bir ilyas salman aforizması.
asıl başlık "atatürk mezardan kalkacak ve hepinizin anasını belleyecek" olacak idi, olamadı.
sarfedilen bu sözün muhattabı ise, cübbeli ahmet hoca’ydı.
kendisiyle antalya’daki altın portakal festivali’ne katılmadan hemen önce havalimanında karşılaşıp aynı servise düştüklerinde çıkan atışmalarından sonra sarfetmiştir bu sözleri.
ilgili haber için:
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/18952932.asp
dün gece ilk defa izleme şerefine nail oldum.
ekrana ilk baktığımda jüri üyeleri yarışmacıya arkaları dönük şekilde oturmaktalardı. murat boz’un eli düğmeye gidip geliyor; sanki dünyayı kurtacakmış gibi bir ciddiyetle olayı irdelerken hülya avşar kafasını gülerek sallayarak yihuuaaavvv modunda düğmeye basıp arkasını dönmüştü. hülya’nın attığı çığlıklar stüdyodan taşmıştır eminim. murat boz tüm diğer jüri üyelerinden çok daha fazla yarışmacı kaptı sanıyorum, zira her birine salya sümük sarılıyordu. mustafa sandal (nasıl beceriyorsa artık bilmiyorum) oturduğu yerde dans ederken birden duruveriyor; bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi’nin bahçesindeki düşünen adam moduna giriveriyordu. onu geçtim kimseye kolay kolay da arkasını dönmedi. o yüzden kendi yarışmacıları bir elin parmaklarından çok daha az sanıyorum. hadise’ye gelecek olursak, yarışmacılara lütfen bana "gelllll bana geeeeeeeeeeeeeeel!" diye yalvarırken; masum köpek bakışını takınıyordu. onu geçtim, işi abartıp gel aban sen yavrum geeeeehhhl derken belini kıvırması dudaklarını büzmesi falan alay konusu oldu. yılların kaşarlanmış sanatçıları gibi olan tutumları izleyenleri itiyordu bence. hele bir de hülya’yı düşünün!
bir defa format olarak diğerlerinden farklı. çünkü yarışmacıların arasındaki rekabetin bir benzeri jüri arasında da mevcut. misal hülya avşar öyle tavırlar sergiledi ki, iyi ki hadise oturduğu yerden inip saçını yolmadı, murat boz yumruklamadı diye düşündürttü bana.
hülya avşar; yarışmacı kapmaya çalışırken eleştiriyle, aşağılamayı birbirine karıştırdı; murat boz’u, hadise’yi ve mustafa sandal’ı yerden yere vurdu.
bir yarışmacıya, "sen onları bırak bana gel. hadise murat falan pop’tan başka hiç bir şey bilmez, ne anlarlar. gel ben seni yoğurup halkın önüne sunayım! onlarda iş yok, çok amatörler." tadında bir açıklama yaptı.hadise oturduğu yerden "ne alakası var yeaa?!" tadında ileriye doğru sarkarken; murat boz da, "çok amatörüm, cahilim. bu iş bilmiyorum. o yüzden buradayım!" dedi noktayı koydu.
mustafa sandal ise sessizliğini korudu. yapılan çok belden aşağı vuracak bir şeydi. susmasa ne yazar?
ekrana ilk baktığımda jüri üyeleri yarışmacıya arkaları dönük şekilde oturmaktalardı. murat boz’un eli düğmeye gidip geliyor; sanki dünyayı kurtacakmış gibi bir ciddiyetle olayı irdelerken hülya avşar kafasını gülerek sallayarak yihuuaaavvv modunda düğmeye basıp arkasını dönmüştü. hülya’nın attığı çığlıklar stüdyodan taşmıştır eminim. murat boz tüm diğer jüri üyelerinden çok daha fazla yarışmacı kaptı sanıyorum, zira her birine salya sümük sarılıyordu. mustafa sandal (nasıl beceriyorsa artık bilmiyorum) oturduğu yerde dans ederken birden duruveriyor; bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi’nin bahçesindeki düşünen adam moduna giriveriyordu. onu geçtim kimseye kolay kolay da arkasını dönmedi. o yüzden kendi yarışmacıları bir elin parmaklarından çok daha az sanıyorum. hadise’ye gelecek olursak, yarışmacılara lütfen bana "gelllll bana geeeeeeeeeeeeeeel!" diye yalvarırken; masum köpek bakışını takınıyordu. onu geçtim, işi abartıp gel aban sen yavrum geeeeehhhl derken belini kıvırması dudaklarını büzmesi falan alay konusu oldu. yılların kaşarlanmış sanatçıları gibi olan tutumları izleyenleri itiyordu bence. hele bir de hülya’yı düşünün!
bir defa format olarak diğerlerinden farklı. çünkü yarışmacıların arasındaki rekabetin bir benzeri jüri arasında da mevcut. misal hülya avşar öyle tavırlar sergiledi ki, iyi ki hadise oturduğu yerden inip saçını yolmadı, murat boz yumruklamadı diye düşündürttü bana.
hülya avşar; yarışmacı kapmaya çalışırken eleştiriyle, aşağılamayı birbirine karıştırdı; murat boz’u, hadise’yi ve mustafa sandal’ı yerden yere vurdu.
bir yarışmacıya, "sen onları bırak bana gel. hadise murat falan pop’tan başka hiç bir şey bilmez, ne anlarlar. gel ben seni yoğurup halkın önüne sunayım! onlarda iş yok, çok amatörler." tadında bir açıklama yaptı.hadise oturduğu yerden "ne alakası var yeaa?!" tadında ileriye doğru sarkarken; murat boz da, "çok amatörüm, cahilim. bu iş bilmiyorum. o yüzden buradayım!" dedi noktayı koydu.
mustafa sandal ise sessizliğini korudu. yapılan çok belden aşağı vuracak bir şeydi. susmasa ne yazar?
toplumumuzdaki kimi hayvanlarca hala anlaşılamamış olan kavram.
eleştirmeyi çok kısaca bir geri bildirim olarak nitelendirebiliriz. ancak bu kavram ne yazık ki aşağılamak eylemiyle çokça karıştırılmaktadır. bu nedenden ötürü de çoğu insan kendini "eleştiriye kapatır." sonra da "hiç eleştiriye açık değilsin!" sözlerine maruz kalırlar.
biri, bir diğerinin davranışını, düşüncesini,eylemini eleştirirken objektif kalabilmeli. işin içine kendi duygularını katmadan fikrini belirtebilmeli. ancak bunu karşısındakini kırmadan, yaralamadan ve küçük düşürmeden yapabilen pek az kişiyle karşılaşıyoruz
misal birinin kötü bir davranışıyla karşılaştığımızda "bunu yapmasaydın daha iyi olabilirdi" tadında yaklaşmaktansa "bu yaptığın iğrençlikten başka bir şey değil!" tavrına girmemiz bizim "iyi niyetli" eleştirimizi baltalamaktadır. çünkü karşınızdaki kişi bunu eleştiri değil kınama ve aşağılama olarak algılamaktadır.
adam gibi eleştiri yapılırsa, herkes eleştiriye açık olur.
eleştirmeyi çok kısaca bir geri bildirim olarak nitelendirebiliriz. ancak bu kavram ne yazık ki aşağılamak eylemiyle çokça karıştırılmaktadır. bu nedenden ötürü de çoğu insan kendini "eleştiriye kapatır." sonra da "hiç eleştiriye açık değilsin!" sözlerine maruz kalırlar.
biri, bir diğerinin davranışını, düşüncesini,eylemini eleştirirken objektif kalabilmeli. işin içine kendi duygularını katmadan fikrini belirtebilmeli. ancak bunu karşısındakini kırmadan, yaralamadan ve küçük düşürmeden yapabilen pek az kişiyle karşılaşıyoruz
misal birinin kötü bir davranışıyla karşılaştığımızda "bunu yapmasaydın daha iyi olabilirdi" tadında yaklaşmaktansa "bu yaptığın iğrençlikten başka bir şey değil!" tavrına girmemiz bizim "iyi niyetli" eleştirimizi baltalamaktadır. çünkü karşınızdaki kişi bunu eleştiri değil kınama ve aşağılama olarak algılamaktadır.
adam gibi eleştiri yapılırsa, herkes eleştiriye açık olur.
kendisi, şimdilerde yeni şarkısıylşa parıldayan levent dörter ile ankarada nişan yapmıştır.
hayrını görsün.
hayrını görsün.
independenceın çocuğu. iyi ki doğmuş!
yeni akllı telefonunun tanıtımını steve jobsun ölümü nedeniyle erteleyen vefakar firma.
deri ve organların, sert cisimlerle temasında şekil bozukluklarına uğraması olarak bilinen bir hastalık.
misal, kişi sert bir yiyecek yediğinde dilinin derisi kolayca ayrışarak kanayabiliyor; aynı şey vücudun iç organları için de geçerli olabiliyor. bu nedenden ötürü bu hastalığa sahip kişiler hayatları boyunca yumuşak yiyeceklerle beslenmek zorunda kalıyorlar.
misal, kişi sert bir yiyecek yediğinde dilinin derisi kolayca ayrışarak kanayabiliyor; aynı şey vücudun iç organları için de geçerli olabiliyor. bu nedenden ötürü bu hastalığa sahip kişiler hayatları boyunca yumuşak yiyeceklerle beslenmek zorunda kalıyorlar.
vazgeçtim, çok güzel.
http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/42921-yasam-adriana-lima-gecelerde/18
http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/42921-yasam-adriana-lima-gecelerde/18
dağıtmayı seven insan.
http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/31847-yasam-unutkanlik-mi-rahatlik-mi-/1
http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/31847-yasam-unutkanlik-mi-rahatlik-mi-/1
dün geceden beri aralıksız yağan yağmur nedeniyle burayı sel götürmekte.
atlas jetin yeni sınıfı.
artık ekonomi sınıfının yerine bu sınıf geldi. koltuk araları daha geniş, ve sıcak yiyecek servisleri olacakmış.
ha bunlar thyda yok mu zaten derseniz var. kendilerince yenilik geliştirmişler işte, bu yani.
artık ekonomi sınıfının yerine bu sınıf geldi. koltuk araları daha geniş, ve sıcak yiyecek servisleri olacakmış.
ha bunlar thyda yok mu zaten derseniz var. kendilerince yenilik geliştirmişler işte, bu yani.
tehlikeli olan kız türüdür. kaçılması gerekendir. zira bilincinde olduğu şeyleri gayet ve gayet silah olarak kullanacaktır.
tehlikesi hem erkekler hem de kadınlar için geçerlidir ayrıca. tecrübeyle sabittir.
tehlikesi hem erkekler hem de kadınlar için geçerlidir ayrıca. tecrübeyle sabittir.
annelerin klasik yemeğe çağrı nidası.
- hadi yemeğe!
çocuklar: ...
- hadi yemek zamanıııı!
çocuklar: ...
- yemek diyorum size!?
çocuklar:...
- sizin ağzınıza sıçarım, piç kuruları! oturun şu sofraya dedim sizeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!
- hadi yemeğe!
çocuklar: ...
- hadi yemek zamanıııı!
çocuklar: ...
- yemek diyorum size!?
çocuklar:...
- sizin ağzınıza sıçarım, piç kuruları! oturun şu sofraya dedim sizeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!
kendisi lezbiyen olduğunu açıklamıştır.
not: indy, sen kızın elini tutamadan başkaları onu tutmuş...
not: indy, sen kızın elini tutamadan başkaları onu tutmuş...
kendisi 1 ekimde 79 yaşına bastı.
acı, sıcak ve soğuk gibi duyuları beyne ileten küçük sinir uçlarının görev yapmaması olarak tanımlanmakta. bu nedenle hasta bir iç yıkım yaşayıp ellerini ve dilini kemirmeye başlayabiliyor. hatta yetmiyor yediklerini sindirebiliyor.
olayın canlı örneği için:
http://gundem.milliyet.com.tr/kucuk-ibrahim-hic-aci-hissetmiyor/gundem/gundemdetay/07.10.2011/1447958/default.htm
olayın canlı örneği için:
http://gundem.milliyet.com.tr/kucuk-ibrahim-hic-aci-hissetmiyor/gundem/gundemdetay/07.10.2011/1447958/default.htm
belli bir ücrete tabi hale getirilmiştir.
hastalar, artık reçete başına katılım payı olarak 3 tl ödeyecekler.
hastalar, artık reçete başına katılım payı olarak 3 tl ödeyecekler.
tahtakalede bulunan bir han ismi.
ama bahsettiğimiz yer basit bir yer değil, türlü türlü ev dekorasyonuna dair eşya bulabileceğiniz, toka, takı, kıyafete dair ne varsa çeşit olarak burada görebileceğiniz bir yerdir. ve fiyat olarak da gayet uygunlardır.
misal ben dandirik bir tabloya gittim aylar önce 160 tl bayıldım. bu gün baktım daha güzelleri 85 lira, kafayı yedim!
gidin görün gezin.
ama bahsettiğimiz yer basit bir yer değil, türlü türlü ev dekorasyonuna dair eşya bulabileceğiniz, toka, takı, kıyafete dair ne varsa çeşit olarak burada görebileceğiniz bir yerdir. ve fiyat olarak da gayet uygunlardır.
misal ben dandirik bir tabloya gittim aylar önce 160 tl bayıldım. bu gün baktım daha güzelleri 85 lira, kafayı yedim!
gidin görün gezin.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?