seri iq soran ibne
darklord
su aralar ankara havasini cigerlerine ceken insan kardesim. dikkat et alisma ankaraya. her gidisin bir donusu oldugunu unutma.
(bkz: genc fenerbahceliler)
indieden aldigim haberlere gore son derece efendi ve yakisikli bir cocukmus. beraber icilmis, eglenilmis. geceyi beraber gecirecekken, darklord sirra kadem basmis. iyi de etmis. biz de onu akilli, uslu bildik, oyle sevdik.
(bkz: sozlukteki toplar)
fenerbahçemizin geçtiğimiz cumartesi akşamı deplasmanda manisaspora 5-3 yenildiği maç sonrasında, bir ajan animatörün yaptığı anons sonrası meydana gelen olaylara, manisa emniyetinin insaf ve akıl dışı müdahelesinin ardından onlarca taraftarımız yaralanmış, kadın, erkek, yaşlı, çocuk demeden acımasızca coplanmışlardı. 1899 fenerbahçe derneği manisada yaşanan olaylara tepki olarak bir bildiri yayınladı. bildirinin tam metni şöyle;
işlenen insanlik suçlarina tepkimizdir
çocukluğumuzdan beri bize öğretildiği gibi hayvanlar aleminde ,canlıların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen kanunlar yoktur. aralarındaki her türlü sorunu dövüşerek çözerler. sonuçta taraflardan biri kaçar, yaralanır veya ölür bu durumda da dövüşün galibi haklılığını ispatlamış olur.
insanlar ise bu ilişkileri kanunlarla yazılı olarak düzenlemişlerdir. bazı rejimlerde kanun tek bir kanun yapıcı tarafından hazırlanır ve uygulanırken bazı rejimlerde ise kanunlar demokrasi ve insan hakları çerçevesinde kurumlarca konur ve uygulanır.
olası anlaşmazlık durumlarında da yine bağımsız kurumlar devreye girer ve sorunu hazırlanmış kanunlar çerçevesinde sonuca ulaştırır.
ilişkilerin bu yazılı kanunlarla düzenlendiği ülkeler ise “ hukuk devleti” olarak tanımlanır. bizim ülkemiz de bu tanımlar çerçevesinde bir hukuk devletidir. en azından yazarı, çizeri, aydını,politikacısı,sanatçısı her fırsatta sözüne “ bir hukuk devleti olan ülkemiz...” klişesi ile başlar.
son zamanlarda yaşadığımız olaylar hem insan olarak hayvanlar aleminden olan farklılığımız hem de bir hukuk devleti olduğumuza olan inancımız konusunda hep birlikte tekrar tekrar düşünmemiz gereğini doğurmuştur.
valimizin sözüne güvendik inönü stadına münferit olarak maça gittik, coplandık,dışarı atıldık ve birde fişlendik
elimizde biletlerimiz stad önünde kapıda kaldık, bir spor kulübü tarafından gasp edildik, yetmedi coplandık,
bir provakatörün yaptıklarına tepki gösterdik , coplanmadık 70 milyonun önünde canlı canlı linç edildik..
abdi ipekçi’de maça gittik tarafsız içişleri bakanımızın taraflı oğlunun cep telefonu direktifi ile coplandık...
hayatımızı,güvenliğimizi, malımızı korumasını beklediğimiz emniyet güçleri bizi tribünde görünce insanlığımızı da, bir hukuk devletinde görev yaptıklarını da unutuyorlar..
biz de insanız..
sizler gibi, sizin çocuklarınız,kardeşleriniz,akrabalarınız gibi etten kemikten insanlarız. konuşma becerimiz de var,söylenenleri anlama becerimiz de.. inanın coplayarak anlatmaya çalıştığınız şeyleri daha zor anlıyoruz. çünkü o sırada kırılan kemiklerimizin, moraran vücutlarımızın acısı daha ağır basıyor.
dünyada eşi benzeri olmayan bir “sporda şiddet” yasanız var. gak desek maçlara sokmazsınız, guk desek para,hapis cezası verirsiniz. peki bu coplamak bu kanunun neresinde var? insanların gözüne,ağzına biber gazı sıkma yetkisi kanunun neresinde var.
yoksa insan hakları denen şey taraftarlar için farklı yazılan bir şey mi? taraftar olunca insan haklarından muaf mı tutuluyoruz?
cumartesi günü manisa’da yaşananlar artık sabrımızı taşırdı. emniyet güçlerimiz o kadar insanı galeyana getiren bir provakatörle uğraşacaklarına bir tribün insanı acımadan coplamayı tercih etti. avrupa birliği’ne girmeye aday bir ülkenin , en modern kentlerinden birisinde yaşanan bu vahşet görüntülerini daha önce televizyonlarda haber programlarında ruanda,güney afrika gibi yerlerde görüyorduk. hatta bu görüntüleri, yayıncı kuruluşlar , seyredenleri olumsuz etkilememesi için tam olarak göstermiyor bazı yerlerini karartıyorlardı. oysa biz içimiz çekilerek seyrettiğimiz o görüntülere birebir maruz kaldık.
neden?
çünkü takımımızı desteklemeye maça gittiğimiz için.
bu olayların şokunu atlatamadan bu sefer abdi ipekçi’de artık bizden bir parça haline gelen coplarla,biber gazları ile karşılaştık. hem de bir kulübümüzde yöneticilik yapan, babası da ülkemizin en önemli bakanlıklarından birisinin başında olan bir şahsın direktifi ile..
okullarda bize yanlış mı öğrettiler, yoksa bizim demokratik yapımızda yetkiler babadan oğula devredilebilir mi?
özellikle maçlarda görev yapan emniyet güçlerine bir kez daha bizim de insan olduğumuzu, onların başına hain saldırılarda birşey geldiği zaman bizim de gözyaşı döktüğümüzü, yanlış bir şey yaptıysak bizleri gözaltına alma hatta tutuklama yetkileri olduğunu ,kısacası türkiye’nin bir cop değil hukuk devleti olduğunu hatırlatırız.
çok değerli ! medyamıza da artık taraftarı bir öcü olarak göstermekten vazgeçmesini, bu sektörün, hiçbir kazancı olmadan sadece vererek içinde bulunan tek ögesinin taraftarlar olduğunu unutmamasını, her fırsatta demokrasi ve insan hakları bekçisi kesilenlerin bu görüşlerini bize yapılanları gördükten sonra da savunmasını hatırlatırız..
sonuç olarak,
bize bu insanlık dışı muameleyi layık görenleri, bunlara engel olmayanları, verilmiş veya verilmemiş statüsünü bu yolla kullananları, yaşananlara tepki vermeyenleri, kısaca insanı insan yapan en temel özelliklerden uzaklaşan herkesi hem taraftar hem de insan kimliğimiz ile kiniyoruz.....
işlenen insanlik suçlarina tepkimizdir
çocukluğumuzdan beri bize öğretildiği gibi hayvanlar aleminde ,canlıların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen kanunlar yoktur. aralarındaki her türlü sorunu dövüşerek çözerler. sonuçta taraflardan biri kaçar, yaralanır veya ölür bu durumda da dövüşün galibi haklılığını ispatlamış olur.
insanlar ise bu ilişkileri kanunlarla yazılı olarak düzenlemişlerdir. bazı rejimlerde kanun tek bir kanun yapıcı tarafından hazırlanır ve uygulanırken bazı rejimlerde ise kanunlar demokrasi ve insan hakları çerçevesinde kurumlarca konur ve uygulanır.
olası anlaşmazlık durumlarında da yine bağımsız kurumlar devreye girer ve sorunu hazırlanmış kanunlar çerçevesinde sonuca ulaştırır.
ilişkilerin bu yazılı kanunlarla düzenlendiği ülkeler ise “ hukuk devleti” olarak tanımlanır. bizim ülkemiz de bu tanımlar çerçevesinde bir hukuk devletidir. en azından yazarı, çizeri, aydını,politikacısı,sanatçısı her fırsatta sözüne “ bir hukuk devleti olan ülkemiz...” klişesi ile başlar.
son zamanlarda yaşadığımız olaylar hem insan olarak hayvanlar aleminden olan farklılığımız hem de bir hukuk devleti olduğumuza olan inancımız konusunda hep birlikte tekrar tekrar düşünmemiz gereğini doğurmuştur.
valimizin sözüne güvendik inönü stadına münferit olarak maça gittik, coplandık,dışarı atıldık ve birde fişlendik
elimizde biletlerimiz stad önünde kapıda kaldık, bir spor kulübü tarafından gasp edildik, yetmedi coplandık,
bir provakatörün yaptıklarına tepki gösterdik , coplanmadık 70 milyonun önünde canlı canlı linç edildik..
abdi ipekçi’de maça gittik tarafsız içişleri bakanımızın taraflı oğlunun cep telefonu direktifi ile coplandık...
hayatımızı,güvenliğimizi, malımızı korumasını beklediğimiz emniyet güçleri bizi tribünde görünce insanlığımızı da, bir hukuk devletinde görev yaptıklarını da unutuyorlar..
biz de insanız..
sizler gibi, sizin çocuklarınız,kardeşleriniz,akrabalarınız gibi etten kemikten insanlarız. konuşma becerimiz de var,söylenenleri anlama becerimiz de.. inanın coplayarak anlatmaya çalıştığınız şeyleri daha zor anlıyoruz. çünkü o sırada kırılan kemiklerimizin, moraran vücutlarımızın acısı daha ağır basıyor.
dünyada eşi benzeri olmayan bir “sporda şiddet” yasanız var. gak desek maçlara sokmazsınız, guk desek para,hapis cezası verirsiniz. peki bu coplamak bu kanunun neresinde var? insanların gözüne,ağzına biber gazı sıkma yetkisi kanunun neresinde var.
yoksa insan hakları denen şey taraftarlar için farklı yazılan bir şey mi? taraftar olunca insan haklarından muaf mı tutuluyoruz?
cumartesi günü manisa’da yaşananlar artık sabrımızı taşırdı. emniyet güçlerimiz o kadar insanı galeyana getiren bir provakatörle uğraşacaklarına bir tribün insanı acımadan coplamayı tercih etti. avrupa birliği’ne girmeye aday bir ülkenin , en modern kentlerinden birisinde yaşanan bu vahşet görüntülerini daha önce televizyonlarda haber programlarında ruanda,güney afrika gibi yerlerde görüyorduk. hatta bu görüntüleri, yayıncı kuruluşlar , seyredenleri olumsuz etkilememesi için tam olarak göstermiyor bazı yerlerini karartıyorlardı. oysa biz içimiz çekilerek seyrettiğimiz o görüntülere birebir maruz kaldık.
neden?
çünkü takımımızı desteklemeye maça gittiğimiz için.
bu olayların şokunu atlatamadan bu sefer abdi ipekçi’de artık bizden bir parça haline gelen coplarla,biber gazları ile karşılaştık. hem de bir kulübümüzde yöneticilik yapan, babası da ülkemizin en önemli bakanlıklarından birisinin başında olan bir şahsın direktifi ile..
okullarda bize yanlış mı öğrettiler, yoksa bizim demokratik yapımızda yetkiler babadan oğula devredilebilir mi?
özellikle maçlarda görev yapan emniyet güçlerine bir kez daha bizim de insan olduğumuzu, onların başına hain saldırılarda birşey geldiği zaman bizim de gözyaşı döktüğümüzü, yanlış bir şey yaptıysak bizleri gözaltına alma hatta tutuklama yetkileri olduğunu ,kısacası türkiye’nin bir cop değil hukuk devleti olduğunu hatırlatırız.
çok değerli ! medyamıza da artık taraftarı bir öcü olarak göstermekten vazgeçmesini, bu sektörün, hiçbir kazancı olmadan sadece vererek içinde bulunan tek ögesinin taraftarlar olduğunu unutmamasını, her fırsatta demokrasi ve insan hakları bekçisi kesilenlerin bu görüşlerini bize yapılanları gördükten sonra da savunmasını hatırlatırız..
sonuç olarak,
bize bu insanlık dışı muameleyi layık görenleri, bunlara engel olmayanları, verilmiş veya verilmemiş statüsünü bu yolla kullananları, yaşananlara tepki vermeyenleri, kısaca insanı insan yapan en temel özelliklerden uzaklaşan herkesi hem taraftar hem de insan kimliğimiz ile kiniyoruz.....
daha once neden bu kadar kararli degildik, neden simdi. semdinli iddianamesinin savcisi gorevden alindiktan bir gun sonra? sorulari kafada yankilanir. bir diyet degilse odenen neredeydik simdiye kadar, neden bekledik? umarim amacina ulasir.
slowly gencolez nickli eski yazar, sozluk icinde kargasa cikarmak, takim irkciligi yapmak ve moderasyona "bana artislik yapmua uleyyn" demek suclarindan biletini sol eline almaya mahkum edilmistir. ne guzel ki kendinden 10 yas buyuk birine kardesss diyecek kadar ergin bir insan, sozluk semalarindan bizi seyrediyor. hep birlikte el sallayalim.
para sorunu olmayan kisidir. normaldir, yadirganmamalidir.
rus yazarlarin piri.
hincal uluca gore yeni bir 6-0 olmasi muhtemel macmis.
"the dreams in which im dying are the best ive ever had.." daha ne soylenebilir ki. sozler olagan ustu, muzik olagan ustu.bu kadar olaganustulugun bir arada olmasi olagan degil.
bilinmezlikten dogan his.
sokratin karisinin ismidir. 50 yasindan sonra evlendiginden olsa gerek pek anlasamazlarmis.
takoz tabir edilen recep boyle bir gol atmistir. besiktasin malmo ile yaptigi ve 3-2 yenildigi macta, malmonun ucuncu golu olarak kayitlara gecmistir. recepin insan ustu yeteneklerinden biridir. rovesata-vale arasi, havada donerek vurdugu top engin ipekoglunun korudugu besiktas kalesine zimba gibi girmis ve herkes golu ayakta alkislamistir. suleyman seba mactan sonra, mactaki en guzel hareketin recebin golu oldugunu soylemistir. recebin yuzundeki dehsetle karisik saskinlik ve uzuntu ifadesi gozumun onune geldikce gulmekten olurum hep.
recebimizin mactan sonra "hesapladim, vurdum" demesi spikeri ve ekran basindaki herkesi guldurmustur. mamafih baska bir roportajda "yaradana siginip vurdum" diyerek olayi aciklamistir.
takoz recep efsanelerinden biridir. 14 aralik 1994 turkiye isvicre macinda atilmis ve takimimizin tek golu olmustur. golu efsanelestiren ise golun atildigi mesafe kadar golu atan kisidir. recep cetin cok teknik bir futbolcu degildir. aslinda teknik bir futbolcu degildir. maci anlatan isvicreli spikerin gol icin son derece estetik ve akil dolu yorumunu yapmasi recebi daha once seyretmemis olmasindandir. ama bu gol maglup olmamizi engellememistir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?