j j abrams’ın yapımcılığını yaptığı yeni dizi henüz 9 bölüm çekilmiş olmakta ve abd’de fox tv de yayınlanmaktadır.lost ve x files karışımını yansıtan bir dizi olmasının yanında ilk bölümünden sonra devamı şiddetle merak edilmekte ve izleme isteği uyandırmaktadır.
bazı çevirmenleirinin ibnelik yaptığı site.bir dizi internete düştüğü dakika çevirmeye başlayıp tam gününde rahatlıkla izleyebilecek olma heyecanını veriyor kendileri...altta çeviri durumunu gösteren yüzdelik dilimde dizi indikten 1 saat sonra % 74 yazıyor işte biz bu seviyede aha geriye kalanı az sonra çevirir izleriz yatmadan diyoruz.ne oluyor o gece beklerken sabah oluyor ertesi gün okula kalkamıyoruz bu da yetmezmiş gibi pazartesi akşamı %74 olan çeviri cuma akşamı tamamlanıyor...ama hepsi öyle değil ibnelik işte değişik bi olgu.valla bak.
ajda pekkan şarkısıdır ritmi süper olan şarkının sözleri şöyledir;
bugün takvime baktım
yaprağını kopardım attım
seni tanıyacağımı bilseydim
yapar mıydım (atar mıydım)
unutma bugün bu tarihi
bu aşkımızın ilk sahnesi
yüreğime indi perdesi
aynen öyle aynen öyle
unutma bu günü bu tarihi
kelimelere sığmaz tarifi
dize getirdim talihi
aynen öyle aynen öyle
kalem yazar tükenir
kader yazar tükenmez
tükenmesin sevgimiz
aynen öyle aynen öyle
hemen koşa koşa evime gittim
evimin altını üstüne getirdim
tarih burada kader burada
yaprağında
aynen öyle aynen öyle.....
bugün takvime baktım
yaprağını kopardım attım
seni tanıyacağımı bilseydim
yapar mıydım (atar mıydım)
unutma bugün bu tarihi
bu aşkımızın ilk sahnesi
yüreğime indi perdesi
aynen öyle aynen öyle
unutma bu günü bu tarihi
kelimelere sığmaz tarifi
dize getirdim talihi
aynen öyle aynen öyle
kalem yazar tükenir
kader yazar tükenmez
tükenmesin sevgimiz
aynen öyle aynen öyle
hemen koşa koşa evime gittim
evimin altını üstüne getirdim
tarih burada kader burada
yaprağında
aynen öyle aynen öyle.....
kendisini bir çok çeşit kaşıkla yememe rağmen bir şekilde elimin görünmeyen kısımlarına bulaşabilen müthiş gıdadır.hayır elimin görünmeyen yerine bulaşmasının yanında sağa sola bulaşması ayrı bir olaydır.
japon dili ve edebiyatı okuduğunu düşündüğüm yazar ki$isi.hoşgelmiş.
bir paket kamyoncu çorabı gibi kokar.kamyoncuları kategorize etmiyorum adamlar saatlerce çıkarmıyo o ayakkabıları ya da camdan çıkarıyorlar.
cheetos un peynir aromalı cipsidir.ayak gibi koksa da lezzetlidir damaklar baharattan kavrulana kadar yenebilir.
(bkz: cheetos peynirli)
iki senedir dillerini konuştuğum devlet o kadar soğuk ve iticiler ki konuşurken naif bir insan incinip uzaklaşabiliyor keza insanları da öyle diye düşünüyorum...sonra aklıma inglizler geliyor içimdeki alman nefreti sempatiye dönüşmeye başlıyor..bu düşüncemi kovalayan bir ses ruslar diyor işte ondan sonra bende film kopuyor evin içinde yaşasın almanya en büyük almanya yaparken buluyorum kendimi....
ayrıntıya girersek ayaklarındaki plastik ayakkabılardır o yükün altında çamurlara batan...çiçekli bir şalvar üstüne de yakın renk tonlarında çiçekli bir bluz evet o memeler içeride bağımsızdır ve koskocamandır..çünkü kendisi kilo vermek için nike marka vücudu saran sırtı üçgen spor atlet giyip kulağına ipod takıp başında yine aynı marka bandana ile oradan oraya koşup spor salonlarında dedikodu yapmıyordur..tarla çapalıyor belki de odun taşıyordur silikon yaptırmaz çünkü daha emzireceği çok sayıda bebe doğurma olasılığı vardır..bu kadar yük altında bırakalım da o memeler serbest kalsın sütyen ile açıyı daraltıp sıkıp terlemeye gerek yok!!zaten emekçi olup köylü olanın memesini haftanın frikiği diye yayınlayacak bir magazin anlayışı yok ...
ilk baktığımda sikkoparan diye okuyup irkilmemize neden olan başlık.neden irkilmemize diyorum çünkü korktuk evet.
bir yazısından paragraf;
...en kısa sürede zengin olmalıydım. bi şekilde parayı bulmalıydım, zengin olmalıydım. bi kutu tatlı yaptırıp mason locasına mı gitsem acaba diye düşündüm. pastaneden 4 bülbülyuvası, 6 şöbiyet, 4 baklava, 8 tulumba, iki tane de fıstıklılardan tatlıyla doldurttuğum kutuyu güzelce paket yaptırdım. atladım minibüse doğruca gittim locaya. "ilk günden hemen hayvan gibi beni de kabul edin derneğe demeyeyim, biraz muhabbet kurayım. gide gele "umut sen çok kafa adamsın. neden derneğimize üye olmuyorsun ki, yarın altı resim getir kaydını yapalım" derler zaten. derler tabi eşşek değiller ya" diye düşündüm. locanın kapısını çaldım açmadılar...
...en kısa sürede zengin olmalıydım. bi şekilde parayı bulmalıydım, zengin olmalıydım. bi kutu tatlı yaptırıp mason locasına mı gitsem acaba diye düşündüm. pastaneden 4 bülbülyuvası, 6 şöbiyet, 4 baklava, 8 tulumba, iki tane de fıstıklılardan tatlıyla doldurttuğum kutuyu güzelce paket yaptırdım. atladım minibüse doğruca gittim locaya. "ilk günden hemen hayvan gibi beni de kabul edin derneğe demeyeyim, biraz muhabbet kurayım. gide gele "umut sen çok kafa adamsın. neden derneğimize üye olmuyorsun ki, yarın altı resim getir kaydını yapalım" derler zaten. derler tabi eşşek değiller ya" diye düşündüm. locanın kapısını çaldım açmadılar...
böyle bir kitabı da vardır.arka kapakta yazan minik bir yazı;
"... kapıyı remzi açtı. remzi avurtları içine çökmüş, gözünde, hani siz de bilirsiniz ya, yalnızca çocuklara özgü olan o meraklı bakışların zerresi bulunmayan embesil yaradılışlı bir çocuktu. zaten çocukları sevmeyen ben, geçen bayram, bayramın dördüncü günü olmasına karşın hâlâ siyah çizgili gri takım elbisesini giyip bizden şeker istemeye geldiğinden beri remziden tiksiniyordum. yalandan bi başını okşayıp içeri, babası menderes abinin yanına gittim. menderes abi oğlundan yana çok dertliydi. remziye karşı hırpalayıcı bir davranış sergileyerek oğlunun derslerinin çok kötü olduğunu, mümkünse ona yardımcı olmamı istedi. ve karşılığında reddedilemeyecek bir meblağ sundu. meblağ duyunca birden remziye karşı büyük bir sempati besledim ben. hatta öyle sempati besledim ki remzi gibi prılanta bir çocuğa karşı sert çıkışlar yapan babası gözümden bir anda düştü. ama sonra meblağı ödeyen şahsın remzi değil de babası menderes abi olduğunu idrak edince her ikisine karşı da nötr bi tutum sergiledim..."
"... kapıyı remzi açtı. remzi avurtları içine çökmüş, gözünde, hani siz de bilirsiniz ya, yalnızca çocuklara özgü olan o meraklı bakışların zerresi bulunmayan embesil yaradılışlı bir çocuktu. zaten çocukları sevmeyen ben, geçen bayram, bayramın dördüncü günü olmasına karşın hâlâ siyah çizgili gri takım elbisesini giyip bizden şeker istemeye geldiğinden beri remziden tiksiniyordum. yalandan bi başını okşayıp içeri, babası menderes abinin yanına gittim. menderes abi oğlundan yana çok dertliydi. remziye karşı hırpalayıcı bir davranış sergileyerek oğlunun derslerinin çok kötü olduğunu, mümkünse ona yardımcı olmamı istedi. ve karşılığında reddedilemeyecek bir meblağ sundu. meblağ duyunca birden remziye karşı büyük bir sempati besledim ben. hatta öyle sempati besledim ki remzi gibi prılanta bir çocuğa karşı sert çıkışlar yapan babası gözümden bir anda düştü. ama sonra meblağı ödeyen şahsın remzi değil de babası menderes abi olduğunu idrak edince her ikisine karşı da nötr bi tutum sergiledim..."
birikip dışarıya atılmadığı zaman acı verir bağırsaklar düğümlenir.allah kimsenin elinden osurma yeteneğini almasın.amin.
(bkz: gaz sancısı)
vücuttan atılması gereken gazın bir şekilde atılamaması durumunda vücuda vereceği sancı.bebeklerin başına çok gelir sırtlarına pat pat etmek gerekir.
(bkz: gaz sancısı)
gece gece ağzımın suyunun akmasına sebep olan domuzdan elde edilen pastırma benzeri bir ürün.yumurta ile iyi gitmesinin yanında amerikan sandwich ekmeği arasında sade sade yenildiği zaman damakta arzulanan tad meydana gelir.
mr hankey ki$isinin selamlama şeklidir.söylerken koluyla havada yarım daire çizer.bir bok için sempatiktir.
(bkz: howdy ho)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?