şöyle bir dikkat ettim de; hakkında hiç bir yorum yazmamışım ben bu muhteşem yazarın. utandım kendimden bir an. neyse de;
o biiiiiiirrrr "dakikada 5899876 entry girme ustası"
o biiiiiiirrrr "harika müthiş deli manyak nick sahibi"
o biiiiiiirrrr "ukde canavarı"
o biiiiiiirrrr "theme yapım ustası"
t="yaşam süresi" ise;
t--> "sonsuz" iken her ex-tiryaki tekrar sigaraya başlar.
t--> "sonsuz" iken her ex-tiryaki tekrar sigaraya başlar.
girişi her daim bu satırları yazan şahsın gözlerini nemlendiren, harika, müthiş, muazzam bir parça. başyapıt.
din ve ahlak temalı konuşma. vaiz kimseler tarafından yapılır. cuma namazlarından önce yapılır misal.
(bkz: dvd r)
savaş durumu olduğu için, müslümanların hürriyetleri ve can güvenliklerininbulunmadığı yer. aynı zamanda islami yönetimin olmadığı yer anlamına da gelir.
bu nokta çok zaman yanlış anlaşılmış ve hatta kimi alimler türkiye cumhuriyetinin dar ul harb olduğunu ve cuma namazının dahi farz olmadığını belirtmiştir. ama bu hem kanımca hem de diğer alimlerce yanlış bulunmaktadır ve sadece bir yanlış anlaşılma durumu sözkonusudur.
bu nokta çok zaman yanlış anlaşılmış ve hatta kimi alimler türkiye cumhuriyetinin dar ul harb olduğunu ve cuma namazının dahi farz olmadığını belirtmiştir. ama bu hem kanımca hem de diğer alimlerce yanlış bulunmaktadır ve sadece bir yanlış anlaşılma durumu sözkonusudur.
elinden gelenin bile fazlasını yapmış, canını verecek kadar devletine bağlı olması bir yana, abdestsiz hiçbir evrağa imza atmamış (yobazlık olarak değil, yaptığı işe verdiği önemi anlamak babından) 33 yıl tahtta kalıp bir karış toprağı düşmana vermemiş ama şimdi bazı kendini bilmez, götü tavana vurmuş ve atasına sövmeyi bir bok belleyen aşağılık bünyelerin kendisine bok attığı üstün insan, büyük padişah.
-ve akrabaya bakmayı emreder. hayasızlığı, azgınlığı ve haddi aşmayı yasak eder, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir" diye devam eden ve her cuma namazı hutbesinde okunan ayet. arapçası da sanırım şöyle idi;
"innallahe ye’mürü bil adli vel ihsani ve itaaa izil kurba ve yenha, ve yenha anil fahşaa i vel münkeri vel bağz, yağizukum lealleküm tezekkerûn.."
"innallahe ye’mürü bil adli vel ihsani ve itaaa izil kurba ve yenha, ve yenha anil fahşaa i vel münkeri vel bağz, yağizukum lealleküm tezekkerûn.."
(bkz: cuma namazi proseduru)
(bkz: suphesiz ki allah adaleti iyilik yapmayi)
(bkz: saflari sik ve duzgun yapalim cemaati muslimin)
(bkz: suphesiz ki allah adaleti iyilik yapmayi)
(bkz: saflari sik ve duzgun yapalim cemaati muslimin)
kesinlikle vaaza yetişilmez. zaten kimse dinlemiyor o vaazı, camide birtek yaşlılar oluyor vaaz esnasında, onlarda torunlarının günlük atraksiyonlarını paylaşıyorlar camide arkadaşlarıyla ya da hükumet kurup hükumet yıkıyorlar..
neyse sadede dönelim, kimse vaaza yetişemez. sünnete yetişirsen ne ala.. sünnete yetişmek aynı zamanda camii içinde yer bulmak demektir, sünnete yetişemeyen hasırda ya da satın alacağı kartonda eda edecek demektir namazı.
neyse, sünnet kılınır, sonra herkes oturur ve müezzin yanık sesiyle bir ezan okur. ondan sonra imam hutbeyi okur, peşine suphesiz ki allah adaleti iyilik yapmayi ile başlayan ayeti okur. sonra müezzin kamet getirir ve imam mihraba geçer. bu sırada saflari sik ve duzgun yapalim cemaati muslimin anonsu duyulur ve hurraaaaa tüm cemaatte bir kıpırdanma, herkes sıkışır ve hazır ol vaziyetine geçer. zar zor herkes sıkkıştıktan sonra namaza başlanır. 2 rekatlık farzdan sonra caminin yüzde 70 i boşalır, sonraki sünnetleri kılmaya cemaat kalmaz neredeyse.
cemaatin camiyi terk etmesi de biraz gariptir, kimisi hemen sünnete durduğu için kapı ağzında trafik boğaz trafiğine döner. neyse de, bir şekilde dışarı çıkılır ve boş geçmeyelim cemaat, camimize yardım nidaları işitilir kulaklarda. gönlümüzden ne koparsa verilir ya da verilmez, camiden çıkılır...
kapıda 35678900987 tane dilenci beklemektedir. "öğrenciyiz teyze" denir ve sıvışılır. ama arada sigarayı bırakmış olmanın bilinci ile pakede verilecek para teyzeye sadaka verilir ki, ister istemez bir masumiyet duygusu kaplar bünyeyi...
gönüllerde farz olan bir ibadeti yapmış olmanın verdiği huzur ve rahatlık vardır...
neyse sadede dönelim, kimse vaaza yetişemez. sünnete yetişirsen ne ala.. sünnete yetişmek aynı zamanda camii içinde yer bulmak demektir, sünnete yetişemeyen hasırda ya da satın alacağı kartonda eda edecek demektir namazı.
neyse, sünnet kılınır, sonra herkes oturur ve müezzin yanık sesiyle bir ezan okur. ondan sonra imam hutbeyi okur, peşine suphesiz ki allah adaleti iyilik yapmayi ile başlayan ayeti okur. sonra müezzin kamet getirir ve imam mihraba geçer. bu sırada saflari sik ve duzgun yapalim cemaati muslimin anonsu duyulur ve hurraaaaa tüm cemaatte bir kıpırdanma, herkes sıkışır ve hazır ol vaziyetine geçer. zar zor herkes sıkkıştıktan sonra namaza başlanır. 2 rekatlık farzdan sonra caminin yüzde 70 i boşalır, sonraki sünnetleri kılmaya cemaat kalmaz neredeyse.
cemaatin camiyi terk etmesi de biraz gariptir, kimisi hemen sünnete durduğu için kapı ağzında trafik boğaz trafiğine döner. neyse de, bir şekilde dışarı çıkılır ve boş geçmeyelim cemaat, camimize yardım nidaları işitilir kulaklarda. gönlümüzden ne koparsa verilir ya da verilmez, camiden çıkılır...
kapıda 35678900987 tane dilenci beklemektedir. "öğrenciyiz teyze" denir ve sıvışılır. ama arada sigarayı bırakmış olmanın bilinci ile pakede verilecek para teyzeye sadaka verilir ki, ister istemez bir masumiyet duygusu kaplar bünyeyi...
gönüllerde farz olan bir ibadeti yapmış olmanın verdiği huzur ve rahatlık vardır...
müezzinin farza başlamadan cemaate yaptığı uyarı/anons. bu uyarıdan sonra, gaybdan haber almış gibi tüm cemaat safları düzeltir, insan hacmi yarıya düşer. oysa yarım saattir bas bas bağırıyodur arkadaki cemaat düzeltin şu safları diye. arkadakileri sallamayan cemaat bir anda harekete geçer bu anons sonrası. vay bea dedirtir capt it all kişisine bu olay, kısa yoldan bir müezzinlik kapma hevesine sokar bünyeyi.
insanı gülmekten sandalyeden düşürecek kadar komik bir olaydır. kedi hayvanı aynaya yavaş yavaş yaklaşır, aynadaki kedinin de ona yaklaştığını farkederek, ani bir refleks ile geri çekilir ve fizik kanunları gereği aynadaki görüntü de geri çekilir, tekrar yaklaşır tekrar irkilerek geri çekilir, bu olay defalarca tekrarlanmasına rağmen kedi hayvanı tarafından anlaşılamaz. (e doğal olarak) sonuç olarak ortaya çok komik, çok eğlenceli bir atraksiyon çıkar.
saatlerce bekleyip netten çektiğiniz filmin elinizde patlamasına vesile olan kötü bir vaziyettir. ya da türkçe altyazı araştırılıp bulunur fakat fps geyiği uymaz, ya altyazı yavaş gider, ya da film. siz filme söversiniz ben altyazıya...
script engelleyici eklentisi ile, ie tab açma özelliği ile, forecast eklentisi ile, temaları ile, tabbed özelliği ve sürüklenebilitesi ile, yer imlerine rahat ulaşım ile>, içe aktarma-dışa aktarma özelliği ile, bütünleşik arama motoru özelliği ve bu arama motorlarının arttırılabilir olması ile, açık kaynak kodlu olmasıyla ve elbette hız faktörü ile ve daha sayamadığım 392482958652 tane özelliği ile -eğer varsa- yazılım dalında oscar ayarında en büyük ödülü hak eden yazılım.
garip bir şeydir ve vardır böyle bir şey. artık einsteinin izafiyet teorisiyle mi açıklanır, yoksa benim pazartesileri şizofrenleşmemden mi bilemem. ama bunca yıllık tecrübelerime dayanarak rahatça ifade edebilirim ki, pazartesi günleri pazar günlerinden uzundur.
(bkz: pazartesi)
(bkz: pazartesi sendromu)
(bkz: pazartesi fobisi)
(bkz: pazartesi)
(bkz: pazartesi sendromu)
(bkz: pazartesi fobisi)
sürüklenebilir olması, onu vazgeçilmez kılar, müptelası yapar kendine.
herhangi bir bitkisel üründen, ki genellikle şeker pancarı, ayçiçeği gibi endüstriyel bitkilerden esas madde çıkarıldıktan sonra hayvanlara yem olarak verilen artık.
bir konu hakkında bir yargıya varmaya bilgisi ve/veya zekası yetmeyen kişinin, başka bir kişinin (herhangi biri) o konudaki düşüncelerini yargılamadan, toptan kaul etmesi ve onu hak bilip kendine mâl etmesidir.
bir insanın kalitesi, kanımca mümkün olduğu kadar çok konuda kendi yargılarına sahip olabilmesi ile ölçülür. bu sebepten, zekasına hayran kaldığım, yöntemini örnek aldığım bir insandır hıncal uluç. kişiliğini beğenmesem de, severim kendisini. her zaman iddialı, her zaman yargılayıcı.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?