confessions

nerobianco

- Yazar -

  1. toplam entry 4823
  2. takipçi 1
  3. puan 83341

sizi rahatsız etmeye geldim

nerobianco
şahsın bir kaç entrysine göz atttıktan sonra geldiği günden beri gündem yaratma çabası kolaylıkla anlaşılmakta. şimdi de klavye yardımı ile entry girilen yerde insanların kendi fikirlerini beyan etmesine klavye milliyetçiliği demekte. sözlüğün ses kaydetme butonu olmadığına göre insanların yazdıklarına kendi fikri olmadığı için tü kaka şeklinde yaklaşması ise sözlük kuralları dışında. ayrıca milliyetçilik yapmadan eğlenceli entryler giren şahsımın burnunun kenarındaki sivilceyi tahmin etmesi şaşırtıcı. kendisi hakkında yazdığım ve hiç bir zaman tarzım olmamış bu şekildeki entryi sonlandırırken kendisine koskocaman bir ; rahatsız mısın lan diyor ve siktirolup gidiyorum evet.

nevrotik sayıklamalar

nerobianco
yer bulamadığım sınıfta sandalyeye oturup sıralarda oturanlara göre daha bir göze batıyordum.uykuya dalmak üzereydim.kalabalık,sıcak,saatin erken olması beni daha bir çıkmaza sokuyordu.boxer kıçıma girmiş ve yumurtalıklarıma baskı uyguluyordu. tüm bunlar olurken uykuya dalmışım. 1,5 dakikalık uykumdan hocanın omzuma dokunarak ’’ wake up ’’ demesiyle sıçradım.hatta okadar korkarak uyandım ki beni dürten kişinin peter moravec olduğunu anladım. peter avusturyalı ana dili almanca olan bir ingiliz gramer öğretmeniydi. hissettiğim kadarıyla kötü bir çocukluk geçirmiş,otoriter olmaya çalışan,insanları göt ederek mutlu olan tam anlamıyla yavşak bir adamdı. 999 kişilik sınıfta beni kaldırıp soru sorduğu gün anlamıştım her şeyi. ama kim olsa tiksinir bu peter denen adamdan. korkar da. gelme zorunluluğu olmayan bir dersin sabahın 7 sinde oturacak yer olmadan dolması bunun en büyük göstergesidir. neyse ben yerimden hızla kalktım!! peter’e doğrucebimden çıkardığım demir cetvelle ilerledim ve bağırdım ’’ açç avucunu peter ’’.. peter çok korkmuş görünüyordu. önümde diz çöktü ve af dilemeye başladı.’’ sana avucunu aç diyorum zalim peter kötü peter’’ dedim. nefesini tutup avucunu açtı... sınıftaki herkes hayretler içinde bana bakarken 3 kere sert ve hızlı biçimde peter’in parmak uçlarına vurdum. sınıftaki alkışlar kutlamalar şampanya patlatmalar beni daha çok gaza getirdi. zavallı savunmasız peter gözleri dolmuş yutkunarak bana bakıyordu.. herkes ’’ sercan sercan sercan ’’ diye tezahüratlar yaparken tek bir ’’şşş’’ hareketi yaptım ve çıt çıkmadı az evvel coşan bu kalabalıktan. peter’in favorisinden bir tutam saçı çekerek onu ayağa kaldırdım. canı çok yanmış bi hal ile benden özrüler diledi. duymuyormuşcasına ’’soyun derhal peter’’ dedim. ’’ nasıl sercan abi nasıl yaa ’’ dedi. elimin tersiyle attığım tokadın etkisiyle soyunmaya başladı.ağlıyordu.kalabalıktan ses çıkmıyordu peter çırılçıplak kaldığında. şimdi dalga gectiği onca öğrenci karşısında dede gibi sarkmış vücuduyla başını öne eğdi. boynuna zincir bağlayıp sınıfın içinde onu çekiştirerek köpek gibi gezdirdim. insanlar çığlık atıyor zaferimi kutluyordu. perer’i masaya zincirledikten sonra para karşılığı isteyenlere onu dövdürmekten zevk alacağımı söyledim.tüm sınıf tek sıra oldu. 10 € gibi cüzi bir rakama 7 milletten insan peter’i cimciriyor,ısırıyor,saçını çekip dövüyordu. ben de servetime servet katıyordum... akabinde kapı çaldı ’’geeel’’ dedim gazetecidir paparazzidir peteri halka gösteririrm diye aldım içeri. fakat gelen viyana üniversitesi rektörüydü. rekör ceketini ilikleyip önümde eğildikten sonra 10 € uzatıp peter’in kulak memesini emmeye başladı... daha sonra biraz ileri gittiğini farkedip’’rektör bey bokunu çıkarma istersen’’ dedim. rektör az evvel çıkardığı kıyafetlerini giyip özür diledi. ceketinin cebinden diplomamı çıkartıp’’ tebrikler sercan bey mezun oldunuz , okul birincisi oldunuz hatta rektör oldunuz’’ dedi ve görev değişimi yapmamız için imza atmam gerektiğini söyledi. rektör olmama saniyeler kala omzuma bir el dokundu. kafamı kaldırdım bu peter’di ’’ i said wake up ’’ dedi. bir dakika ya ben rektörüm diyemedim.

limon çiçekleri

nerobianco
mustafa ceceli şarkısı;



uzakta çok uzakta güneyde
yazları sıcacık ve âşık
kışları soğuk ve sensiz
bir şehir ve ben üşüyoruz
bir uğrasan diyoruz
iklimi getirsen
bereketini bolluğunu
örtsen üzerimize
havalansa yine zil çalan eteklerim
gelip otursa gözlerine gözbebeklerim
öperken içsem ağzının çiçek balını
günahını boynuma seni koynuma alsam
hem zehrim hem şehrim limon çiçeklerim olsa
ben görmedim böyle alımı çalımı..
102 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol