imzasını bile bu şekilde atmazmış..
imzasını gördünüz mü bilmem, ben gördüm... soyadı "okur" dur. milliyetçi olmadığı için kürt milliyetçiliği hiç yapmamıştır. yüzlerce talebesinden birisi dahi said-i kürdi sıfatını kullanmamıştır. zaten talebelerinin totali de türktür eğer bu sizi tatmin edecek ise..
yeter artık bok atmayın şu mübarek adama, önce yazdıklarını okuyun, bir yanlış görürseniz, düzeltirsiniz. yoksa yaptığınız, ölü kardeşinizin etini yemekten(gıybet-iftira) başka bir şey değildir.
c=yarın buluşuyoz gelmen gerek
x=ne zaman buluşuyoruz?
c=yarın dedik ya!
x=yarın mı buluşuyoruz?
c=hayır
x=ya ne zaman buluşuyoruz?
c=(alaycı)kim ne zaman buluşuyor?
x=abi yarın buluşmuyo muyuz?
c=(mavi ekran)(10 sn sonra yarılma efekti)
c=capt
x=telefondaki şahıs
(valla o zaman yarmıştı)
x=ne zaman buluşuyoruz?
c=yarın dedik ya!
x=yarın mı buluşuyoruz?
c=hayır
x=ya ne zaman buluşuyoruz?
c=(alaycı)kim ne zaman buluşuyor?
x=abi yarın buluşmuyo muyuz?
c=(mavi ekran)(10 sn sonra yarılma efekti)
c=capt
x=telefondaki şahıs
(valla o zaman yarmıştı)
aynı isimli bir futbolcu; uzun yıllar önce real madrid, ardından uzun yıllar fc barcelona forması giymiştir. defans dahil her mevkide oynardı. 2 sene önce, 34 yaşında camp nou da alkışlar ile beraber jübilesini yapmıştır.
#392876
ne yazayım bilmiyorum ki,
başın sağolsun.
başımız sağolsun.
vatan sağolsun.
ne yazayım bilmiyorum ki,
başın sağolsun.
başımız sağolsun.
vatan sağolsun.
heroes of might and magic 3 deki en baba hero.
çok iddialı değil ama; belki bu entrymdeki düşüncelerim size bir fikir verebilir;
#392884
#392884
her yazarın edebi becerisi olmayabilir, bu gayet normal karşılanması gereken bir durum. her yazarın espri anlayışı da mükemmel olmayabilir, bu noktada da bir sıkıntımız yok. her yazar, formata aykırı olmamak kaydıyla her türlü entry de girebilir, buna da kimsenin söyleyeceği bir söz olamaz. ama bir yazar her daim sıçıyor ise, ortada eşşek kadar büyük bir problem var demektir.
"sözlüğe yazmak için gereken nitelikler ne olmalıdır?" tarzında bir soruya cevap veremem, lakin, arayacağım ilk özellik, yazabiliyor olmasıdır. her yazar da anasının karnından yazma yetisi ile doğmadığına göre; öğrenmenin bir yolu var demektir. işte konu bu noktada çıkmaza giriyor.. toplum olarak genelde; okumuyoruz, yazmaya çalışıyoruz.. bilmiyoruz, başkasına anlatmaya çalışıyoruz. ve hiç akıllanmadan devam ediyoruz ve devam ediyoruz ve devam... kimse bizi uyarmıyor, uyarsa da akıl değil para istiyoruz.. işte sözlükteki ikinci sınıf entry giren yazarlar da aynen böyle yapıyorlar.
peki ya birinci sınıf ikinci sınıf farkı? öncelikle; kanımca, entryleri "şu birinci, şu ikinci sınıf" diye ayıramayız; ama sözlükte oluşan ortak bir akla göre, şu entry kötü, şu entry harika diyebiliriz, ki istatistikler butonuna tıkladığımızda görüyoruz bu ayrımı. ve yine bana göre birinci sınıf entry girenler, bir konuya yorum yapmadan veya bir başlık altına yazmadan önce, düşünüp nasıl bir entry ortaya çıkaracağını tasarlıyor, mevcut bilgisini edebi bir tarzda aktarıyor. ama ikinci sınıf entry giren yazarlar ise, hem bilmeden, hem de düşünmeden, belki ikinci bir kere dahi okumadan yazıyorlar. sıkıntı burada. bence tabii.
peki ne yapılmalı?
"çözüm şudur" diyecek kadar bilgi ve anlatım gücüne sahip değilim ama, usta yazarlardan öğrtendiğim kadarıyla, çok entry girmektense, (tematik hariç tabii ki) güzel entry girmeye dikkat etmek, kaliteyi yükseltmek adına yapılabilecek en kolay ve en güzel iştir.
"sözlüğe yazmak için gereken nitelikler ne olmalıdır?" tarzında bir soruya cevap veremem, lakin, arayacağım ilk özellik, yazabiliyor olmasıdır. her yazar da anasının karnından yazma yetisi ile doğmadığına göre; öğrenmenin bir yolu var demektir. işte konu bu noktada çıkmaza giriyor.. toplum olarak genelde; okumuyoruz, yazmaya çalışıyoruz.. bilmiyoruz, başkasına anlatmaya çalışıyoruz. ve hiç akıllanmadan devam ediyoruz ve devam ediyoruz ve devam... kimse bizi uyarmıyor, uyarsa da akıl değil para istiyoruz.. işte sözlükteki ikinci sınıf entry giren yazarlar da aynen böyle yapıyorlar.
peki ya birinci sınıf ikinci sınıf farkı? öncelikle; kanımca, entryleri "şu birinci, şu ikinci sınıf" diye ayıramayız; ama sözlükte oluşan ortak bir akla göre, şu entry kötü, şu entry harika diyebiliriz, ki istatistikler butonuna tıkladığımızda görüyoruz bu ayrımı. ve yine bana göre birinci sınıf entry girenler, bir konuya yorum yapmadan veya bir başlık altına yazmadan önce, düşünüp nasıl bir entry ortaya çıkaracağını tasarlıyor, mevcut bilgisini edebi bir tarzda aktarıyor. ama ikinci sınıf entry giren yazarlar ise, hem bilmeden, hem de düşünmeden, belki ikinci bir kere dahi okumadan yazıyorlar. sıkıntı burada. bence tabii.
peki ne yapılmalı?
"çözüm şudur" diyecek kadar bilgi ve anlatım gücüne sahip değilim ama, usta yazarlardan öğrtendiğim kadarıyla, çok entry girmektense, (tematik hariç tabii ki) güzel entry girmeye dikkat etmek, kaliteyi yükseltmek adına yapılabilecek en kolay ve en güzel iştir.
90+3de tümerin attığı golle 4-1 sonuçlanan maç.
64 de deivid ile 3-1 olan maç.
gol gelmiyo derken yağmur gibi gelmeye başladı maşaallah.
gol gelmiyo derken yağmur gibi gelmeye başladı maşaallah.
adamın biri iş arıyomuş. çok istediği bir firmanın görüşmelerine girmiş.
sorular, sorular, sınavlar.. yetkililer de fark etmiş ki herif tin tin pek bir işe yaramaz.
neyse, pazarlama ister misin demişler.
"yok ben daha güzel.. daha kalifiye bi iş arıyorum" demiş.
"allah allah şansını zorlama. peki satış düşünür müsün?"
"yok o da olmaz, çok basit bir iş o, ne varki mal satmakta, olmaz.."
"pekii içinde hem sex hem de seyahat olan bi iş sunsak size:"
"işte bu yaa, bunu niye baştan söylemiyosunuz. tam böyle bişey arıyordum. neymiş o..??"
"siktir git"
sorular, sorular, sınavlar.. yetkililer de fark etmiş ki herif tin tin pek bir işe yaramaz.
neyse, pazarlama ister misin demişler.
"yok ben daha güzel.. daha kalifiye bi iş arıyorum" demiş.
"allah allah şansını zorlama. peki satış düşünür müsün?"
"yok o da olmaz, çok basit bir iş o, ne varki mal satmakta, olmaz.."
"pekii içinde hem sex hem de seyahat olan bi iş sunsak size:"
"işte bu yaa, bunu niye baştan söylemiyosunuz. tam böyle bişey arıyordum. neymiş o..??"
"siktir git"
59da alex ile tekrar fenerin öne geçtiği maç.
56 da durum 1-1 oldu.
47nci dakikada nihayet bir gol olmuş maç.
toprak kadar fakir anlamında ingilizce deyim.
zamanında ingilteredeki evlerin birçoğunun zemini topraktanmış. sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmışmış. toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmış.
zamanında ingilteredeki evlerin birçoğunun zemini topraktanmış. sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmışmış. toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmış.
1500’lerde ingiltere’de işler şöyle yapılıyordu :
insanların çoğu haziran’da evleniyordu çünkü senelik
banyolarını mayıs
ayında yapıyorlar, haziran’da hala çok kötü
kokmuyorlardı. ama yine de
kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından
çıkan kokuyu bastırmak
amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.
*alıntı.
insanların çoğu haziran’da evleniyordu çünkü senelik
banyolarını mayıs
ayında yapıyorlar, haziran’da hala çok kötü
kokmuyorlardı. ama yine de
kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından
çıkan kokuyu bastırmak
amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.
*alıntı.
asiri ishalden sikayetci biri cerrahpasaya gider hemen.. ama burokrasiden dolayi belgeleri karisir ve kahramanimizi yanlislikla psikiyatri servisine havale ederler.. 15 gun suren tedaviden sonra, taburcu olacagi gun, bir arkadasi karsilamaya gelir - "noldu gecti mi ishal ?" - "hayir gecmedi ama artik takmiyorum...
yarmış bitirmiş bir fıkradır;
soguk bir mart gecesinde genc erkek kediler disari cikmak icin susleniyorlar. tam bu sirada kucuk erkek kedi birinin kolunu cekiyor. - "abi nereye gidiyorsunuz? bende geleyim mi?" - "hayir, biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz. sen gelemezsin" kucuk kedi 2. ve 3 .gunde sansini denemis ama hep olumsuz cevap. - "hayir, biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz" kucuk kedi yine bir aksam uzeri disariya cikmaya hazirlanan abilerine yaklasmis - "abi bende gelebilirmiyim" diye sormus. babacan bir kedi; - "hadi gel, lan sende ogren" demis. kucuk erkek kedi ve abileri cok soguk ve karli bir mart gecesinde sokaklarda dolasmaya baslamislar ve hemen bir plan yapilmis. bir evin catisina cikip bekleyecekler ve asagidan disi kediler gecerken saldiracaklar. aynen plandaki gibi catiya cikmislar baslamislar beklemeye, kar yagiyor ve hava cok soguk, aradan gecen 2 saatten sonra yoldan gelip gecen yok. abilerinin yaninda bekleyen kucuk erkek kedi iyice usumus ve titrek bir sesle abisinin koluna durtmus; - "abicim ben bi on dakika daha sevisir sonra giderim" demis.
soguk bir mart gecesinde genc erkek kediler disari cikmak icin susleniyorlar. tam bu sirada kucuk erkek kedi birinin kolunu cekiyor. - "abi nereye gidiyorsunuz? bende geleyim mi?" - "hayir, biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz. sen gelemezsin" kucuk kedi 2. ve 3 .gunde sansini denemis ama hep olumsuz cevap. - "hayir, biz disi kedilerle sevismeye gidiyoruz" kucuk kedi yine bir aksam uzeri disariya cikmaya hazirlanan abilerine yaklasmis - "abi bende gelebilirmiyim" diye sormus. babacan bir kedi; - "hadi gel, lan sende ogren" demis. kucuk erkek kedi ve abileri cok soguk ve karli bir mart gecesinde sokaklarda dolasmaya baslamislar ve hemen bir plan yapilmis. bir evin catisina cikip bekleyecekler ve asagidan disi kediler gecerken saldiracaklar. aynen plandaki gibi catiya cikmislar baslamislar beklemeye, kar yagiyor ve hava cok soguk, aradan gecen 2 saatten sonra yoldan gelip gecen yok. abilerinin yaninda bekleyen kucuk erkek kedi iyice usumus ve titrek bir sesle abisinin koluna durtmus; - "abicim ben bi on dakika daha sevisir sonra giderim" demis.
bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi: "dikkat! karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!" ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti: "şimdi o karpuzlardan iki tane var!"
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?