yarın abddeki tüm mağazalarını steve jobsun anısına yapılacak olan tören için kapatacak şirket.
açılım diyenlere sözüm... size yazıklar olsun.
pkkdan bağımsızız diyen bdplilere sözüm; sizin allah belanızı versin.
biz ne zaman vur ensesine al ekmeğini milleti olduk, anlayamıyorum ki?
pkkdan bağımsızız diyen bdplilere sözüm; sizin allah belanızı versin.
biz ne zaman vur ensesine al ekmeğini milleti olduk, anlayamıyorum ki?
(bkz: kıyamet ambarı)
norveç’in svalbard adasına inşaa edilmiş olan bu yapı, dünyanın herhangi bir felaketle karşılaşmasının ardından bitkisel yaşamın tekrardan canlandırılabilmesi adına, dünyadaki tüm sebze meyve ve bitki tohumlarını depolamaktadır. aynen nuhun gemisi gibi.
bir dağın 10 metre aşağısında inşa edilmiş olan bu yerde 4 milyon farklı tohum saklanmakta.
bir dağın 10 metre aşağısında inşa edilmiş olan bu yerde 4 milyon farklı tohum saklanmakta.
kızının ismi alaradır.
babasını kaybetmiştir. başı sağolsun.
sahan markasının da böyle bir ürünü mevcuttur. ancak içerisinde bulunan kuyruk yağı yüzünden ağzınıza yağdan sakızlar yapışır, damağınızda kuru yağlı bir iz bırakır.
geçtiğimiz cumartesi akşamı hayrettin isimli programa konuk olmuşlardı bu kokoşlar. ve bildiğiniz çıplaktılar. esra mı ceyda mı artık hangisiyse (daha büyük olan kardeş) öyle bir elbise giymiş ki, degajesi yırtılmış gibi göğüs halkaları dışarıdaydı. hayır, televizyonu izlediğim kişilere sordum ne görüyorsun diye, onlar da aynı şeyi söylediler.
bu derece basitlik bu derece pavyonvarilik ben kimsede görmemiştim. öbür kıskardeş de charlienin meleği gibi giyinmiş fırlamış gelmiş. yetmemiş süs köpeğini de yanında getirmiş. sanırsın cameron diaz gelmiş programı şereflendirmiş.
bunların üniversite mezunu olduğuna inanasım yok. ya gerçekten gerizekalılar, ya da aptal rolünü çok gerçekçi oynuyorlar; çözemedim!
bu derece basitlik bu derece pavyonvarilik ben kimsede görmemiştim. öbür kıskardeş de charlienin meleği gibi giyinmiş fırlamış gelmiş. yetmemiş süs köpeğini de yanında getirmiş. sanırsın cameron diaz gelmiş programı şereflendirmiş.
bunların üniversite mezunu olduğuna inanasım yok. ya gerçekten gerizekalılar, ya da aptal rolünü çok gerçekçi oynuyorlar; çözemedim!
diğer herşeyden olduğu gibi arabadan da alınan vergidir. ama öyle bir vergi türüdür ki bu, arabanın özel tüketim vergisine dahi kesilir.
"eeee, özel tüketim vergisi de bir vergidir en nihayetinde onun da vergisi olur mu???!" demeyin. var. kazık gibi giriyor hem de.
"eeee, özel tüketim vergisi de bir vergidir en nihayetinde onun da vergisi olur mu???!" demeyin. var. kazık gibi giriyor hem de.
devlet teknokratları tarafından "zam yapmak" manasında kullanılan, insanları kaz yerine koyan zihniyetin mahsulü kelime.
2 gün önce 100 bin tl olan arabanın şu anda 150 bin olduğunu biliyorsunuz değil mi?
2 gün önce 100 bin tl olan arabanın şu anda 150 bin olduğunu biliyorsunuz değil mi?
türkçe karşılığı sürtünüktür.
#1028706
#1028706
tdk tarafından oluşturulmuş olan kurul. amaç ağzımızdan eksik etmediğimiz türkçe’de karşılığı bulunmayan yabancı kökenli kelimelere karşılık türetmek.
alın bir bukle türetmişler sevgili gençler:
’istenmeyen ileti’ olarak bilinen ’spam’ sözcüğü yerine ’çöpçül’
’flaş haber’ yerine ’zırtgel’
ter kokularını önlemek amacıyla koltuk altına sürülen ’roll on’ yerine ’topbaş’
bilgisayar faresinin altına konulan ’mousepad’ yerine ’sürtünük’
çok renkli değil mi? hem de her bir kurul üyesi öyle bir deha ki böyle zıttırıktan kelimeleri biz arasak bulamazdık!
zam yerine güncelleme var bir de?!
alın bir bukle türetmişler sevgili gençler:
’istenmeyen ileti’ olarak bilinen ’spam’ sözcüğü yerine ’çöpçül’
’flaş haber’ yerine ’zırtgel’
ter kokularını önlemek amacıyla koltuk altına sürülen ’roll on’ yerine ’topbaş’
bilgisayar faresinin altına konulan ’mousepad’ yerine ’sürtünük’
çok renkli değil mi? hem de her bir kurul üyesi öyle bir deha ki böyle zıttırıktan kelimeleri biz arasak bulamazdık!
zam yerine güncelleme var bir de?!
yabancı sözcüklere türkçe karşılık bulma kurulu diye bir kurul kurmuşlar. amaç türkçede ağzımıza pelesenk olmuş, ancak türkçede karşılığı olmayan kelimelere karşılık bulmak. bu kurulun içerisinde candan erçetin falan da var, öööyle bir kurul.
(bkz: yabancı sözcüklere türkçe karşılık bulma kurulu)
(bkz: yabancı sözcüklere türkçe karşılık bulma kurulu)
sağlam fikirleri var. ağzına pelesenk olmuş olan dangalak lafı her konuşmasının içerisinde neredeyse.
bu sabah alem fm kripto odasına konuk oldu kendisi, türkçenin geleceğine dair görüşü şudur:
"türkiyenin anadili artık ingilizcedir! her lafın içerisinde ingilizce kelimeler var. koca adam 26 sene türkiyede yaşıyor, sonra master/doktorası için 2 sene gidip abdde kalıyor sonra "ingilizceyi daha rahat konuşuyorum yeaa". ulan 26 sene geçirmişsin bu ülkede, 2 senede türkçeyi nasıl unutup da ingilizceyi daha rahat konuşur oluyorsun anlamıyorum!"
bu sabah alem fm kripto odasına konuk oldu kendisi, türkçenin geleceğine dair görüşü şudur:
"türkiyenin anadili artık ingilizcedir! her lafın içerisinde ingilizce kelimeler var. koca adam 26 sene türkiyede yaşıyor, sonra master/doktorası için 2 sene gidip abdde kalıyor sonra "ingilizceyi daha rahat konuşuyorum yeaa". ulan 26 sene geçirmişsin bu ülkede, 2 senede türkçeyi nasıl unutup da ingilizceyi daha rahat konuşur oluyorsun anlamıyorum!"
samimiyetsiz geliyor bana.
yaşadıklarıyla da alakalıdır belki bilmiyorum, ama trtde olan sabah programında inanılmaz şekilde samimiyetsiz davranışlarına şahitlik ediyoruz. bir soğukluk var. ne bileyim, bir seda sayan ya da ayşegül yazıcı olmasını beklemiyoruz, ama davranışlarından da samimiyetsiz, duygusuz dalgalar almak istemiyoruz en nihayetinde.
her neyse, programı fazla izlenmiyorsa eğer sebebi bu. bilsin istedim.
yaşadıklarıyla da alakalıdır belki bilmiyorum, ama trtde olan sabah programında inanılmaz şekilde samimiyetsiz davranışlarına şahitlik ediyoruz. bir soğukluk var. ne bileyim, bir seda sayan ya da ayşegül yazıcı olmasını beklemiyoruz, ama davranışlarından da samimiyetsiz, duygusuz dalgalar almak istemiyoruz en nihayetinde.
her neyse, programı fazla izlenmiyorsa eğer sebebi bu. bilsin istedim.
derginin türkiye- ab müzakereleriyle ilgili yazdığı acı ama gerçek satırlar:
"gelişen bir ekonomi, laik demokrasi ve yeni bölgesel güçle beraber, ‘avrupaya kimin ihtiyacı var ki?’ nakaratı da geliyor. 2005te başlayan üyelik müzakereleri, kıbrıs konusundaki tartışmalar ve bazı avrupa birliği ülkelerinin türkiyenin üyeliğine direnmesi nedeniyle durmuş halde. bir yıldır yeni bir başlık açılmadı. türkiye hava ve deniz limanlarını rumlara açana kadar da yeni başlık açılmayacak ki bu da pek olası değil."
"gelişen bir ekonomi, laik demokrasi ve yeni bölgesel güçle beraber, ‘avrupaya kimin ihtiyacı var ki?’ nakaratı da geliyor. 2005te başlayan üyelik müzakereleri, kıbrıs konusundaki tartışmalar ve bazı avrupa birliği ülkelerinin türkiyenin üyeliğine direnmesi nedeniyle durmuş halde. bir yıldır yeni bir başlık açılmadı. türkiye hava ve deniz limanlarını rumlara açana kadar da yeni başlık açılmayacak ki bu da pek olası değil."
kendisi bir açıklama yapmıştır, okuyan bünyelere bir "yuh artık!!!" çektirmiştir. yazıyı okuyun yorumu akabinde okursunuz.
"türkiye’nin meridyeni, paraleli var. sonuçta, hayatımızda zaten pratikte yaşadığımızın resmiyetle sistematize edilip edilmeyeceği ile alakalı bir konudur bu. bu enerji sektörü açısından ortaya koyduğumuz bir fikirdir. ama bugün bakıyorum bazı yayın organlarında bu, alınmış bir kararmışcasına aktarılıyor. bu doğru değil, bu toplumda tartışmaya açılacaktır. sonuçta ne kadar rağbet göreceği ortaya çıkacaktır. ama ben enerji sektörü açısından ve bir kısım bilimsel çalışmalarla gün ışığının insan üzerinde oluşturduğu psikoloji açısından bakıyorum.
eğer sabah 5,5’da, 6’da gün ışıyorsa ve bir saat sonra mesaiye başlanabiliyorsa ben sektör olarak, enerji verimliliği açısından daha fazla faydalanacağım demektir. bunun uygulanıp, uygulanamayacağını hep beraber görürüz, ama enerji sektörü açısından kesinlikle bu bir artıdır, bir değerdir. binalar, fabrikalar, iş yerleri, kamu özel sektörün her birisi gün ışığına göre aydınlatmasını düzenlemektedir. zaten binayı yapımında, inşaatçılıkta bu var. insanların da buna rahatlıkla uyabileceğini düşünüyorum, bunları kamuoyu ile paylaşmak adına söyledim.”
cumartesi mesai olacak mi?
cumartesi günü mesaiye ilişkin olarak da yıldız, “türkiye de daha çok çalışmaya ihtiyacımız vardır” başlığı altında konuşulan bir konu olduğunu ifade ederek, “ama ön plana çıkan, cumartesi mesaisi ile alakalı konu” dedi.
yıldız, türkiye’nin, bütün sektörleriyle beraber son 9 yılda çok ciddi bir atılım yaptığını, gsyh’nı 3 katına katladığını vurgularken, şunları söyledi:
“bunlar çalışarak oluyor. bunlar oturarak olmuyor. biz zaten fiili olarak cumartesi, pazarda çalışıyoruz ama buna ne kadar çok katılım olursa, o kadar daha fazla iyi olacaktır.
bugün seçimlerde sandıkların ağrı’da kars’ta istanbul’a göre, balıkesir’e göre bir saat daha önce sandıkların açılıp oylamanın daha erken bitirilmesindeki temel mantık, hayatın her döneminde yararlanılabilecek bir mantıktır, ben böyle düşünüyorum. bunun özellikle sektörümüz açısından verimlilik açısından çok ciddi getirileri var. tartışmaya açıyoruz, kamuoyuyla paylaşıyoruz.”
gün ışımasından 1 saat sonra mesai
hangi saatlerin önerildiğine ilişkin soru üzerine de yıldız, gün ışımasından 1 saat sonra başlayan mesainin enerji verimliliği açısından doğru olacağını düşündüğünü bildirdi. yıldız, türkiye’nin kendi sınırları içinde dahi 1 saat 10 dakikalık zaman farkı olan yerlerin bulunduğuna işaret etti.
yıldız, “bugün özel sektörün önemli ölçüde uyguladığı zaman dilimidir bu. özel sektörle beraber kamunun bu manada yapılanması olabilir mi olamaz mı? tartışmaya açtığımız konu yalnızca enerji sektörü açısından değerlendirdiğimiz enerji verimliliği ile alakalı hususlardır” dedi.
******
kendisi erken başlayalım diyor, ancak mesaimizi erken bitirebileceğimizi özellikle söylemekten kaçınıyor gibi duruyor. çünkü sayın bakan, başlayalım derken hiç şu saatte de bitirirz gibi bir lafı dillendirmiyor bile.
hayır, zaten ab standartlarına göre çalışmıyoruz ki biz? günde 8 saat çalışmamız gerekirken biz mesaiye 8.30 da başlayıp 18.00 de bitiriyoruz. bir de cumartesi çalışmak neyin nesi?
o halde sen bize hakkımız olanı ver çok sayın bakan, her sektörü fix 8 saat mesaili sistemler haline getir, biz sonra bu cumartesileri de çalışma konusuna gelelim.
türkiyenin meridyeni var, paraleli var böyle saçmalık olmaz!
"türkiye’nin meridyeni, paraleli var. sonuçta, hayatımızda zaten pratikte yaşadığımızın resmiyetle sistematize edilip edilmeyeceği ile alakalı bir konudur bu. bu enerji sektörü açısından ortaya koyduğumuz bir fikirdir. ama bugün bakıyorum bazı yayın organlarında bu, alınmış bir kararmışcasına aktarılıyor. bu doğru değil, bu toplumda tartışmaya açılacaktır. sonuçta ne kadar rağbet göreceği ortaya çıkacaktır. ama ben enerji sektörü açısından ve bir kısım bilimsel çalışmalarla gün ışığının insan üzerinde oluşturduğu psikoloji açısından bakıyorum.
eğer sabah 5,5’da, 6’da gün ışıyorsa ve bir saat sonra mesaiye başlanabiliyorsa ben sektör olarak, enerji verimliliği açısından daha fazla faydalanacağım demektir. bunun uygulanıp, uygulanamayacağını hep beraber görürüz, ama enerji sektörü açısından kesinlikle bu bir artıdır, bir değerdir. binalar, fabrikalar, iş yerleri, kamu özel sektörün her birisi gün ışığına göre aydınlatmasını düzenlemektedir. zaten binayı yapımında, inşaatçılıkta bu var. insanların da buna rahatlıkla uyabileceğini düşünüyorum, bunları kamuoyu ile paylaşmak adına söyledim.”
cumartesi mesai olacak mi?
cumartesi günü mesaiye ilişkin olarak da yıldız, “türkiye de daha çok çalışmaya ihtiyacımız vardır” başlığı altında konuşulan bir konu olduğunu ifade ederek, “ama ön plana çıkan, cumartesi mesaisi ile alakalı konu” dedi.
yıldız, türkiye’nin, bütün sektörleriyle beraber son 9 yılda çok ciddi bir atılım yaptığını, gsyh’nı 3 katına katladığını vurgularken, şunları söyledi:
“bunlar çalışarak oluyor. bunlar oturarak olmuyor. biz zaten fiili olarak cumartesi, pazarda çalışıyoruz ama buna ne kadar çok katılım olursa, o kadar daha fazla iyi olacaktır.
bugün seçimlerde sandıkların ağrı’da kars’ta istanbul’a göre, balıkesir’e göre bir saat daha önce sandıkların açılıp oylamanın daha erken bitirilmesindeki temel mantık, hayatın her döneminde yararlanılabilecek bir mantıktır, ben böyle düşünüyorum. bunun özellikle sektörümüz açısından verimlilik açısından çok ciddi getirileri var. tartışmaya açıyoruz, kamuoyuyla paylaşıyoruz.”
gün ışımasından 1 saat sonra mesai
hangi saatlerin önerildiğine ilişkin soru üzerine de yıldız, gün ışımasından 1 saat sonra başlayan mesainin enerji verimliliği açısından doğru olacağını düşündüğünü bildirdi. yıldız, türkiye’nin kendi sınırları içinde dahi 1 saat 10 dakikalık zaman farkı olan yerlerin bulunduğuna işaret etti.
yıldız, “bugün özel sektörün önemli ölçüde uyguladığı zaman dilimidir bu. özel sektörle beraber kamunun bu manada yapılanması olabilir mi olamaz mı? tartışmaya açtığımız konu yalnızca enerji sektörü açısından değerlendirdiğimiz enerji verimliliği ile alakalı hususlardır” dedi.
******
kendisi erken başlayalım diyor, ancak mesaimizi erken bitirebileceğimizi özellikle söylemekten kaçınıyor gibi duruyor. çünkü sayın bakan, başlayalım derken hiç şu saatte de bitirirz gibi bir lafı dillendirmiyor bile.
hayır, zaten ab standartlarına göre çalışmıyoruz ki biz? günde 8 saat çalışmamız gerekirken biz mesaiye 8.30 da başlayıp 18.00 de bitiriyoruz. bir de cumartesi çalışmak neyin nesi?
o halde sen bize hakkımız olanı ver çok sayın bakan, her sektörü fix 8 saat mesaili sistemler haline getir, biz sonra bu cumartesileri de çalışma konusuna gelelim.
türkiyenin meridyeni var, paraleli var böyle saçmalık olmaz!
münevver karabulutun kafasını keserek bir çöp konteynırına atan kişi, an itibariyle görülen davada savcının müebbet hapis istemiyle yargılanmakta. kesin kararın verilmesi an meselesi...
metin arolatın konu üzerinde çalıştığı rivayet ediliyor.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?