confessions
  1. toplam entry 2075
  2. takipçi 2
  3. puan 44423

ümit yaşar oğuzcan

john maynard keynes
gitgide alışıyorum sana. hiçbir alışkanlık bu kadar
güzel olamaz . ellerin ellerimden uzaksa nasıl
güçsüzüm bilemezsin. yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi
damarlarıma yayılıyorsun. durmadan başım dönüyor
verdiğin hazdan. alışkanlıklar daima korkutur
beni.

düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim.
kendimi kendime alıştıramadım yıllardır; fakat şimdi
sana alışıyorum. alıştıkça özlemim artıyor, daha
yoğunlaşıyor. yalnız içimde garip bir korku var. sana
tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan
korkuyorum. bir gün sana şimdi verdiklerimden daha
güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum.
bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan
alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum.
oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında
olmalıyım senin. bana alışmış olmaktan pişmanlık
duyacağın bir dakikan bile olmamalı. bütün
zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman
bileşiminde yaşatmalıyım seni. uykularda bile aynı
rüyayı görmeliyiz. her şeyin ve her zevkin yarısı
senin olmalı, yarısı benim.

"bana alış" demeyeceğim. nasıl olsa alışacaksın bir
gün. şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! ilk
defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum.
ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi
kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. asıl büyük
sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle
değerleniyor , ayrı bir anlam kazanıyor. sevgin
olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. sevginle bir
aynayım şimdi. bana bakanlar baştanbaşa seni
görecekler içimde.

bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. iki kelimeyiz
seninle birbirini tamamlayan. her yerde iki olduğumuz
için bir bütün haline geliyoruz durmadan.
alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni. durup durup
dudaklarını öpmek geliyor içimden. saçlarını okşamak
geliyor , ellerini tutmak geliyor. kokunun tenime
sindiğini hissediyorum geceleri. teninin
dudaklarımda eridiğini hissediyorum. boynunun en
güzel yerini benden başkası bilemez artık. seni
kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna
inandıramaz.

gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu
hissediyorum. beni yaşadığım zamanın dışına
çıkarıyorsun. bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir
gün bulutların üstünde. uzun süren bir baygınlık
sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim. bütün
merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım
yüksekliğe erişemez. açılmış bütün kuyuların
derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin
değil.

alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide
tamamlıyor bizi. emsalsiz bir oluşun içinde
yuvarlanıyoruz. korkunç bir yangın başladı
yüreklerimizde. özlem , kıskançlık , arzu ne varsa
içimizde hepsi birdenbire tutuştu. alev almayan bir
yerimiz kalmadı. alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın
içinde yıldızlara kadar uzanıyor. hiç bir su , bu
ateşi söndüremez artık. nehirler , denizler boşalsa
üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. bu yangın biz
birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
önce bakışlarımız alıştı birbirine , sonra parmak
uçlarımız. bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak! en mutlu olduğumuz yerde en
güçlü de olacağız seninle.. bu bir sonun değil bir
varoluşun başlangıcıdır. geçmişteki tüm
alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez
artık.

türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum

john maynard keynes
fazıl say beyefendinin bir sözüdür.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25115944/

"arabesk müzik, arabesk yaşam tarzının betimlemesidir. aydınlığın, çağdaşlığın ve öncülüğün, sanatçılığın sırtına külfettir. emek karşıtıdır, duyarsızlıktır ve yaratamamaktır! etik dışı “yalan dolanla” doludur. ortadoğu işi, 3. sınıf, acındırmaca, tembellik, yeteneksizlik, rant, çamur, muallaklıklar üzerinden yaşar. arabesk müziği yapan yapsın! bu sayfaya tek gık diyeni yukarıdaki sebeplerden hemen atacağım! türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum, utanıyorum, utanıyorum!”

sinemada bulunan büfeler

john maynard keynes
pahalı olmasının sebebi paranın oradan kazanılmasıdır.

(bkz: john 12 yaşında arkadaşları ona enişten diyor)

dur hele bundan sonrası ciddi. sinemalar konuşlandırıldıkları yerler itibariyle yüksek kira giderleri olan, ve bilet parası ile bu maliyetleri döndüremeyen yerlerdir. ayrıca göstermekte oldukları filmler de tahminlerin ötesinde pahalılar. bunun için sinema işletmecileri ya bilet fiyatını arttırmalılar ya da "yan ürünlerden" parayı çıkarmalılar. bilet fiyatının 40 lira olduğunu varsayalım, hangimiz gider o paraya? hiçbirimiz gitmez, işte bunun için büfeler çok pahalıdır.

konuyla biraz ilgili olması açısından;

http://www.dailymail.co.uk/news/article-2012723/9-10-movie-goers-say-cinema-popcorn-expensive.html
http://khlo.co.uk/index.php/why-is-popcorn-at-the-cinema-so-expensive
http://wuconomist.com/articles/movie_theatre_popcorn.html

toyota

john maynard keynes
abd’ye 1 milyar doların üzerinde ceza ödemeye razı olmuştur. sebep vites kutusu problemi.

http://www.independent.co.uk/news/business/news/toyota-to-pay-1bn-in-cardefect-case-8431703.html?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter

4 ayda 300 kere evi yanan aile

john maynard keynes
insanların değerlendirirken birkaç unsuru anlatdıkları olaylar silsilesidir. kız yalan söylüyor olabilir, aile olayları abartıyor olabilir.

mesela mont meselesi, mont kendi kendine mi gitti okula? hayır abicim, kız montu kasten bırakmış olamaz mı, içine yangını çıkarmak için gerekli malzemeleri koyamaz mı, ve annesi sorduğunda dolapta demiş olamaz mı? piromanilerde çok sık görülen bir davaranış olduğunu okumuştum.

olaylara bir de şu şekilde bakalım; annenin gittiği yerlerde, misafirliklerde yangın çıkmıyor, babanın çalıştığı yerde yangın çıkmıyor, kardeşlerin gittiği okullarda, sınıflarda yangın çıkmıyor, sadece kızın etrafında dönüyor olaylar. garip değil mi? bence garip. hiçbir yangun gözlerinin önünde çıkmıyor, yangın çıktıktan sonra fark ediyorlar. 300 kerenin 1 keresinde bile ailesi yakalayamamış mı bu cinleri.

http://tinyurl.com/caoa3og

0:44’te kız yangından arta kalanlarla oynuyor, başlı başına ecnebilerin conclusive evidence dedikleri, tamam lan işte çocuk piromani diyebileceğimiz bir şey olmasa da, piromani hastalarının yangın kalıntılarıyla oynamaları yine yaygın bir şeydir.

son olarak ilgili videonun son sahnesine bakılacak olursa boyu yetmeyen bir kişinin elbiseyi kapının üstüne attığını görebilirsiniz. her şey çocuğu işaret ediyor lan işte, nedir bu metafizik merakı anlayabilmiş değilim.

ne diyor sherlock holmes, when you have eliminated the impossible, whatever remains, however improbable, must be the truth. önce bi impossible’ı eleyelim nedir o doğaüstü olaylar/hurafeler, sonra da çocuğa yardımcı olalım.

hala ikna olmadıysanız çıkarımlarımdan, buyrun sizi üstadıma yönlendireyim
http://www.dizi-mag.com/sherlock
http://www.dizi-mag.com/elementary

4 ayda 300 kere evi yanan aile

john maynard keynes
haberde geçen bir metinden alıntı yapacak olursak;

öte yandan ailenin 5. sınıfta okuyan kızları melek’in kullandığı eşyaların da sınıfta yandığı ileri sürüldü. melek’in şimdiye kadar montu, kitapları ve oturduğu sıranın örtüsü henüz belirlenemeyen bir nedenle tutuştu.

yaşananlar karşısında çok korktuğunu belirten melek, ’’ben akşam montumu eve götürdüm. sabah annem ’montun nerede ’ diye sordu. aradım bulamadım. okula geldim, arkadaşlarım bana ’montun burada yanmış’ dedi. okulda kitaplarımı masanın altına koyuyorum bir süre sonra yanarken buluyorum’’ dedi.

küçük kız piromaniden muzdarip olabilir, ailenin metafizikle bir şeyleri açıklamaya çalışmadan önce kızlarını bir uzmana göstermeleri daha doğru olabilir. her şartta yardıma ihtiyacı olan gariban bir ailedir.

yalnız ve güzel ülke

john maynard keynes
türkiye değildir. bu ülke güzel bir ülke değil, insanları güzel insan hiç değil. bu ülkenin her yerinden kan fışkırıyor, nereye elini atsan nefret var. her gün tecavüz haberlerini okumaktan, pedofili sapıkları görmekten bıktık. bu ülkeyi çirkin yapan etkenler bunlar değil ama, bu ülkeyi çirkin yapan bunların normal görülmesi, çoğunluğun bundan memnun olmasıdır.
6 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol