ing. insanı hasta etmek, başına dert olmak.
ing. zina.
angelina jolienin en sevdiği sözcüktür muhtemelen.
ing. evlat edinmek; benimsemek, kabul etmek.
ing. birisine/bir şeye hayran olmak; çok beğenmek.
an itibariyle makina orkestrası ayılar tarafından çalınması üzerine dumura uğramama neden olmuş parçadır.
(bkz: charlie s chocolate factory)
ing. fabrika.
(bkz: factionalism)
ing. bölüntü, hizip, farklı görüşlere sahip olan grup.
(bkz: faction)
"üç defa dinledim kalmayı başardıysam kendime güvenim tam, dördüncüde de kalırım ben" güvenidir.
(bkz: türk filmi klişeleri)
yenilenmesi gereken hödö. expert3 askerden döndü, bazı modlar emekli oldu, tuzluğu profesyonel liglere versek iki takım çıkar, yedeklerle beraber...
bir de bunun aynaya yapışıp aynanın irin rezervlerini arttıran tipleri var ki, onları biz çok severiz, özel ortamlarda korur, fındık-fıstık atarız.
keşke bu sene çankayada cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan çocuk yerinden kalkmasa, hep orda kalsa dedirten bayram.
bu ülke çocuklarınmış, gençlerinmiş... peh!!
bu ülke çocuklarınmış, gençlerinmiş... peh!!
beşiktaş - kadıköy arası sefer yapan bir vapura adı verilmiştir bu yüce şahsın.
hakkında kısa bir anekdot:
ünlü japonya konserinden önce barış manço hiç bir şekilde görüntülenemez, otel odasına kapanmıştır konser öncesi. hem japon basın mensupları, hem türk basın mensupları barış mançoyu görüntelemek için çırpınırlar ancak nafile. neyse, sonunda konser günü gelir, barış manço sahneye çıkar ve herkes donakalır. çünkü barış manço, japon seyircilerini japonca selamlamış ve yaklaşık 5 dakika kadar japonca konuşmuştur. yani, otel odasına kapanan barış manço günlerce japonca çalışmıştır, hem de tek bir konser için.
bugün sanatçı diye geçinen tiplere bakıyorum da...
(bkz: çok yalnızım be atam)
hakkında kısa bir anekdot:
ünlü japonya konserinden önce barış manço hiç bir şekilde görüntülenemez, otel odasına kapanmıştır konser öncesi. hem japon basın mensupları, hem türk basın mensupları barış mançoyu görüntelemek için çırpınırlar ancak nafile. neyse, sonunda konser günü gelir, barış manço sahneye çıkar ve herkes donakalır. çünkü barış manço, japon seyircilerini japonca selamlamış ve yaklaşık 5 dakika kadar japonca konuşmuştur. yani, otel odasına kapanan barış manço günlerce japonca çalışmıştır, hem de tek bir konser için.
bugün sanatçı diye geçinen tiplere bakıyorum da...
(bkz: çok yalnızım be atam)
ilk okul çağlarına geri götüren bir repliktir kendileri. çocuk kavgasında çok kullanılır. şöyle ki:
- oğlum seni döverim ha!
+ ben seni döverim.
- hehe! senden dayak yiyecek kadar aptal mıyım ben?
+ bak işte kendi ağzınla söyledin!
(bkz: hey gidi günler hey)
- oğlum seni döverim ha!
+ ben seni döverim.
- hehe! senden dayak yiyecek kadar aptal mıyım ben?
+ bak işte kendi ağzınla söyledin!
(bkz: hey gidi günler hey)
- len hüso, çakmağın var mı?
+ yok abey.
- o zaman sana bi çakmak lazım. eheuheuh
+ ne komik mucitsin sen be abey.
- sus, yakarım.
+ yok abey.
- o zaman sana bi çakmak lazım. eheuheuh
+ ne komik mucitsin sen be abey.
- sus, yakarım.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?