
bir turku.
karanfil oylum oylum
geliyor fidan boylum
fidan boylum gelirse
sen olur benim gönlüm
vay benim efendim efendin servi bülendim
karanfil olacaksın
sararıp solacaksın
ben hakime danıştım
sen benim olacaksın
vay benim efendim efendin servi bülendim
karanfil oymak oymak
olur mu yare doymak
yare doydum diyenin
caizdir boynun vurmak
vay benim efendim efendin servi bülendim
http://www.turkusokagi.com/sozler.asp?islem=gor&id=1562
karanfil oylum oylum
geliyor fidan boylum
fidan boylum gelirse
sen olur benim gönlüm
vay benim efendim efendin servi bülendim
karanfil olacaksın
sararıp solacaksın
ben hakime danıştım
sen benim olacaksın
vay benim efendim efendin servi bülendim
karanfil oymak oymak
olur mu yare doymak
yare doydum diyenin
caizdir boynun vurmak
vay benim efendim efendin servi bülendim
http://www.turkusokagi.com/sozler.asp?islem=gor&id=1562
silifkeye ait turku. atilla tasda seslendirmistir.
amman amman,
acımdan ölsemde yemem bişşeğin
dövdüğü ayranı (2)
ille höşmeri ile bal olsun koca keçi kavurması hiç olmassa üstünde
dört parmacık yağ olsun
geralim hey hey hey
geli geli ver hamçökelek
boğazıra dursun kara topalak
amman amman,
birine aldım üç arşın astar
ötekide oturmuş bacağına şalvarlık
ister
yandım allah kötü avradın elinden
güççüğü güççükte hele koca domuzun dilinden
geralim hey hey hey
geli geli ver ham çökelek
boğazına dursun karatopalak
http://www.turkusokagi.com/sozler.asp?islem=gor&id=842
amman amman,
acımdan ölsemde yemem bişşeğin
dövdüğü ayranı (2)
ille höşmeri ile bal olsun koca keçi kavurması hiç olmassa üstünde
dört parmacık yağ olsun
geralim hey hey hey
geli geli ver hamçökelek
boğazıra dursun kara topalak
amman amman,
birine aldım üç arşın astar
ötekide oturmuş bacağına şalvarlık
ister
yandım allah kötü avradın elinden
güççüğü güççükte hele koca domuzun dilinden
geralim hey hey hey
geli geli ver ham çökelek
boğazına dursun karatopalak
http://www.turkusokagi.com/sozler.asp?islem=gor&id=842
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?