confessions

ankakusu

- Yazar -

  1. toplam entry 7682
  2. takipçi 1
  3. puan 129459

burun kanaması

ankakusu
son iki gundur geceleri ben fark etmeden, edemeden olup biten olay.
gunduz kaniyor zannetigim aslinda gece kanayip birikmis kanlarmis.

(nasil biliyorsun demeyin cunku benim ayiptir soylemesi 6-7 yillik burun kanama kariyerim var)

fenerbahçe

ankakusu
rekorlarin takimi...

avrupada ki en buyuk basarisi sampiyonlar liginde en az puan almayi gol averajiyla kacirmis olan, ve ne yazik ki ikincilikte kalan takimimiz...

besiktasi kendi evinde pek yenemeyen takimdir...
ayrica 7-0 sifirin hele hele 7 kisi ile daha efsanevi bir galibyet oldugunu kavrayamaycak tarftara sahiptir...

(bok attim izi kalsin)

samaşkı katliamı

ankakusu
7-8 nisan 1995 gecesi ruslarin samaski’de yaptiklari katliam.

ruslar o donem buyuk operasyonlar yapmaktadir cecenistanda. sira samaskiye gelmistir. haber ucurululr, silahlarin teslim edilmesini ve direniscilerin koyden cikmasini talep etmislerdir.

bunun uzerine sehirde hararetli tartismalar baslar. koyun yaslilari teslim olma taraftaridir. genc direnisciler ise ruslara guvenilmeyecegini belirterek savasmayi teklif eder.
bunu soyleyenler yaslilar tarafindan susturulur ve karar aciklanir. ruslarin istedikleri olacaktir.
direnisciler belkide son kez kurarlar halkayi ve baslarlar zikire. zikir bittikten sonra direnis yanlilari ailelerini alip cekip giderler.

bundan sonra sakin ama tedirgin bekleyis baslar. ruslar samaskiye ne zaman girecektir acaba...
geceye dogru silah sesleri, top sesleri duyulmaya baslar. halk sasirir ve ruslara guvenilmeyecegini anlar. savascilari yolladiklarina silahlarini teslim ettiklerine yanarlar...

ve katliam baslar... cocuk yurdu, hastane, ev su, bu demeden rastgele her yer bomabalanir ruslar tarafindan...

halk pismandir... agizlarindan ruslar guvenilmez oldugunu soyleyen hikayeler anlatilir: ’babam bir zamanlar hasta bir rusa bakarmis. bir gun rus ona samimi bir sekilde ’oysa ben, yastiginin altindaki baltayi gostererek, yillardir bunu senin kafana vurmak icin sakliyorum, sakin bana guvenipte sirtini donme’ demis...

katliamdan sonra, bunda ne var diye soran muhabirlere su cevap verir yasli bir cecen: ne olacak komur iste...
komur degilmis iki tane genc kizin yaniklariymis megerse...

bu katliam olmadan once bir cecen kadin muhabirlere sunlari soyluyordu:
’savasacagiz sonuna kadar savasacagiz. biz olunce turkler bizim ocumuzu alacak’...

cecenler hala bizim gibi duyarsiz insanlardan nasil medet umuyor gercekten hayret ediyorum...

peki biz ne yaptik... bogaz koprusunde sesini duyurmak isteyen bir avuc, 40-50 kisiye gecmeyecek bayanlardan olusan, cecen kardeslerimize, kadinlarina yumruk salladik...

bizden turklerden, hele hele bir memurdan bunu beklemeyen cecenlerden, bir turk olarak ozur diliyorum...

o cecen anama kalkan eller pkkli afedersiniz, onun bunun cocuklarina kalksaydi pkk kalir miydi?
o yumrugu olusturan parmaklari alir gozune sokardim ya... neyse acirim kor kalir, afedersiniz, serefsiz...

ben ulkemde rus yanlisi, abd yanlisi, alman yanlisi, ingiliz yanlisi, fransiz yanlisi, cin yanlisi, su yanlisi, bu yanlisi istemiyorum...
tek istedigim turkiye sevdalilari...






osman batur

ankakusu
türküz dedik çekip çekip vurdunuz...
bizi vurup bizden hesap sordunuz...
ölümden öteye köy mü kurdunuz!..
korkumuz yok, korkumuz yok sizden...

türk dünyası’nda öyle kelimeler vardır ki sayfalar ve ciltler hacmi ile anlatılacak kavramları çağrıştırır. sürgün denilince kırım türkleri ve kafkas halkları akla gelir. katliam ve soykırım kelimeleri kerkük türkleri’ni akla getirir. işkence kelimesi ise çinlileri ve çin zulmü altında inleyen doğu türkistanlıları...

osman batur, çin işkencelerine başkaldıran efsânevî bir kahramandır. başarılı oldu. kısa da olsa, bir dönem için milletini çin işkencelerinden kurtardı. bu başarısı sebebiyle de işkence uygulanarak şehid edildi.

hayati
asıl adı osman islâmoğlu idi. batur, o’na milletinin verdiği bir unvan, bir sıfattır. kahraman ve cesur anlamındadır. o, bu unvan ve sıfatla özdeşleşmiş, böylece anılmaya hak kazanmıştır.

altay vilâyetindeki köktogay bölgesinin öndirqara mevkiinde doğdu. orta halli bir çiftçi ailesinin oğluydu. dedesi din adamı idi. osman beğ, 40 yaşına kadar doğduğu bölgede tarımla uğraşarak geçimini sağladı. 1940 yılında çin zulmü dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. camilere tecavüz eden, kur’an-ı kerim’i yakan çinlileri protesto eden türkler, ‘isyancı’ oldukları bahanesiyle tutuklandı. resmî makamlar, türk’lerin ellerindeki silâhları toplamaya başladılar. babası ve ailesinden bâzı kişiler, silâhlarını çin askerlerine teslim ettiler. osman beğ,

- bu gün silâhımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar. ben silâhımı çinlilere vermem. istiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa, gelip alsınlar !”

dedi ve tek başına dağa çıktı. savaştan başka kurtuluş yolu olmadığına inanıyordu. başlattığı mücadele aynı gün destek gördü. arkasından ilk gidenler arkadaşı süleyman ve büyük oğlu şerdiman oldu. silâhını çinlilere teslim eden babası islâm bey, oğlu için hayır duâlarını ve başarı dileklerini dile getirdi. oğlunu koruması için cenab-ı allah’a duâ etti. annesi ayça hanım:

“- ben oğlumu bu günler için doğurdum. çinliler asırlardır koyun boğazlar gibi biz türk’leri öldürüyorlar. bizim canımız, bizden önce ölenlerin canından daha kıymetli değildir. bizden sonrakilerin yaşaması için oğlum, ben diğer çocuklarım ölmeye hazırız !” diyordu.

kısa zaman içerisinde, etrafında gözü pek insanlardan bir mücâhit ordusu oluştu. zelebay telci, nurgocay batur, kâseyin batır, canım han hacı, süleyman batır, musa mergen aktepe, sulibay, ökürbay , nogaybay, ahid hacı, halil teyci, karakul zalin... bu mücâhidlerden birkaçıdır. o artık, soydaşlarının osman batur’u idi.

osman batur ve silâh arkadaşlarının mücâdelesi, 1941 yılı ekiminden 1943 yılı temmuzuna kadar gerilla savaşı şeklinde devam etti. 22 temmuz 1943’te altaylar, çinlilerden tamamen temizlenmişti. altay türkleri artık bağımsızdı. mücâdelesini sürdürdü. altay geçici halk cumhuriyeti başkanlığına seçildi. 1944 – 1945 yıllarında, tanrı dağları’nın kuzeyindeki doğu türkistan kazak türkleri’nin yaşadığı bölgeleri de çin istilâsından kurtardı. 1945 yılının ekim ayından 1947 yılının şubatına kadar üç vilâyetten oluşan doğu türkistan hükümeti’nin askerî ve mülkî âmiri olarak vâli sıfatıyla görev yaptı. o’nu, şubat 1947’den eylül 1949’a kadar doğu türkistan cumhuriyeti koalisyon hükümetinin aslî üyesi olarak görüyoruz. aynı zamanda, altay vâliliği görevini de devam ettiriyordu. bütün bu görevleri sırasında çinliler ile silâhlı mücâdeleden bir an bile geri kalmadı.

jiang zemin ve demirel dostluğu
çinliler, yönetimleri altında bulunan türk’lerle meskûn bölgelerin birer birer elden çıkmakta olduğunu anlayınca, büyük bir ordu oluşturdular. osman batur ve beraberindeki mücâhidler, sayıca kendilerinden 10 kat fazla ve modern silâhlarla donanmış düzenli orduya karşı savaşa devam ettiler. osman batur, bu savaş sırasında, 1950 kasımında, cephânesi bittiği için kamambal dağı’nda, çinlilere esir düştü. ellerinden ve ayaklarından zincirlerle bağlanarak zindana atıldı. her gün kesintisiz işkence görüyor, kendisine yardımcı olan türk’leri ele vermesi için sıkıştırılıyordu. çinliler, işe yarayacak bilgi alamayacaklarını anlayınca osman batur’u göstermelik bir mahkemeye sevk ettiler. mahkeme, önceden verilmiş kararı, 19 nisan 1951 tarihinde açıkladı: “devrim düşmanlığı suçundan idam...” karar, 29 nisan 1951 tarihinde urumçi’de kurşunlanmak suretiyle uygulandı. osman batur’un son sözleri, bağımsızlık için mücadele edenlerin yolunu aydınlatacak bir meş’ale idi:

“- ben can verebilirim. milletim, dünya durdukça mücâdeleye devam edecektir.”

kişiliği
osman batur 1,85 boyunda, iri gövdeli bir insandı. kısa ve kalın boynu, siyah saçları, yarı kapalı denecek ölçüde kısık gözleri vardı. kaşlarının arası kırışıktı. çok az konuşurdu. kudret ve kötü tâlih şahsiyetinde birleşmişti.

daha 10 yaşında iken usta bir binici ve iyi bir avcı olmuştu. 12 yaşına geldiğinde kazakların büyük kahramanı böke batur’un dikkatini çekti. böke batur o’nu himâyesine aldı. iyi bir silahşor, usta bir dövüşçü olarak yetişmesine katkıda bulundu. sonra çete savaşlarının inceliklerini öğretti. rusların ve çinlilerin, soydaşlarına yaptığı işkenceleri görüp yaşadığı için rus ve çin milletinden nefret ediyordu. böke batur’un telkinleriyle bu nefret, şuurlu bir inanca dönüştü. dedesi dolayısıyla iyi bir müslüman olarak yetişmişti. islâmiyet’in komünizmle bağdaşmadığını anlamakta gecikmedi.

böke batur, öğrencisinin yetiştiğine inandığı gün:

“- benim sana verebileceğim başka bir şey kalmadı. benim işim bitti. artık bana ihtiyacın olmayacak. fakat milletimizin sana ihtiyacı var.”

dedi. osman batur, hayatı boyunca kendisine ihtiyacı olanlar için mücâdele etti. hayatı, bu mücâdele ile dolu olarak yaşadı ve inandığı ülkü uğruna can verdi. mekânı cennettir inşallah.

kazaklar ve uygurlar osman batur’u hiç unutmadılar. dünya durdukça unutmayacaklar. “bize sen ruh ve şuur verdin, hürriyet aşkını sen bize öğrettin. ey büyük kahraman ! senin yolundan gidecek azimli kahramanlar yetiştireceğiz.” diyerek o’nu anıyorlar. adına şiirler yazılıyor, anma günleri düzenleniyor.

osman batur, yeni ve genç osman batur’ların bedeninde yaşamaya devam ediyor.

çin zulmü bitmez !

jiang zemin ve bush ittifakı
çinliler, altay türkleri’nin millî kahramanı osman batur’u işkencelerden sonra şehit etmekle ancak, bir büyük kahramanın aziz bedenini ortadan kaldırabilmişlerdi. bağımsızlık düşüncesini, türk’lerin bağımsızlık için mücâdele azmini yok edemediler. edebileceklerini zannedip işkence ve zulümlerini sürdürdüler.

osman batur’un tek erkek kardeşi delihan islâmoğlu, istiklâl için giriştiği savaşta esir alınarak şehid edildi. osman batur’un ikinci hanımı, üç oğlu ve beş kızı da esir alındı. 18 yaşındaki kızı kabiyra ile 14 yaşındaki oğlu baybolla, anneleri mamey’in gözleri önünde doğranarak şehid edildi. 11 yaşındaki oğlu kariy ve 9 yaşındaki kızı sapiyan, 20 metre derinliğindeki kuyuya diri diri atıldı. evlâtlarına yapılan bu zulüm, işkence ve katliam neticesinde mamey hatun, aklını kaybetti ve onu da çinliler olay yerinin yakınındaki nehrin azgın sularına attılar.

osman batur’un; şerdiman, nimetullah ve nebî isimli oğulları, babalarının şehit edilmesinden sonra da bağımsızlık savaşını devam ettirdiler.

o. çetinoğlu

ortadoğu

ankakusu
efendim bu hafta ortadoguda iranin pkk operasyonlarinin bir neticesi olarak irak girdigi soylenmekte.

genelkurmay brifinginde asker gerekirse kuzey iraka hic cekinmeden girecegi soylenmistir.

abdullah gul kanal d haberde pkk operasyonlari cercevesinde kuzey iraka girme, girebilme sorunu olmadigini iraklilarla bu isin cozuldugunu ve bunda bir sakinca olmadigini belirtmistir.
turkiyenin kuzey irak girmesinin hicbir gizli amaci olmadigini israrla belirtmistir.

belli ki condoleezza ricein ankaradan sonra ki irak gezisi turkiye acisindan olumlu olmus. abd gorunenen o ki kuzey iraka girmemizi goz yumacak ama bakalim bunun karsiligi ne olacak...

ayrica diger ortadogu ulkeleri pkkya turk-iran ortak operasyonu oldugunu dusunuyor. bu ve iranin kuzey iraka girmesi hususunda komutanlar konusmaktan kacindi. demek ki var bunda bir is...

iran su siralar pkk’ya operasyonlarini yogunlastirmasinin politik bir manevra oldugu apacik ortada. su siralar tabiri caizse, kici sikisan iran, herhangi bir abd operasyonuna karsi yanina turkiyeyi cekmek istiyor. cekmek demeyelimde en azindan tarafsiz kalmasini temin etmek istiyor.

evet ortadoguda bir hafta boyle gecti, tekrar bulusmak dilegiyle...

mustafa denizli

ankakusu
iran milli takimini calistirmasi icin iranlilarin talepte bulundugu teknik adam.
ligden dusmeme mucadelesi veren takimi alip ikinci yapmistir.
ve iranda fatih terimin floransada kendisini ve turkleri sevdirmesi gibi o’da iranda bunun belkide fazlasini yapmistir.(tek kolayligi iranda turklerin sevilmesi ve her bakimdan, rejim haric, ornek alinmasidir)
278 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol