reha muhtarın türk medyasına kazandırdığı ilk klişe cümlesi, sonra neler neler geldi tabi ardından.
(bkz: ahh ahh nerde o günler)
clup ve arabesk tarzlarını karıştırmış yeni bir şarkıcı.
(bkz: aslında çok güzel entry girerim de burda olmadı)
(bkz: aslında çok güzel entry girerim de burda olmadı)
(bkz: ben amerikada doğdum)
(bkz: ben amerikada büyüdüm)
(bkz: ben amerikalıyım)
(bkz: aferim sana)
(bkz: ben sana vezir olamazsın demedim adam olamazsın dedim)
(bkz: ben amerikada büyüdüm)
(bkz: ben amerikalıyım)
(bkz: aferim sana)
(bkz: ben sana vezir olamazsın demedim adam olamazsın dedim)
"oha kız arkadaşının evine gelmişsin, çocukluk resimlerine bakıyorsun"
meali: "e yeter artık bırak şu albümü de ye beni!"
meali: "e yeter artık bırak şu albümü de ye beni!"
evet güzel olmuş da ben başka bir yere takıldım. atatürk sanki benim adres çubuğuma göz atıyormuş gibi geliyor bana, hani bakayım gençlik hangi sitelerde geziyor diye, o kötü oldu. kalkana kadar yakışıklı sitelerde olacağım atam!
nick nicki nickince · (1)
evlenene kadar cinsel iliski yasamayan erkek · (10)
kim lan bu sol frameden sorumlu sözlük bakanı? yalan haber yapıyorlar hakim bey!!!
evlenene kadar cinsel iliski yasamayan erkek · (10)
kim lan bu sol frameden sorumlu sözlük bakanı? yalan haber yapıyorlar hakim bey!!!
baş örtüsünü anneannem giyerdi 70inden sonra, bizim köyde de tüm kadınlar giyerdi 50sini geçen. böyle uydurma bir bezi alır, kafalarının üstlerine koyar, iki ucunu birbirine yakınlaştırıp altına göstermelik bir düğüm atarlardı.
türbanı ise camide, mecliste, başbakanın katıldığı davetlerde, yolda yürürken önümdeki kadnda öğrendim. tanrıya olan inancını belli etmek için binlerce dolara ipek bir bez parçasını alan teyzede gördüm. sonra saçlarına röfle çektirip ve gölge attırıp türbanını giyen komşu kızında gördüm. bir de sevgilimle parkta yürürken ağacın dibinde yiyişende gördüm. o yüzden pek bilemiyorum türbanın ne olduğunu, biraz uzak bana... ama baş örtüsü bizdendir.
türbanı ise camide, mecliste, başbakanın katıldığı davetlerde, yolda yürürken önümdeki kadnda öğrendim. tanrıya olan inancını belli etmek için binlerce dolara ipek bir bez parçasını alan teyzede gördüm. sonra saçlarına röfle çektirip ve gölge attırıp türbanını giyen komşu kızında gördüm. bir de sevgilimle parkta yürürken ağacın dibinde yiyişende gördüm. o yüzden pek bilemiyorum türbanın ne olduğunu, biraz uzak bana... ama baş örtüsü bizdendir.
(bkz: gül değil deve dikeni)
"ulan yeter artık bir kendin ol" nidalarını çığırttığım ben kopyası. ama karbon kağıdı ucuzmuş, çok net bir kopya olmamış...
kalabalığın haddinin hesabının olmadığı mitingdir, oturanlar, ayaktakiler, meydandakiler, meydanın arkasındakiler, ulaşamayanlar, dar sokaklarda kaybolanlar.
sanırım sadece meydana yakın park etmiş otobüslerin görüntüsü bile kalabalığı anlatmak için yeterdir.
o kadar da büyütmemek lazım, bakın trtye hiç büyütecekler mi?
(bkz: binlerce insan çağlayan meydanında)
(bkz: çağlayanda öyle bir grup toplanmış korkmaya gerek yok)
sanırım sadece meydana yakın park etmiş otobüslerin görüntüsü bile kalabalığı anlatmak için yeterdir.
o kadar da büyütmemek lazım, bakın trtye hiç büyütecekler mi?
(bkz: binlerce insan çağlayan meydanında)
(bkz: çağlayanda öyle bir grup toplanmış korkmaya gerek yok)
hayko cepkinin dinlemekle doyulmayan çok hoş eseri.
zaman geçiyor, uzun zaman sonra bir daha dinliyorsun, sanki ilk defa dinliyormuşsun gibi hissediyorsun, sonra tekrar tekrar dinlemeye başlıyor insan...
zaman geçiyor, uzun zaman sonra bir daha dinliyorsun, sanki ilk defa dinliyormuşsun gibi hissediyorsun, sonra tekrar tekrar dinlemeye başlıyor insan...
insanın dinledikçe dinleyesi gelen, hem müzikal hem de yorum açısından görkemli sago kolera parçası.
rtenin ünlü tehditidir kendisi.
sagopa kajmer ile koleranın düet albümü ikimizi anlatan birseyin beşinci parçası. sagopanın verselerinin özellikle mükemmel olduğu müthiş parça.
sago verse:
hey!... boş bardak saki lazım mey
dertli başa taş at, hadi kır başı ye!...
yılgına dalgın deme baygın şey
sıra sıra güzün dizdim peyder pey
içimde yıkıcı fırtınam var usta
içimde mahmusta, virüsler ürüyor fusta
hain elinde susta, hadim silah yunusta riyadan tasta
söyle, ne iş bu böyle?... ben güneş, sen gölge
burası yasak bölge, adım at geriye, girende bozulur denge
hey rap bu!... burada güneş batmış.
çocuk buna alış , lafla sağlanamaz barış.
battak gocuk karla yağmura karış
benim yaş başını almış. mork şampiyonu sıkar yarış
dinle!... neyi acep üleşemiyorsun benimle (benle)
işine bakacak gözün yok mu yüzünde?... bak işine!...
attığım bombolar patlar üstünde.
kolera verse:
sen bir kedi gördün tweety
thomasa kaldı hep 3ün 1i
ben bir duba gördüm sanki
bir de kendini beğenmişki
bir çift gözden olur belli, saldır bana kelli felli
indir kendini aşağı artık ol mukavemetli
sahom o da ney? acıklakta yine boşbağazı caney
karalığı yüzünde dane dane hey
günahımı ala ala bitirdiniz oley
safını yarıyor hasmın, dinle kurtul, halak olma hey
dövme dizini ven döverim kızını hey
bir gün melankolik olursa herkes
hiç şaşırma bey
yolumu kesen kervanların zulası olsun önüme mey
yol kıldan ine kılıçtan keskin, kolo bezgin
dinle eey sözünün eri rapin eri hey
kuvvemira liriklere rape raffineri hey
çabalama boşuna kamarana git saklan
vaktince arlan, hakkınca paklan
sago verse:
hey!... boş bardak saki lazım mey
dertli başa taş at, hadi kır başı ye!...
yılgına dalgın deme baygın şey
sıra sıra güzün dizdim peyder pey
içimde yıkıcı fırtınam var usta
içimde mahmusta, virüsler ürüyor fusta
hain elinde susta, hadim silah yunusta riyadan tasta
söyle, ne iş bu böyle?... ben güneş, sen gölge
burası yasak bölge, adım at geriye, girende bozulur denge
hey rap bu!... burada güneş batmış.
çocuk buna alış , lafla sağlanamaz barış.
battak gocuk karla yağmura karış
benim yaş başını almış. mork şampiyonu sıkar yarış
dinle!... neyi acep üleşemiyorsun benimle (benle)
işine bakacak gözün yok mu yüzünde?... bak işine!...
attığım bombolar patlar üstünde.
kolera verse:
sen bir kedi gördün tweety
thomasa kaldı hep 3ün 1i
ben bir duba gördüm sanki
bir de kendini beğenmişki
bir çift gözden olur belli, saldır bana kelli felli
indir kendini aşağı artık ol mukavemetli
sahom o da ney? acıklakta yine boşbağazı caney
karalığı yüzünde dane dane hey
günahımı ala ala bitirdiniz oley
safını yarıyor hasmın, dinle kurtul, halak olma hey
dövme dizini ven döverim kızını hey
bir gün melankolik olursa herkes
hiç şaşırma bey
yolumu kesen kervanların zulası olsun önüme mey
yol kıldan ine kılıçtan keskin, kolo bezgin
dinle eey sözünün eri rapin eri hey
kuvvemira liriklere rape raffineri hey
çabalama boşuna kamarana git saklan
vaktince arlan, hakkınca paklan
sagopa kajmerin kolera ile düet albümü ikimizi anlatan birseyin dördüncü parçası:
sagopa kajmer & kolera - ikimizi anlatan birşey - bir var bir yok - 2007 - rap
nakarat:
birgün siyah renge sor hep karanlık içini yakar
bembeyazdım kirlendim, taşlandım yuhlandım bittim
birgün al sancımı çek gör!... sinmiş içine kapanmış ağlar
bir var bir yok bedenim, tercihimde hakkım yatar
sagopa verse:
gökyüzünden baktığımda insan karınca görünür
yerden yükselince cüssen giderek küçülür
bugün esen rüzgarlar zerrelerimi aldı benden uçurdu
dün koca bir ağacın yaprakları havada raksa tutuldu
mevsimler ve yapraklar arası daim savaş - barış var
ölüm yahut yaşam var, suçlular ve merhumlar
kimse birinin ruhunu (eline) geçiremez ilahtan başka
insan parayla satın alma yoluna gider insanı, ya başka?...
bilmem neden diyologlarınız bu derece laçka
hiç ölmeyecekmiş gibi günü gün etmeniz saçma
içinde olanı bilmeden, bilinmedin bir kutuyu açma!...
evine dönmeye çalışan tırtıl gibiyiz bizler tehükede
tavsiye koleksiyoncusuyuz, güvenlerimiz engebede
anılarımı düşünürken ben, yaralarımı hesapladım
nefsimle yarış halindeyim, adımlarımı hızlandırdım
önceden ferah, rahattım, üzüntüden zayıfladım
birinin yaptığı yanlıştan ötürü ben ayıplandım
iblisin ağzında sayıklandım, bir pirinç tanesiyim
çakıllardan ayıklandım, çakallardan kaçtım.
kolera verse:
metin ol, yağmur yağsa benim kafama düşer kor
emeklerimiz ziyan ettin koş toz ol.
üzme beni be ben en bahtı kara şanssızım
geleceğime meraksızım, ben yalansızım
ışıktan rahatsızım
adm olsa marazi, doğru benim terazi,
bitene deniz mazi. kolo tek bacaklı yazı
durma se de al bir shot, çok perişan gidişat
şaklabanla doldu taştı camiam artık et berat
deneme rapim edilmez alt
oldu denedin ettin halt
critical mirettebat
1 dişi 2 irtibat, hergün değil senede bir
içten güldüm bunu da bil, oldum bende yerle bir
adım sözlerime kefil
içerleri tekil değil, çuvalın ağzını iple boğ
sen yaralı ben ölü hayli ağır bilanço
bu hızla viraj alınmaz, kes gazını, çek elfo
bir verse de atayım da ordan gel ve
sen de rapime doy.
öğüdüm ağır omuzlarımda inler durur habire
mecburen yağtığım e işi yaptım şeytan şerrine
bu ne yorgunluk dinlen kolo çek bir tabure
celaleddin der dışına o sızar ne varsa testide.
sagopa kajmer & kolera - ikimizi anlatan birşey - bir var bir yok - 2007 - rap
nakarat:
birgün siyah renge sor hep karanlık içini yakar
bembeyazdım kirlendim, taşlandım yuhlandım bittim
birgün al sancımı çek gör!... sinmiş içine kapanmış ağlar
bir var bir yok bedenim, tercihimde hakkım yatar
sagopa verse:
gökyüzünden baktığımda insan karınca görünür
yerden yükselince cüssen giderek küçülür
bugün esen rüzgarlar zerrelerimi aldı benden uçurdu
dün koca bir ağacın yaprakları havada raksa tutuldu
mevsimler ve yapraklar arası daim savaş - barış var
ölüm yahut yaşam var, suçlular ve merhumlar
kimse birinin ruhunu (eline) geçiremez ilahtan başka
insan parayla satın alma yoluna gider insanı, ya başka?...
bilmem neden diyologlarınız bu derece laçka
hiç ölmeyecekmiş gibi günü gün etmeniz saçma
içinde olanı bilmeden, bilinmedin bir kutuyu açma!...
evine dönmeye çalışan tırtıl gibiyiz bizler tehükede
tavsiye koleksiyoncusuyuz, güvenlerimiz engebede
anılarımı düşünürken ben, yaralarımı hesapladım
nefsimle yarış halindeyim, adımlarımı hızlandırdım
önceden ferah, rahattım, üzüntüden zayıfladım
birinin yaptığı yanlıştan ötürü ben ayıplandım
iblisin ağzında sayıklandım, bir pirinç tanesiyim
çakıllardan ayıklandım, çakallardan kaçtım.
kolera verse:
metin ol, yağmur yağsa benim kafama düşer kor
emeklerimiz ziyan ettin koş toz ol.
üzme beni be ben en bahtı kara şanssızım
geleceğime meraksızım, ben yalansızım
ışıktan rahatsızım
adm olsa marazi, doğru benim terazi,
bitene deniz mazi. kolo tek bacaklı yazı
durma se de al bir shot, çok perişan gidişat
şaklabanla doldu taştı camiam artık et berat
deneme rapim edilmez alt
oldu denedin ettin halt
critical mirettebat
1 dişi 2 irtibat, hergün değil senede bir
içten güldüm bunu da bil, oldum bende yerle bir
adım sözlerime kefil
içerleri tekil değil, çuvalın ağzını iple boğ
sen yaralı ben ölü hayli ağır bilanço
bu hızla viraj alınmaz, kes gazını, çek elfo
bir verse de atayım da ordan gel ve
sen de rapime doy.
öğüdüm ağır omuzlarımda inler durur habire
mecburen yağtığım e işi yaptım şeytan şerrine
bu ne yorgunluk dinlen kolo çek bir tabure
celaleddin der dışına o sızar ne varsa testide.
geleceğim diyen yazarlara ulaşamamız, ulaşabildiklerimizin gelmeyeceklerini belirtmeleri üzerine yalan olmuş zirvedir. ha siz yok illa gelecem diyorsanız ben zaten kadıköyde olacağım, bir haber verin yeter.
sagopa kajmer’in kolera ile düet albümü ikimizi anlatan birseyin üçüncü parçası:
nakarat:
bırak, yine başa döndü bu dünya
yine sona sardı aynı kaset, bıktım!...
bu manotonluk maratonu. onu tanı!...
içinde düşünce koştur!!!
kolera verse:
benimle kal! hevesim kursağımda takılı kaldı
gözlerim telaş timsali her ölende ağladı
pervasız tenin gözümü aldı komada martı
lodos mağduru melteminde ayıldı ve
yalnız uyandı. suskunluğum minnetimdi
yokluğun varlığı kanattı kendimi limana
bağladım uçar aklım halattı kenarların
ve kesin seçimin bütünü eşittir hayattı
bacaklarım kırıldı adın koluma kanattı
burun buruna geldim seni bulmak için
her belayla düşündüm 3 yıl arayla
küs mü mecnun leyla’ya? bacaklarımı
sarkıtırım dalga çarpar ayağıma
beyaz saçların akasya çalmış kokunu lavanta
vadeli yıllar karanlıktan korkmayı sana yasaklatır
20 senede uzayan saçı küçük bir bit makaslatır
2 çocuğum olsa aklım salıncakta sallanır
büyümek istemiyorum çünkü annem babam yaşlanır
saçının teli kopmasın, korkarım allah muhafaza
şerefine izin verdim bugün kalbimdeki her muhafıza
ziyarette evliya dedim farketmelerini sağla
buz gibi karaya vurmuşum, bulmuş sahil muhafaza
tanrı yıllar günaha soktu, gel de içimi filtre et
yıkılır bendim ilk tayfunda yağmuşurun içi çişelemek
sineğin yalısı her papatya yüzünden çirkin çiçek
çıkışmıyor param melek, yürüyerek geliyorum sabret
sago verse:
derin bir denizin dibine çökmüş, bir hazine aşk denen
gafilenbir av olur aniden. bir kalp, ve diğeri hükmeden.
benden uzakta olsun derdim körpecik çocukken.
gücümü toplamam gerekti aldanışımı yaşarken
kıvranımışı seyreden melekler gibidir sükünet
tam kendimi toplamışken önüme çıkar hayalet
ve korku içime hucmerken korkup kaçar cesaret
felaket sarsılışımı izler, cesede çevirir esaret
yardım et, bir iğne vur!... ve sönsün acımın yangını
güneş su olsa, yağmur kurusa ayıltamaz bu baygını.
çok zorladım şansımı ve yatıştırdım hırsımı.
yaşama kafa tutarken kafamı kırdı cadının tılsımı
hileden uzak bu adama sille vurma yazıktır.
ille çile mi çekmem lazım? nurum yüzüme dargındır
bil de gerisi mühim değil sebgim sana özel ve saftır.
bugüne dek işlediğim günaha. istırhamım tekbir aftır.
dökmek ister içini içim, anlatmalı mı. biçim biçim?...
her neşe, bir içim ve içlenişime direnişim.
ben, yürüdükçe kalır izim, bitmek bilmez pembe dizim.
yüzüm her resimde karanlık, karamsar bir çizim
nakarat:
bırak, yine başa döndü bu dünya
yine sona sardı aynı kaset, bıktım!...
bu manotonluk maratonu. onu tanı!...
içinde düşünce koştur!!!
kolera verse:
benimle kal! hevesim kursağımda takılı kaldı
gözlerim telaş timsali her ölende ağladı
pervasız tenin gözümü aldı komada martı
lodos mağduru melteminde ayıldı ve
yalnız uyandı. suskunluğum minnetimdi
yokluğun varlığı kanattı kendimi limana
bağladım uçar aklım halattı kenarların
ve kesin seçimin bütünü eşittir hayattı
bacaklarım kırıldı adın koluma kanattı
burun buruna geldim seni bulmak için
her belayla düşündüm 3 yıl arayla
küs mü mecnun leyla’ya? bacaklarımı
sarkıtırım dalga çarpar ayağıma
beyaz saçların akasya çalmış kokunu lavanta
vadeli yıllar karanlıktan korkmayı sana yasaklatır
20 senede uzayan saçı küçük bir bit makaslatır
2 çocuğum olsa aklım salıncakta sallanır
büyümek istemiyorum çünkü annem babam yaşlanır
saçının teli kopmasın, korkarım allah muhafaza
şerefine izin verdim bugün kalbimdeki her muhafıza
ziyarette evliya dedim farketmelerini sağla
buz gibi karaya vurmuşum, bulmuş sahil muhafaza
tanrı yıllar günaha soktu, gel de içimi filtre et
yıkılır bendim ilk tayfunda yağmuşurun içi çişelemek
sineğin yalısı her papatya yüzünden çirkin çiçek
çıkışmıyor param melek, yürüyerek geliyorum sabret
sago verse:
derin bir denizin dibine çökmüş, bir hazine aşk denen
gafilenbir av olur aniden. bir kalp, ve diğeri hükmeden.
benden uzakta olsun derdim körpecik çocukken.
gücümü toplamam gerekti aldanışımı yaşarken
kıvranımışı seyreden melekler gibidir sükünet
tam kendimi toplamışken önüme çıkar hayalet
ve korku içime hucmerken korkup kaçar cesaret
felaket sarsılışımı izler, cesede çevirir esaret
yardım et, bir iğne vur!... ve sönsün acımın yangını
güneş su olsa, yağmur kurusa ayıltamaz bu baygını.
çok zorladım şansımı ve yatıştırdım hırsımı.
yaşama kafa tutarken kafamı kırdı cadının tılsımı
hileden uzak bu adama sille vurma yazıktır.
ille çile mi çekmem lazım? nurum yüzüme dargındır
bil de gerisi mühim değil sebgim sana özel ve saftır.
bugüne dek işlediğim günaha. istırhamım tekbir aftır.
dökmek ister içini içim, anlatmalı mı. biçim biçim?...
her neşe, bir içim ve içlenişime direnişim.
ben, yürüdükçe kalır izim, bitmek bilmez pembe dizim.
yüzüm her resimde karanlık, karamsar bir çizim
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?