confessions

nerobianco

- Yazar -

  1. toplam entry 4823
  2. takipçi 1
  3. puan 83354

nerobianco

nerobianco
’’basarsan alırsın ’’lı ’’koşu yoluma at ’’lı klasik bir maçtı. terden saçlarım birbirine yapışmış, boynumdaki kir çizgileri, güneşin altında başım zonklaya zonklaya oynuyordum. takım olarak ise gerçekten rezil bir durumdaydık. o kadar kötü bi durumdaydık ki kalecimiz kendini bilmez bi şekilde sanki sol açık gibi topu alıp karşı takımın kalesine dogru artistik çalımlar eşliginde ilerledigi bi anda topu kartırmıştı ve onların ceza alanına doluşmuş tam kadro olarak bittigimizi resmileştiren golü izlemiştik. karşı takımın oyuncusu bizim bomboş ceza alanımızı geçip boş kalemizin önünde topu ayağıyla sabitledi ve yere eğildi. sonra kafası ile topu yavaşça sürdü kalemize doğru. böyle bir gol, siz sevgili okurlarımın da bildigi gibinormal bir mahalle takımını dağıtmasına, golü yiyen takımın takımın kaptanının topu tutup havaya rastgele degaj çekip uzaylamasına sebebiyet vermesine, ardından dikilen topun sahibinin aşagıdaki bayırda topun peşinden küfür ederek koşmasına ve maçın bitmesini sağlamasına rağmen biz maçı bitirmedik. kaleye doğru gidip ’’ver lan eldivenleri ben geçicem kaleye. sen bas! kıran kırana oynuycaz’’ diyerek ittim denyo kalecimizi. tecrubeli bir file bekçisi gibi direge yaslanarak taktikler veriyordum takımıma . ama kimse beni dinlemiyordu. umursamadım bagırmaya devam ettim. yavaş gelen bir aşırtmayı çift yumrukla bertaraf etmek isterken yanlışlıkla içeri aldım. eski kalecimizle göz göze geldik. çabuk hareket edip topu alıp sanki daha deminki salak ben degilmişim gibi millete ileri gitmesi için bagırarak degaj çektim ama ileri dogru gitmesi gereken top, ayagımın dışına gelerek sağ yanıma düştü. zalim top, rakip takımın sanraforunun önce göğsünde yumuşamış sonra da ayagının içinde yerini bulmuştu. üzerime doğru şut çekmek için geliyordu. her şey boka sarmıştı, belli ki bir mermi kıvamında gelecekti şut. tırstım... top resmen tsubasanın yamuk topu gibi geliyordu üzerime zıplayarak kaçılmaya çalışırken götümün yanı ile baldırım arasına çarparak zıbarttı beni. sanki topu tutmuş gibi oldum. ama ceza sahamızdaki tehlike bitmemişti. biraz zıbardıgımdan reflesksel olrak hareket ettigim için, biraz da benden başka kimse olmadıgı için topu ayagıma alarak şık hareketlerle ilerledim. orta sahayı geçince ’’oluyo lan’’ diye düşünüp iyiden iyiye gaza geldim. diziyordum resmen lavukları. ama birden iki kişi girince dengemi kaybettim yan taraftaki tellere tutunup çalıma öyle devam ettim. mücadele uzayınca yere düştümyerde oturarak çalıma giriştim. yine siz sevgili okurlarımın bildigi üzre yere oturarak yapılan mücadele , mücadelelerin en rezilidir, futbol tarihinin yüz karasıdır. tam o sırada çocukluk arkadaşım, canyoldaşım, hemşerim, biricik dostum namık’ı gördüm. ben ağzım açık oturdugum yerden namık’a bakarken top ayagımdan alındı ve yine golü yedik. gol tanıdık, rezillik tanıdık ama namık farklıydı. adam çıkarıp hemen oyuna dahil olması ve takıma dahil olması ve takımıkurtarması gerekirdi normal şartlarda ama öyle yapmadı. elleri cebinde öylece bizi büyük bi ciddiyetle izledi. oyun en sonunda havaya dikilen degajla bitti, top bayıra gitti. top sahibi bayıra ben namık’ın yanına koştum. yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. ne güzel kir pas içinde, itişe kakışa oynuyorduk, neydi bu temizlik, neydi bu mesafe tam anlayamamıştım. garip bir şeyler oluyordu. bana cebindeki kutudan bi sakız verdi. karşılıklı konuşmadan çignedik bi müddet. ’’biz bugün köye gidiyoruz. üç ay yokuz’’ dedi. sevgili dostlarım şimdi tam anlatabilir miyim bilmiyorum ama o gün ilk defa bişeylerin değişmesinin beni ne kadar korkuttugunu anladım. sanki hep öyle devam edecek sanarken, insanların bir takım kararlar alması, birden ciddi bir mesafe takınması çok koydu bana. en yakın arkadaşımçok yabancı geliyordu lan! ’’ iyiydik lan. nereden çıktı bu köy’’ demek istedim. sonra anne baba ve kardeşi geldi. bavulun bir ucundan tutup bayırdan aşşagıya doğru yürüdü gitti tertemiz yeni yıkanmış namık. arkasından bakakaldım. boğazıma bir şeyler düğümlendi. ağzımdaki sakızı biraz önüme tükürüp sakıza bir şut çektim sonra geriye doğru koşarak top sahibinin elindeki topa vurup düşürüp elime aldım, uzayladım. top bayıra doğru gitsin istedim ama namıkların terk edilmiş balkonuna düştü. bayıra son bi kez baktım, arkasına bakmadan gidiyordu. s.keyim böyle hayatı dedim.

çok sonraları, dört yıl önce, yine böyle bi yaz, mühendisligi anlamsız bir şekilde, ortada hiçbir neden yokken bırakıp zağar gibi sokaklarda gezdigim sıralarda aynı duyguyu yeniden hissettim. kız arkadaşımla beşiktaştaki çay bahçesinde oturuyorduk. namık ciddiyeti vardı suratında. ben ’’ bi çay daha içer misin’’ diyecekken söz girdi ve ’’ben gelecegimi düşünmek zorundayım umut. kusura bakma’’ dedi. ’’iyiydik lan’’ demek istedim diyemedim. gidişini izledim. ’’artık kaşar oldum, bi daha hissetmem’’ derken bu sefer asker ocagına sigarayı bırakmaya çalıştıgım sıralarda yakaladı beni duygu.telefondaki ses çok ciddiydi bu sefer. ’’iyiydik lan’’diyebildim bu sefer. telefonu kapattım. ağladım, çok ağladım. ağlarken sakızım ağzımdan düştü. ben hiç çok ciddi kararlar alamadım, karar alanlara arkadan baktım

die biene maja

nerobianco
çizgi filmin introsu şöyledir;

in einem unbekannten land
vor gar nicht allzu langer zeit
war eine biene sehr bekannt
von der sprach alles weit und breit
und diese biene, die ich meine, nennt sich maja
kleine, freche, schlaue biene maja
maja fliegt durch ihre welt
zeigt uns das was ihr gefällt
wir treffen heute unsere freundin biene maja
diese kleine, freche biene maja
maja, alle lieben maja!
maja, erzähle uns von dir.

wenn ich an einem schönen tag
durch eine blumenwiese geh’
und kleine bienen fliegen seh’
denk’ ich an eine, die ich mag
und diese biene, die ich meine, nennt sich maja
kleine, freche, schlaue biene maja
maja fliegt durch ihre welt
zeigt uns das was ihr gefällt
wir treffen heute unsre freundin biene maja
diese kleine, freche biene maja
maja, alle lieben maja!
maja, erzähle uns von dir.

heidi

nerobianco
çizgi film introsu şöyledir;

heidi, heidi, deine welt sind die berge
heidi, heidi, denn hier oben bist du zu haus
dunkle tannen, grüne wiesen im sonnenschein
heidi, heidi, brauchst du zum glücklich sein
holalahidi...
heidi, heidi, komm nach haus, find dein glück
komm doch wieder zurück

dort in den hohen bergen
lebt eine kleine maid
gut freund mit allen tieren
ist glücklich alle zeit
im winter wie im sommer
auch wenn all’ die herden zieh’n
am morgen und im abendschein
wenn rot die alpen glühn

heidi, heidi, deine welt sind die berge
heidi, heidi, denn hier oben bist du zu haus
dunkle tannen, grüne wiesen im sonnenschein
heidi, heidi, brauchst du zum glücklich sein
holalahidi...
heidi, heidi, komm doch heim, find dein glück
komm doch wieder zurück

kimler var

nerobianco
online uyeler
independence (jedi) [msg] [kim]
nerobianco (gammaz) [msg] [kim]

hayır herkes böyle bir entry girmiştir bi jedi bi ben kaldım ayağına gereksiz bir gaza gelme durumu bir gurur bir $eylik kaplar insanı.yok efendim öyle bir $ey insansınız hepiniz ondan öyle oluyodur jedi de ben de su samuruyuz rahatız valla.



(bkz: iyi geceler sözlük)

büyüdüğünü anladığın an

nerobianco
büyüdüğünü anladığın an yapılacaklar;

*sinemaya kot pantolon ile gideceksin herhangi bir temasta belli olmayacak.
*slip mayo giymeyeceksin.slip mayonun üzeirne şort mayo giyeceksin.
*aradabir boruları temizleyeceksin ki el ele değince etkilenmeyesin.
*yiğidin malı meydanda değildir ayıptır bunu esas alacaksın.

not:bunları uyguladığın taktirde sen büyüdüğünü anladığın an kimse anlamayacak.



155 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol