confessions

igor

- Yazar -

  1. toplam entry 4803
  2. takipçi 1
  3. puan 95917

dalga

igor
bir orhan veli siiri.

mesut sanmak için kendimi
ne kağıt isterim,ne kalem
parmaklarımda cigaram
dalar giderim mavisinden içeri
karşımda duran resmin..

girerim deniz çeker
deniz çeker,dünya tutar
içkiye benzer birşey mi var
birşey mi var ki havada
deli eder insanı,sarhoş eder

bilirim,yalan,hepsi yalan
taka olduğum,tekne olduğum yalan
suların kaburgalarımdaki serinliği
iskotada uğuldayan rüzgar
haftalarca dinmeyen motor sesi
yalan....

ama gene de
gene de güzel günler geçirebilirim
geçirebilirim bu mavilikte
suda yüzen karpuz kabuğundan farksız
ağacın gökyüzüne vuran aksinden
her sabah erikleri saran buğudan
buğudan, sisten,aşktan,korkudan...

ne kağıt yeter ne kalem
mesut sanmam için kendimi
bunların hepsi...hepsi fasafiso
ne takayım, ne tekneyim
öyle bir yerde olmalıyım
öyle bir yerde olmalıyım ki
ne karpuz kabuğu gibi
ne ışık,ne sis,ne buğu gibi
insan gibi....

kara haber

igor
bir nazim hikmet siiri.

erzincan’da bir kuş var
kanadında gümüş yok.
gitti yârim gelmedi
gayrı bunda bir iş yok.
oy, dağlar, dağlar, dağlar...
aldı ellerine kanlı başını
karın ortasında erzincan ağlar...
o ağlamasın da kimler ağlasın...

kar yağar lapa lapa
tipidir gelir geçer...
yan yana sırtüstü yatan ölüler
akşam olur tandıramaz
ateşini yandıramaz...

gün ağarır, şafak söker
kimsecikler gitmez suya.
ezilmiş başlarıyla ölüler
vardılar uyanılmaz uykuya.

ses edip geceye beyaz taşından
kışlanın saati çaldı ikiyi.
ne çabuk, lahzada bitti yaşamak.
kimisi altı aylık,
kiminin sakalı ak,
kimi on üç, on dört yaşında;
kimi yola gidecek,
kimisi mektup bekler
yan yana sırtüstü yatan ölüler...

yayıkta yağ vardı, dövülemedi,
ak peynir torbaya koyulamadı,
hasret gitti ölüler
dünyaya doyulamadı...

uyanıp kaçamadılar,
kuş olup uçamadılar,
açıldı kuyular kimse inemez.
erzincan beygiri rahvandır amma
ölüler ata binemez
yan yana sırtüstü yatan ölüler..

hapiste yatacak olana bazi öğütler

igor
bir nazim hikmet siiri.

dünyadan memleketinden insandan
umudun kesik değil diye
ipe çekilmeyip de
atılırsan içeriye
yatarsan on yıl on beş yıl
daha da yatacağından başka
sallansaydım ipin ucunda
bir bayrak gibi keşke
demeyeceksin
yaşamakta ayak direyeceksin.

belki bahtiyarlık değildir artık
boynunun borcudur fakat
düşmana inat
bir gün fazla yaşamak.

içerde bir tarafınla yapyalnız kalabilirsin
kuyunun dibindeki taş gibi
fakat öbür tarafın
öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına
sen ürpermelisin içerde
dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa.

içerde mektup beklemek
yanık türküler söylemek bir de
bir de gözünü tavana dikip sabahlamak
tatlıdır ama tehlikelidir.

tıraştan tıraşa yüzüne bak
unut yaşını
koru kendini bitten
bir de bahar akşamlarından.

bir de ekmeği
son lokmasına dek yemeyi
bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.

bir de kim bilir
sevdiğin kadın seni sevmez olur
ufak iş deme
yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir
içerdeki adama.

içerde gülü bahçeyi düşünmek fena
dağları deryaları düşünmek iyi
durup dinlenmeden okumayı yazmayı
bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana
bir de ayna dökmeyi.

yani içerde on yıl on beş yıl
daha da fazlası hattâ
geçirilmez değil
geçirilir
kararmasın yeter ki
sol memenin altındaki cevahir.

alıntı entrylere muhteşem oyu vermek

igor
alinti entrylerin dibine vurmus, hatta kaynak gostermede son derece ozen gosteren kisi olarak basima gelmemis olaydir, bu durum yazara duyulan sempatiyle alakali olabilir; ne guzel alinti yapmis zaten yapmasada ben muhtesem verecektim xxxx yazar kisisi ne yapsa muhtesem veririm zaten diyen zihniyetin sonuc olarak gerceklestirdigi eylemdir.
136 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol