idealist olmaktir.
emel sayin, tarik akan, kemal sunal, halit akcaptepe, zeki alasya, metin akpinar ve munir ozkulun oynadigi film.
(bkz: postaci)
hosgelmistir.
savunma: ozan dediğin halkin özü
"kollarım kurusun haberim varsa/ ozan bu olayı bilmez hakim bey/ ozanlar dediğin halkın özüdür/ ozanlar hırsız olmaz hakim bey/ içimde var benim eğlenmez sızı/ iftiradır bize bu evrak yazı/ kültür bakanlığına sorasın bizi/ ozanların yüzü gülmez hakim bey/ dayanamam iftiralar kahrımda/ hayat zindan oldu çile şehrinde/ hastam var, kalmışım bursa şehrinde/ duruşmaya ondan gelmez hakim bey/ aşıklık dediğin bambaşka sırdır/ manevi duygudur, gönülde yerdir/ hukuk adelete saygımız vardır/ devletin malını çalmaz hakim bey/ çileli gülhani diyorlar bize/ gerçek olayları bildirdim size/ güvendim hukuka güvendim size/ çekmeyen derdimi bilmez hakim bey."
savci mütalaasi: i.o.’dur bu eylemin faili
"yapıldı yargılama hakikat bulunsun diye/ adaletin terazisi denk tutulsun diye/ yer gümüşhane köyü, ardola mahallesi/ yıl 2004 kasım ayı’nın ikisi/ ekip bakmak için arızaya varmış mahalline/ görünce şaşırmışlar telefon hattının haline/ direkler arası 300 metre teli/ kesip almış kendini bilmez biri/ bildirilmiş durum jandarmaya/ başlanmış suç failleri aranmaya/ şüpheler toplanınca bir evde/ verilmiş arama kararı usulünce/ ev k.o’ya aittir belli/ evin samanlığında bulmuşlar telleri/ alındı baba-oğulun ayrı ayrı ifadeleri/ anlaşılsın istendi bu iş neyin nesi/ telefon hattı çalışır ahali konuşur/ düşünceli i.o. sağa sola koşuşur/ dereye ağaç gelmiş, odun için ideal/ yamaç sarp, yol yok, kolaysa in al/ bakmış direkte asılı teller/ telleri tutar içten, çelikten gergiler/ elindeki ip kısa, yeterli değil/bozma i.o, teller senin değil// hayat zor, şartlar zor, yakacak asli ihtiyaç/ amma aşık oğlu, buna mı muhtaç/ suç işlenmeye görsün, bulmaz mı adaleti/ işte yakaladılar, evinde çalıntı telleri/ incelendi emval, rapor ibraz etmiş bilirkişi/ sanık i.o.’dur bu eylemin faili/ ey mahkeme-i asliye, derim ki sonunda/ aşık k.o’nun bilgisi yok bu olayda/ bu nedenle delil yetersizliğinden etsin beraat/ mahkeme huzurunda anlaşıldı bu hakikat/ gelince sıra k.o’nun oğlu i.o.’ya/ isteyerek ve bilerek karşı geldi kanuna/ lehinedir 765 sk.verilsin ceza madde 492-10 üzerinden/ uygulansın madde 522 emval değerinden/ kim ister ki olsun böyle bir mahkeme/ suç isnat edelim artvinli bir aşığa/ herkes hakkının hududunu bilse/ gerek kalmayacak jandarmaya polise/ müddeiumumi (savcı) kelam etti mütalaayı/ sıra mahkemenin, versin uygun cezayı."
http://www.haberturk.com/newengine.php?haberturk=haber&@=227313
"kollarım kurusun haberim varsa/ ozan bu olayı bilmez hakim bey/ ozanlar dediğin halkın özüdür/ ozanlar hırsız olmaz hakim bey/ içimde var benim eğlenmez sızı/ iftiradır bize bu evrak yazı/ kültür bakanlığına sorasın bizi/ ozanların yüzü gülmez hakim bey/ dayanamam iftiralar kahrımda/ hayat zindan oldu çile şehrinde/ hastam var, kalmışım bursa şehrinde/ duruşmaya ondan gelmez hakim bey/ aşıklık dediğin bambaşka sırdır/ manevi duygudur, gönülde yerdir/ hukuk adelete saygımız vardır/ devletin malını çalmaz hakim bey/ çileli gülhani diyorlar bize/ gerçek olayları bildirdim size/ güvendim hukuka güvendim size/ çekmeyen derdimi bilmez hakim bey."
savci mütalaasi: i.o.’dur bu eylemin faili
"yapıldı yargılama hakikat bulunsun diye/ adaletin terazisi denk tutulsun diye/ yer gümüşhane köyü, ardola mahallesi/ yıl 2004 kasım ayı’nın ikisi/ ekip bakmak için arızaya varmış mahalline/ görünce şaşırmışlar telefon hattının haline/ direkler arası 300 metre teli/ kesip almış kendini bilmez biri/ bildirilmiş durum jandarmaya/ başlanmış suç failleri aranmaya/ şüpheler toplanınca bir evde/ verilmiş arama kararı usulünce/ ev k.o’ya aittir belli/ evin samanlığında bulmuşlar telleri/ alındı baba-oğulun ayrı ayrı ifadeleri/ anlaşılsın istendi bu iş neyin nesi/ telefon hattı çalışır ahali konuşur/ düşünceli i.o. sağa sola koşuşur/ dereye ağaç gelmiş, odun için ideal/ yamaç sarp, yol yok, kolaysa in al/ bakmış direkte asılı teller/ telleri tutar içten, çelikten gergiler/ elindeki ip kısa, yeterli değil/bozma i.o, teller senin değil// hayat zor, şartlar zor, yakacak asli ihtiyaç/ amma aşık oğlu, buna mı muhtaç/ suç işlenmeye görsün, bulmaz mı adaleti/ işte yakaladılar, evinde çalıntı telleri/ incelendi emval, rapor ibraz etmiş bilirkişi/ sanık i.o.’dur bu eylemin faili/ ey mahkeme-i asliye, derim ki sonunda/ aşık k.o’nun bilgisi yok bu olayda/ bu nedenle delil yetersizliğinden etsin beraat/ mahkeme huzurunda anlaşıldı bu hakikat/ gelince sıra k.o’nun oğlu i.o.’ya/ isteyerek ve bilerek karşı geldi kanuna/ lehinedir 765 sk.verilsin ceza madde 492-10 üzerinden/ uygulansın madde 522 emval değerinden/ kim ister ki olsun böyle bir mahkeme/ suç isnat edelim artvinli bir aşığa/ herkes hakkının hududunu bilse/ gerek kalmayacak jandarmaya polise/ müddeiumumi (savcı) kelam etti mütalaayı/ sıra mahkemenin, versin uygun cezayı."
http://www.haberturk.com/newengine.php?haberturk=haber&@=227313
gitmeye karar verene kadar cok iyi dusunmusturde ondan.
allah kredi kartina bereket versin.
(bkz: #241050)
kitaplarimi okudun mu? kitapta yazdim ben bunlari... kitap okumuyorsunuz... falan filan diyip duran yinede dinlenip, feyzlenesi hocalardan biri.
bir de ne yazik ki siyasetci...
(tabii onca hocayi dinlerken kafaniz karismazsa.)
bir de ne yazik ki siyasetci...
(tabii onca hocayi dinlerken kafaniz karismazsa.)
sozlukten ayrilmaya karar vermis bilgic.
kalsa tabii ki iyi olur ama neyse.
kalsa tabii ki iyi olur ama neyse.
- anne...
- ...
- anne...
- ...
- anne!
- ne vaaaar!!! bir saattir anne, anne..
- ...
- anne...
- ...
- anne!
- ne vaaaar!!! bir saattir anne, anne..
hosgeldin...
(bkz: florence)
(bkz: mustafa kemal oncel)
osmanlinin aksine turkceye sahip cikmis biriydi.
bir digeri icin (bkz: timur lenk).
bir digeri icin (bkz: timur lenk).
yusuf’u kaybettim
yusuf; u kaybettim kenan ilinde
yusuf bulunur, kenan bulunmaz
bu aklı fikr ile leyla bulunmaz
bu ne yaredir ki çare bulunmaz
aşkın pazarında canlar satılır
satarım canımı alan bulunmaz
yunus öldüdeyu selan verirler
ölen beden imiş, aşıklar ölmez
yunus emre
http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_sql.asp?sair=1984&siir=31899&order=oto&un=279644
yusuf; u kaybettim kenan ilinde
yusuf bulunur, kenan bulunmaz
bu aklı fikr ile leyla bulunmaz
bu ne yaredir ki çare bulunmaz
aşkın pazarında canlar satılır
satarım canımı alan bulunmaz
yunus öldüdeyu selan verirler
ölen beden imiş, aşıklar ölmez
yunus emre
http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_sql.asp?sair=1984&siir=31899&order=oto&un=279644
yurttan seslerin fedakar işçileri, bugün öyle bir kale yapmakla meşguldürler ki; tamamlaninca değme toprak onu yikamaz. muzaffer sarısözen
muzaffer sarısözen, 1899 yılında sivas ilinin cami-i kebir mahallesinde doğdu. babası sarıhatipzadelerden şeyh hüseyin hüsnü efendi, annesi zeliha hanımdır. sivaslılar, sarıhatipzadeleri " saçlıefendiler " diye bilirler. ve sarısözeni de "saçlıların muzaffer" diye tanırlardı. sarısözen ilk müzik şevk ve hevesini ailesinden almıştır. beş erkek kardeş içinde kemal ve abdulkadir sarısözen de şairidir. abdulkadir sarısözene şairliği dışında türküler ve halk çalgılarıyla yakından ilgisi olduğu için " çalgıcı vali " denirmiş. sarısözen ailesinin sivastaki evlerinin üst çatı katının camları vitray duvarları kütüphane yapılarak arada gizli bölmeler oluşturulmuştur. bu gizli bölmelere ud keman bağlama tanbur gibi sazlar konulurmuş. nakşibendi bir ailenin çocuklarının bu aletleri çalması sarısözenin dünyaya geldiği dönemde son derece aykırı bir şey olduğu için böyle bir yola baş vurulmuştur.
sarısözen 1930 yılının eylül ayında milli eğitim müdürü olan ahmet kutsi tecer ile tanışmıştır. tecer sarısözen ile tanıştıktan sonra 1930 da "halk şairlerini koruma derneği"ni kurar ve sarısözen genel katip olur. ilk halk şairleri bayramı 1930 da yapılır ve aşık veysel bu şekilde ortaya çıkarılır. bayram sonunda çıkarılan sivas halk şairleri bayramı adlı bröşürde sarısözen sivas halayları başlıklı yazısını yayınlar ve halayların notalarını koyar. bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makaledir.
17 ağustos 1937 de halil bedii yönetken, ulvi cemal erkin, hasan ferit alnar, necil kazım akses ve teknisyen arif etikandan oluşan grup ankaradan sivasa derleme yapmak amacıyla giderler. ahmet kutsi tecer halil bedii yönetkene sarısözeni tavsiye ederek gruba katılmasını söyler. böylece türkülerin resmi olarak değerlendirilmesi maarif vekili saffer arıkan ın zamanında başlar. derleme grubu almanyadan getirlen "saca" markalı hem elektrik hem de akü ile çalışan alıcı ve verici ses kaydeden makinelerle çalışır. konservatuarın folklor arşivindeki 10.000 ezginin derlenmesinde, fişlerin doldurulmasında, onun bitmek tükenmek bilmeyen sabır ve azmi büyük rol oynamıştır.
1943te muzaffer sarısözen, halil bediiyönetken ve rıza yetişenden oluşan grup tokat, amasya, samsun, ordu, giresun ve trobzonda ; 1944de elazığ, tunceli, bingöl ve muşta ; 1945te ankara, çankırı, yozgat ve kırşehirde ; 1946da içel, antakya ve antalyada ; 1947de çanakkale, bursa ve tekirdağda ; 1948de bolu, sinop ve zonguldakta ; 1949 bilecik ve eskişehirde ; 1950de van, kars, çorum ve ağrıda ; 1951de izmitte ; 1952de izmir, siirt, mardin ve bitliste derleme yapmıştır.
sarısözen derleme gezilerinde kendi çabası ve emeği ile topladığı bağlama, cura, ney, çifte kaval, kemençe, kaval, tulum, davul, zurna, tef, darbuka, gibi bir çok halk sazından kolleksiyon oluşturmuştur. ayrıca derleme gezileri sırasında kaynak kişiler ile halk oyunlarını görüntüleyen fotoğraflardan bir resim albümü yapmıştır. ne yazık ki ; ölümünden sonra evi olarak gördüğü , çok değer verdiği, özen gösterdiği arşivi topladığı onbinlerce ezgi ve halk çalgıları kendi haline terkedilmiştir.
muzaffer sarısözenin halk müziğine verdiği hizmet kadar halk oyunlarına verdiği hizmet de büyüktür. 1950 yılında italya ve ispanyadaki avrupa ulslararası raks müsabakalarına, erzurum bar ekibi ve davulcu kara yılan, zurnacı mümtaz ardıç ile katılır. madridte 68.000 kişinin önünde, biariz ve san sebastianda yapılan 5 yarışmada ekip birinciliği alır.
vedat nedim tör ve mesut cemal bey in daveti ile yurttan seslerin başına muzaffer sarısözen getirilir. 1946 yılında yurttan sesler korosunu çalıştırmaya başlayarak derlenen türküleri koro üyelerine öğretir ve yayınlara başlar . program büyük ilgi görür. 1953 yılında izmirde, 1954 yılında istanbul radyolarında "yurttan sesler" topluluklarını kurarak, halk türküleri ve oyunlarının yurt çapında sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynar.
muzaffer sarısözene kadar radyolarda düzenli ve programlı halk müziği çalışmaları olmamıştır. yurttan sesler topluluğunu kurduktan sonra, programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını davet ederek radyo sanatçılarına örnek dersler vermiştir.
muzaffer sarısözen yurttan sesler topluluğunu yetitirirek ilk koral halk müziği icrasını başlatmıştır; toplu bağlama çalma geleneğinin uygulayıcısı olmuştur; halk müziğinde koro seslerini numaralayarak otantik karakterin kaybolmasını önlemştir.
neriman altındağ hanım 1941 yılında yurttan sesler korosuna girer ve muzaffer sarısözenle tanışır. 1951 yılında evlenirler. 1952 yılında ise oğlu memil sarısözen dünyaya gelir.
1962 yılında sarısözen prostat rahatsızlığından dolayı devlet demiryolları hastanesine yatar. burada ameliyat olacağını öğrenince diğer doktorlara tercihen özellikle kendisinin öğrencisi olan bir operatöre ameliyat olur. daha sonra ağabeyi abdulkadir sarısözenin evine çıkar. tekrar rahatsızlandığında ankara hastenesine kaldırılır ve sağlığına kavuşamayarak 4 ocak 1963 yılında vefat eder. asri mezarlıkta büyük bir törenle defnedilir.
derlediği bazı türküler: allı durnam, bülbül havalanmış, gesi bağları, arpa ektim, izmirin kavakları, taşa verdim yanımı........
muzaffer sarisözen hayatı eserleri ve çalışmaları- armağan coşkun elçi
http://www.turkuler.com/tgv/muzaffer.asp
muzaffer sarısözen, 1899 yılında sivas ilinin cami-i kebir mahallesinde doğdu. babası sarıhatipzadelerden şeyh hüseyin hüsnü efendi, annesi zeliha hanımdır. sivaslılar, sarıhatipzadeleri " saçlıefendiler " diye bilirler. ve sarısözeni de "saçlıların muzaffer" diye tanırlardı. sarısözen ilk müzik şevk ve hevesini ailesinden almıştır. beş erkek kardeş içinde kemal ve abdulkadir sarısözen de şairidir. abdulkadir sarısözene şairliği dışında türküler ve halk çalgılarıyla yakından ilgisi olduğu için " çalgıcı vali " denirmiş. sarısözen ailesinin sivastaki evlerinin üst çatı katının camları vitray duvarları kütüphane yapılarak arada gizli bölmeler oluşturulmuştur. bu gizli bölmelere ud keman bağlama tanbur gibi sazlar konulurmuş. nakşibendi bir ailenin çocuklarının bu aletleri çalması sarısözenin dünyaya geldiği dönemde son derece aykırı bir şey olduğu için böyle bir yola baş vurulmuştur.
sarısözen 1930 yılının eylül ayında milli eğitim müdürü olan ahmet kutsi tecer ile tanışmıştır. tecer sarısözen ile tanıştıktan sonra 1930 da "halk şairlerini koruma derneği"ni kurar ve sarısözen genel katip olur. ilk halk şairleri bayramı 1930 da yapılır ve aşık veysel bu şekilde ortaya çıkarılır. bayram sonunda çıkarılan sivas halk şairleri bayramı adlı bröşürde sarısözen sivas halayları başlıklı yazısını yayınlar ve halayların notalarını koyar. bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makaledir.
17 ağustos 1937 de halil bedii yönetken, ulvi cemal erkin, hasan ferit alnar, necil kazım akses ve teknisyen arif etikandan oluşan grup ankaradan sivasa derleme yapmak amacıyla giderler. ahmet kutsi tecer halil bedii yönetkene sarısözeni tavsiye ederek gruba katılmasını söyler. böylece türkülerin resmi olarak değerlendirilmesi maarif vekili saffer arıkan ın zamanında başlar. derleme grubu almanyadan getirlen "saca" markalı hem elektrik hem de akü ile çalışan alıcı ve verici ses kaydeden makinelerle çalışır. konservatuarın folklor arşivindeki 10.000 ezginin derlenmesinde, fişlerin doldurulmasında, onun bitmek tükenmek bilmeyen sabır ve azmi büyük rol oynamıştır.
1943te muzaffer sarısözen, halil bediiyönetken ve rıza yetişenden oluşan grup tokat, amasya, samsun, ordu, giresun ve trobzonda ; 1944de elazığ, tunceli, bingöl ve muşta ; 1945te ankara, çankırı, yozgat ve kırşehirde ; 1946da içel, antakya ve antalyada ; 1947de çanakkale, bursa ve tekirdağda ; 1948de bolu, sinop ve zonguldakta ; 1949 bilecik ve eskişehirde ; 1950de van, kars, çorum ve ağrıda ; 1951de izmitte ; 1952de izmir, siirt, mardin ve bitliste derleme yapmıştır.
sarısözen derleme gezilerinde kendi çabası ve emeği ile topladığı bağlama, cura, ney, çifte kaval, kemençe, kaval, tulum, davul, zurna, tef, darbuka, gibi bir çok halk sazından kolleksiyon oluşturmuştur. ayrıca derleme gezileri sırasında kaynak kişiler ile halk oyunlarını görüntüleyen fotoğraflardan bir resim albümü yapmıştır. ne yazık ki ; ölümünden sonra evi olarak gördüğü , çok değer verdiği, özen gösterdiği arşivi topladığı onbinlerce ezgi ve halk çalgıları kendi haline terkedilmiştir.
muzaffer sarısözenin halk müziğine verdiği hizmet kadar halk oyunlarına verdiği hizmet de büyüktür. 1950 yılında italya ve ispanyadaki avrupa ulslararası raks müsabakalarına, erzurum bar ekibi ve davulcu kara yılan, zurnacı mümtaz ardıç ile katılır. madridte 68.000 kişinin önünde, biariz ve san sebastianda yapılan 5 yarışmada ekip birinciliği alır.
vedat nedim tör ve mesut cemal bey in daveti ile yurttan seslerin başına muzaffer sarısözen getirilir. 1946 yılında yurttan sesler korosunu çalıştırmaya başlayarak derlenen türküleri koro üyelerine öğretir ve yayınlara başlar . program büyük ilgi görür. 1953 yılında izmirde, 1954 yılında istanbul radyolarında "yurttan sesler" topluluklarını kurarak, halk türküleri ve oyunlarının yurt çapında sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynar.
muzaffer sarısözene kadar radyolarda düzenli ve programlı halk müziği çalışmaları olmamıştır. yurttan sesler topluluğunu kurduktan sonra, programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını davet ederek radyo sanatçılarına örnek dersler vermiştir.
muzaffer sarısözen yurttan sesler topluluğunu yetitirirek ilk koral halk müziği icrasını başlatmıştır; toplu bağlama çalma geleneğinin uygulayıcısı olmuştur; halk müziğinde koro seslerini numaralayarak otantik karakterin kaybolmasını önlemştir.
neriman altındağ hanım 1941 yılında yurttan sesler korosuna girer ve muzaffer sarısözenle tanışır. 1951 yılında evlenirler. 1952 yılında ise oğlu memil sarısözen dünyaya gelir.
1962 yılında sarısözen prostat rahatsızlığından dolayı devlet demiryolları hastanesine yatar. burada ameliyat olacağını öğrenince diğer doktorlara tercihen özellikle kendisinin öğrencisi olan bir operatöre ameliyat olur. daha sonra ağabeyi abdulkadir sarısözenin evine çıkar. tekrar rahatsızlandığında ankara hastenesine kaldırılır ve sağlığına kavuşamayarak 4 ocak 1963 yılında vefat eder. asri mezarlıkta büyük bir törenle defnedilir.
derlediği bazı türküler: allı durnam, bülbül havalanmış, gesi bağları, arpa ektim, izmirin kavakları, taşa verdim yanımı........
muzaffer sarisözen hayatı eserleri ve çalışmaları- armağan coşkun elçi
http://www.turkuler.com/tgv/muzaffer.asp
(bkz: zeynebim)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?