babasi : sultan abdulmecid
annesi : gulistu kadin efendi
dogumu : 02 subat 1861
olumu : 15 mayis 1926
saltanati : 04 temmuz 1918 - 01 kasim 1922
hayati
sultan mehmed vahdeddin otuz altinci ve son osmanli padisahidir. babasi sultan abdulmecid, annesi gulistu kadin efendidir. 2 subat 1861 tarihinde istanbulda dogdu. babasi sultan abdulmecid, sultan mehmed vahdeddin dogdugu yil, annesi gulistu kadin efendi de, o henuz cok kucukken vefat etmislerdi. cocuk denecek yaslarda hem oksuz, hem yetim kalan sultan mehmed vahdeddin, babasi sultan abdulmecidin kadinlarindan sayeste kadin tarafindan buyutuldu.
sultan abdulazizin saltanati sirasinda henuz bir cocuk oldugu icin serbest yetisti. egitim ve ogrenimi ile agabeyi sultan ikinci abdulhamid henuz padisah degilken bile yakindan ilgilendi. sultan ikinci abdulhamid, saltanat yillarinda da bu tutumunu degistirmedi, ona hep deger verdi ve onu korudu. bu yuzden agabeyinin saltanat yillarinda rahat bir hayat yasadi.
sultan mehmed vahdeddin, cok okurdu, okudugunu iyi anlardi. ozellikle fikha ait eserler ilgisini cekmisti. kitabeti ve imlâsi duzgundu. zekî bir insandi, fikirlerini kâgit ustune aktarmakta zorluk cekmezdi. cok nazik bir insan olan sultan mehmed vahdeddin, viyana seyahati sirasinda hem yanindakileri hem de yabancilari nezaketine hayran birakmisti. az konusur, daha cok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pur dikkat kesilirdi.
sultan mehmed resad, padisah oldugu zaman, yas bakimindan sultan mehmed vahdeddinden daha buyuk olan sultan abdulazizin oglu yusuf izzeddin veliaht idi.
yusuf izzeddinin olumu uzerine veliahtliga sultan mehmed vahdeddin getirildi.
veliaht olarak bulundugu yillarda, birinci dunya savasi cikti. savas sirasinda osmanli devletinin veliahti olarak almanyaya resmî bir gezi yapti. bu seyahatinde yaninda mustafa kemal de bulundu. sultan mehmed resadin olumu uzerine, sultan altinci mehmed vahdeddin sani ile padisah oldu.
mondros mutarekesi
30 ekim 1918 tarihinde, limni adasinin mondros limaninda bahriye naziri huseyin rauf orbayin baskanligini yaptigi osmanli heyeti ile ingiliz amiral calthorpun baskani oldugu itilâf devletleri heyeti arasinda imzalanan mondros mutarekesi ile silahli catisma sona ermistir. i. dunya savasini bitiren bu antlasma aslinda cok agir sartlar tasiyordu. mondros mutarekesi aslinda osmanli devletinin yikilisini ongormekte; itilâf devletlerine osmanli devletinin herhangi bir bolgesine, guvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile isgal hakkini tanimakta idi.
mustafa kemal bu mutareke ile ilgili olarak sunlari soyluyordu; osmanli hukumeti bu mutareke ile kendini kayitsiz sartsiz dusmana teslim etmege muvafakat etmistir. yalniz muvafakat etmis degil, dusmanlarin memleketi istilâsi icin onlara muaveneti (yardimi) de vaad eylemistir. bu mutareke oldugu gibi tatbik edildigi takdirde memleketin bastan sona kadar isgal ve istilâya maruz olacagi suphesizdir.
mondros ateskes antlasmasi ile itilâf devletleri, baris antlasmasinin imzalanmasini beklemeden, turk topraklarinin taksimine giristiler. ateskes antlasmasinin 7. maddesi geregince, butun bir memleketin isgali icin itilâf devletlerine imkân veriyordu.
mondros ateskes antlasmasinin baslica hukumleri sunlardir:
1- canakkale ve istanbul bogazlarinin acilmasi, karadenize serbestce gecisin temini ve canakkale ve karadeniz istihkâmlarinin itilâf devletleri tarafindan isgali saglanacaktir.
2- osmanli sularindaki butun torpil tarlalari ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gosterilecek ve bunlari taramak ve kaldirmak icin yardim edilecektir.
3- karadenizdeki torpiller hakkinda bilgi verilecektir.
4- itilâf devletlerinin butun esirleri ile ermeni esirleri kayitsiz sartsiz istanbulda teslim olunacaktir.
5- hudutlarin korunmasi ve ic asayisin temini disinda, osmanli ordusu derhal terhis edilecektir.
6- osmanli harp gemileri teslim olup, gosterilecek osmanli limanlarinda gozaltinda bulundurulacaktir.
7- itilâf devletleri, guvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya cikmasi halinde herhangi bir stratejik yeri isgal etme hakkina sahip olacaktir.
8- osmanli demiryollarindan itilâf devletleri istifade edecekler ve osmanli ticaret gemileri onlarin hizmetinde bulundurulacaktir.
9- itilâf devletleri, osmanli tersane ve limanlarindaki vasitalardan istifade saglayacaktir.
10-toros tunelleri, itilâf devletleri tarafindan isgal olunacaktir.
11- iran iclerinde ve kafkasyada bulunan osmanli kuvvetleri, isgal ettikleri yerlerden geri cekilecekler.
12- hukumet haberlesmesi disinda, telsiz, telgraf ve kablolarin denetimi, itilâf devletlerine gececektir.
13- askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi onlenecektir.
14- itilâf devletleri komur, mazot ve yag maddelerini turkiyeden temin edeceklerdir (bu maddelerden hic biri ihrac olunmayacaktir).
15- butun demiryollari, itilâf devletlerin zabitasi tarafindan kontrol altina alinacaktir.
16- hicaz, asir, yemen, suriye ve iraktaki kuvvetler en yakin itilâf devletlerinin kumandanlarina teslim olunacaktir.
17- trablus ve bingazideki osmanli subaylari en yakin italyan garnizonuna teslim olacaktir.
18- trablus ve bingazide osmanli isgali altinda bulunan limanlar italyanlara teslim olunacaktir.
19- asker ve sivil alman ve avusturya uyrugundan olanlar bir ay zarfinda osmanli topraklarini terk edeceklerdir.
20- gerek askerî techizatin teslimine, gerek osmanli ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasitalarinin itilâf devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.
21- itilâf devletleri adina bir uye, iase nezaretinde calisacak bu devletlerin ihtiyaclarini temin edecek ve isteyecegi her bilgi kendisine verilecektir.
22- osmanli harp esirleri, itilâf devletlerinin nezdinde kalacaktir.
23- osmanli hukumeti, merkezî devletlerle butun iliskilerini kesecektir.
24- alti vilâyet adi verilen yerlerde bir kargasa olursa, vilâyetlerin herhangi bir kisminin isgali hakkini itilâf devletleri haiz bulunacaktir.
25- muttefiklerle osmanli devleti arasindaki savas, 1918 yili ekim ayinin 31 gunu mahallî saat ile ogle zamani sona erecektir.
sevr antlasmasi
ana hatlari 24 nisan 1920de san remo kanferansinda kararlastirilan sevr antlasmasi, 11 mayis 1920de incelenmek uzere osmanli hukumetine verilmisti.
antlasmasinin kabulunu kolaylastirmak ve sevr hukumlerini uygulamak uzere, itilâf devletlerinin tesvik ve destegi ile yunan ordusu da 23 haziran 1920de anadoluda ve trakyada saldiriya gecti. bursanin, balikesirin, usakin ve nazillinin ardarda isgali ile sevrin uygulanmasini saglamak ve antlasma maddelerinde herhangi bir degisiklige meydan vermemek bu saldirida esas amac olmustu.
sultan vahdeddinin baskanliginda toplanan sûra-yi saltanat 22 temmuz 1920de "zayif bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmege deger" gorerek antlasmanin onanmasina karar vermistir. tevfik pasanin, turk topraklarini parcalayan, millî seref ve haysiyetle bagdasmayan bu antlasmayi imzalamamasi uzerine damad ferit pasa tarafindan gorevlendirilen resat halis bey, hâdi pasa ve riza tevfik (bolukbasi) bey sevr antlasmasini 10 agustos 1920de imzaladilar.
sevr antlasmasina gore, osmanli devleti parcalaniyor, turk milleti de yasama hakkindan yoksun birakiliyordu.
rumeli sinirimiz asagi-yukari istanbul vilâyeti olarak tayin olunuyordu. bati anadolu ( izmir ve havalisi) yunanlilara veriliyordu. guney siniri ise, mardin, urfa, gaziantep, amanos daglari ve osmaniyenin kuzeyinden gecmekte ve bu sinirin guneyini fransaya birakmakta idi. doguda bayazit, van, mus, bitlis ve erzincani icine alan bir ermenistan, irak ve suriye arasinda bir kurdistan kurulacakti. bunun disinda, turkiyeye birakilan topraklar nufus mintikalarina ayrilmakta; italyanlar antalya ve konya, fransizlar adana, sivas ve malatya bolgesi uzerinde, ingilizler de irakin kuzey kisminda nufuz bolgeleri tesis ediyorlardi. istanbulda ise hukumet ve padisah oturacak fakat, istanbul milletlerarasi bir sehir olacak, bogazlarda ordusu, donanmasi, butcesi ve organize kuruluslari ile bir komisyon bulunacakti. turklere birakilan bolge, hakimiyet hakki en agir sekilde sinirlanmis, ankara ve kastamonu vilâyetleri ve dolaylari idi. sevre gore, memleket dahilinde bulunan azinliklar turklerden daha fazla haklara sahip oluyor, vergi vermeyerek, askeri hizmet yapmayarak imtiyazli (ayricalikli) bir durumda bulunuyordu. turk tabiyetinden cikanlar bircok yukumluluklerden kurtuluyorlar, yeniden hic kimsenin turk tabiyetine de girmesine musade edilmiyordu.
devletin askerî kuvveti, her bakimdan sinirlanarak azamî miktar 50.700 kisi olacak; tank, agir top, ucak bulunmayacakti. askerlik de gonullu olacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmada denizalti da bulunmayacakti. diger taraftan mâlî ve iktisadî hukumler, osmanli hukumeti ile meclisin yetkilerini hice saydiracak sekilde sinirlayici ve kulfet teskil eder mahiyette olup, osmanli devletini itilâf devletlerinin musterek somurgesi haline getiriyordu. ingiliz, fransiz ve italyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu mâli komisyon, osmanli devletinin gelir ve giderlerini duzenlemekte ve devletin yetkilerini devletlik sifati ile bagdastirilmayacak sekilde baglamakta idi.
sevr antlasmasinin osmanli hukumetince imzalanmasi, anadoludaki millî mucadele azmini kuvvetlendirmis, halkin istanbul hukumetinden umitlerini kesmesine neden olmustur.
buyuk millet meclisi 19 agustos 1920 tarihli toplantisinda, sevr antlasmasini imzalayan ve bunu onaylayan sûra-yi saltanatta bulunanlari vatana hiyanetle itham ederek vatansiz sayilmalari kararini aldi. ayni zamanda buyuk millet meclisi hukumeti bu antlasma ile kendini hic bir surette bagli gormedigini de ilân etti.
kurtulus savasi
osmanli devleti birinci dunya savasina almanyanin yaninda katilmisti. agir ve yorucu savaslardan cikmis osmanli kuvvetleri savas sirasinda kahramanca carpismalarina ragmen, dusman kuvvetlerinin tum yurdu isgal etmelerine karsi koyamamislardi. bu siralarda imzalanan mondros ve sevr antlasmalari, osmanli devletini tamamen yok etmeye ve turk yurdunu parcalamaya yonelik hazirlanmisti.
sultan mehmed vahdeddin osmanli mebusan meclisinin toplanmasina karar verdi. toplanan meclis dusman devletlerin gorusleri disinda bir karar alarak misak-i millîyi kabul etti. bunun uzerine ingilizler istanbulu resmen isgal edip osmanli mebusan meclisini dagittilar.
19 mayis 1919 yilinda samsuna cikarak millî mucadele hareketini baslatan mustafa kemal pasa ve arkadaslari anadoludaki direnis hareketini orgutlediler. kongreler, kuva-yi milliye direnisleri gerceklestirildi. nihayet 23 nisan 1920de tbmmnin ankarada acilmasina karar verildi.
turk milleti, canini ve malini hice sayarak girdigi kurtulus savasindan muzaffer cikmis, dusmanlar vatan topraklarindan atilmisti. baskomutan mustafa kemal pasa idaresinde buyuk bir zafer kazanilmisti. yeni meclis saltanatin kaldirilmasi ve osmanli hanedaninin turk topraklarindan cikarilmasini istemisti.
istanbuldan ayrilisi
hayatini tehlikede goren sultan mehmed vahdeddin, istanbuldaki isgal kuvvetleri komutanina bas vurarak ingiliz devletine siginmak istedigini bildirdi. 17 kasim 1922 sabahi isranbuldan malaya isimli bir ingiliz zirhlisi ile ayrildi.
saraydan ayrilisindan sonra vahdeddin once maltaya, daha sonra hicaza gitti.
mekkede bir sure kaldiktan sonra italyanin san remo sehrine giderek vefatina kadar orada kaldi.
olumu
sultan mehmed vahdeddin, san remoda kalp yetmezliginden dolayi 15 mayis 1926 gunu 65 yasinda vefat etti. vatan topraklarina gomulmek en buyuk arzusuydu. ancak bunun mumkun olmayacagini bildigi icin en azindan halki musluman olan bir ulkenin topraklarina gomulmek istemisti. samdaki selâhaddin eyyubi turbesini secmisti ve bu son arzusuydu.
cenazesi alacaklilarin haciz koymalari yuzunden bir sure ortada kaldi. ancak devrin suriye devlet baskani ahmed nami bey, olayi duyunca cok uzuldu ve butun borclarini odeyerek, cenazesini suriyeye getirtti. ancak topraga verilmeyi cok arzuladigi selâhaddin eyyubi turbesi doluydu. ahmed nami bey, sultan mehmed vahdeddinin cenazesinin sultan selim camiinin bahcesine gomulmesini sagladi.
(bkz: sultan mehmed vahdeddin)
(bkz: rowdy)
in. kulhanbeyi.
ing. argo.
(bkz: slang)
(bkz: argo)
(bkz: kargo)
kullanilan ortak dilden ayri olarak ayni meslek veya topluluktaki insanlarin kullandigi ozel dil veya soz dagarcigi. her yerde ve her zaman kullanilmayan veya kullanilmamasi gereken coklukla egitimsiz kisilerin kullanildigi soz veya deyim. serserilerin, kulhanbeylerinin kullandigi soz veya deyim.
edson arantes do nascimento pele, 1940 yilinda dunyaya geldi. futbola bauru atletic takiminda baslayan pele, 1955’te gectigi santos kulubu’nde 1956’da a takimina alindi.
ilk dunya sampiyonlugu’nun 1958’de tatti. yedekler arasinda isvec’e goturulen pele oyuna girdigi zamanlarda basarili futboluyla dikkatleri uzerine cekti ve milli takimin ilk onbirinde yer alarak kupayi kaldiranlar arasina girdi. 1962 dunya kupasi onun icin kotu bir donemdi. pele sakat oldugu icin bu milli takima cagrilmadi.
futbol’un tacsiz krali olarak adlandirilan pele, 1970 dunya kupasinda hem olgun bir futbolcu hem de dunyanin gelmis gecmis en iyi futbolcusu oldugu gosterdi ve brezilya bu dunya kupasindan da sampiyonlukla cikarak 3 kez kupayi evine goturdu.
her an her seyi yapabilecek teknikte bir oyuncu olmasi, rakiplerin korkulu ruyasi haline getirdi onu fakat o bununla simarmak yerine kendisini daha da gelistirmeye calisti. 1974 yilina kadar oynadigi santos takiminda tam 1284 gol atti. o da tatilini abd’de gecirdi ve new york cosmos takimina transfer oldu. 1977’de de futbolu birakti.
dunyanin gelmis gecmis en buyuk futbolcusu olarak gosterilen pele, butun dunyada futbol icin olcu ve hedef olarak gosterilmektedir.
ing. sahmerdan.
(bkz: beetle)
yari cin yari taylandli olan mae, 27 ekim 1978de singapur dogdu. 3 yasinda piyano calan sanatci, iki sene sonra da keman calmaya basladi. sanatci ilk basarisi 7 yasinda "yilin en basarili genc sanatcisi" secilerek yasadi. 10 yasindayken londra filarmoni orkestrasinda calmaya baslayan mae, london mozart players adli grupla uluslararasi turnelerde calma firsati buldu. ilk solo turnesine 12 yasinda cikti ve tum ingiltereyi dolasarak tchaikovskynin eserlerini yorumladi. 13 yasinda kaydettigi tchaikovsky ve beethoven keman koncertolari ile bu eserleri yorumlayabilen en genc muzisyen unvanini da elde etti.
the violin player albumunde, elektronik keman kullanarak farkli bir sound yaratti. muzik otoriteleri, pekcok muzik turunu icinde barindiran bir techno-fusion olarak degerlendirilen mae tarzina, olumlu elestirilerde bulundular. yaptigi muzik hakkindaki sorulara ise: "beethoven ve beatles, mozart ve michael jackson, paganini ve prince. ben hepsini seviyorum. bu dunyaya bir kez geldim ve bu sansimi iyi degerlenderecegim. dinlemekten zevk aldigim her tur muzigi kemanla calmaya calismaktan buyuk haz duyuyorum" seklinde cevap verdi.
kemaniyla klasik eserlere farkli yorumlar getiren sanatci, klasik muzik repertuarini calmanin yaninda kendi duzenlemeleri ile de boy gosterdi, ayrica pop sarkilarina da kendi duzenlemelerini yapti.
albumleri:
violin (1990)
kids classics (1991)
tchaikovsky & beethoven violin concertos (1991)
the violin player (1993-94)
the alternative record from vanessa mae (1996)
the classical album 1 (1996)
the classical album 2 - china girl (1997)
storm (1997)
kaynak: kimkimdir.gen.tr
vurucu agirligin, mekanik olarak yukselmesi ve dusmesi sonucu dovme islemi yapan makine. bir yapinin temel kaziklarini cakmakta kullanilan bir cesit arac. cok agir bir cesit tokmak veya cekic.
ing. yat. hani suda yuzenden.
(bkz: yacht)
ing. yatcilik.
(bkz: yachting)
meksikali kadin fotografcilar, insanlari ve onlarin meksikaliligini gosterdigi icin uluslararasi platformda en cok ilgiyi gormeyi basarmistir. bunlar, tina modottinin 1920lerde, lola alvarez bravonun 1920lerden 1990lara kadar ve graciela iturbidein son 20 yilda cektigi fotograflaridir. bu fotograflarin ortak yanlari, baskaligi, egzotik tadlarin yanisira meksikanin acligini fotograflamis olmalaridir.
20. yuzyilin en iyi fotografcilarindan biri olan tina modotti, bilincli ve dikkatli bir sekilde objektifiyle meksikali fakirlere ve ozellikle fakir kadinlara odaklandi. lola alvarez bravo ve graciela iturbide uzak ve fotograflamasi kolay olmayan goruntuleri tercih ettiler. onlar insanlari basrol oyuncusu yaparak onlarin trajedisini ve gizini ortaya cikardi. daha dogru tanimlamak gerekirse, onlar sebastiao salgadonun kadin esitleridir.
bu fotografcilar, ayrica, portre de cektiler. modottinin en taninmis portresi, ortagi julio antonio mellanin muhtesem guzellikteki goruntusudur. modotti ayni zamanda pek cok kadinin da portresini cekmistir (ornegin, kiz kardesi yolanda, dolores del rio ve anita brenner gibi kulturel figurler). onun fotograflarindan biri olan benita galeananin portresi (pankartli kadin olarak bilinir), portrenin neyi icerdigi hakkinda pek cok soruyu akla getirir. bu sadece portre degildir; onemli olan meksikadaki sosyal hareket sirasinda yaptiklarindan dolayi benita galeananin tarihi bir figur olmasidir. fakat, son bilgilere gore onun galeana olup olmadigi tartisilmaktadir. bazilari fotograftaki kadinin modotti ve edward westonin favori modeli luz jimenez oldugunu savunmaktadir. model kim olursa olsun gercek, bu goruntunun asla bir kisinin adiyla dogmadigi ve modelin kisiligi hakkinda bir suphenin olmadigidir.
ilk yillar
asil adi assunta adelaine luigia modotti mondini olan tina, 17 agustos 1896da kuzey italyada bir kasabada dogdu. mali guclukler yuzunden once avusturyaya tasinmak zorunda kalan aile, daha sonra da makine muhendisi olan baba guiseppe modottinin 1905de amerikaya gitmesiyle yeni bir bocalama icine girdi. tina henuz 12 yasinda iken bes kucuk kardesinin bakimina katkida bulunabilmek icin bir ipek fabrikasinda calismaya basladi.
1913te tina, babasinin ve ablasinin yanina new yorka gitti. new yorkta italyan gocmenlerin yasadigi kucuk italya tabir edilen muhit, calkantilara gebe yapisiyla entelektuellerin ve sanatcilarin ugrak yeri durumuna gelmisti. calisiyor olmasina ragmen tina, zamaninin buyuk bolumunu tiyatro ve operaya ayiriyordu.
sanatcilik yolunda atilan adimlar
1915teki "panama-pasifik sergisi", tinanin yasaminda bir donum noktasi oldu. sergilenen sanat eserleri, tinaya kendisininkinden bambaska bir dunyanin varligini gostermisti. sergide tanistigi amerikali sair ve ressam roubaix de iabrie richey ise genc kadinin acisindan ice donuk italyan cemaatinin otesindeki dunyaya yolculuk icin bir pasaport niteligi tasimaktaydi. bu sirada 17 yasini bitiren tina, yerel tiyatro produksiyonlarinda cesitli roller icin secmelere katilmaya baslamisti. cesitli rolleri oldukca basarili bicimde oynamasinin ardindan da kucuk capli bir sohret edindi. 1918e gelindiginde yeni arayislara girecek kadar kendine guveni artmisti ve robo ile birlikte holywooda gitmek uzere yola ciktilar.
1919un ortalarinda, "tigers coat-kaplanin postu" adli filmde oynadigi basrol, aktrislik yasaminin tepe noktalarindan biri konumundaydi. ancak tina, kisa sure sonra sinemanin kendisine sundugu kisitli olanaklardan sikildi. ilgisini ceken pek cok sey vardi: edgar allen poenun, oscar wildein, freudun ve nietzschenin yapitlarini buyuk bir aclikla okumaktaydi. surgundeki ressam rafael vera de cordova, sair ve cevirmen ricardo gomez robelo gibi pek cok entelektuel ve sanatci ile ayni cevrelerde bulunmaktaydi. bu cevredekilerin yollari, daha sonra, iclerinde unlu amerikali fotograf sanatcisi edward westonun da bulundugu los angelestan bir baska grupla kesisti.
robo ve tina, atesli entelektuel tartismalara sahne olan, son derece hareketli ve bir o kadar da eglenceli geceler duzenliyorlardi. tina kacinilmaz bicimde bu gecelerin odak noktasina yerlesiyordu. weston da dahil pek cok erkek, tinaya cilginlar gibi asikti. edward weston ile duygusal bir iliskiye girmesinin kisa bir sure sonrasinda tina, meksikaya gitmis olan kocasi robonun bir hastalik sonucu oldugunu ogrendi.
meksikaya gidis ve ilk siyaset kivilcimlari
1923e gelindiginde westonun da destegi ve cesaretlendirmesi sonucu tina ciddi anlamda fotografla ilgilenmeye basladi. ikisi birlikte meksikaya gittiler. meksikada o sirada sanatsal ve politik etkinlik acisindan oldukca hareketli bir donem yasanmaktaydi. tina ve weston, verdikleri ve sanatcilarin ve devrimcilerin de katildigi cilgin partilerle isimlerini duyurdular. bu partilerde en buyuk cilginliklari yine tina ve weston yapiyorlardi. tina jean giyiyor, sigara iciyor; weston ise tinanin elbiseleri ile dolasiyordu. ancak boylesine bir sosyallik bile her ikisinin de calismalarini son derece verimli bicimde surdurmelerini engellemiyordu. tina, fotograf sanatciliginda kendi uslubunu olusturmak icin cok caba harciyor ve westonla birlikte actiklari ilk sergide bu konuda basariya ulasiyordu.
duygusal birlikteliklerinin bitmesinin ardindan her ikisi de devrimci siyasetin icine dahil oldular. ancak her ikisinin siyasetle istigali oldukca farkli rotalardaydi. tina, meksikadaki siyasi durumla ozdeslesir ve sanatinin bu tur bir sorumluluk duygusuyla giderek daha az ortusur duruma geldigini hissederken weston, son derece acik bicimde komunist karsiti bir tutum sergilemekteydi. tina, fotograflarindaki ozneleri toplumsal baglam icine oturtuyordu. el machete gibi oldukca radikal bir yayinin ve uluslararasi isci yardimi ve anti-imperialist league gibi uluslararasi orgutlerin bunyesinde yer almaya baslamisti. bu sirada kominist parti uyesi xavier guerrero ile iliskisi dolayisiyla fotograflarindaki siyasi yan daha da belirgin bicimde algilanir olmustu.
hapsedilisin ardindan vidali ile moskovaya yolculuk
tinanin siyasi uyanisi oldukca siddetli olmustu ve bu donemden sonra da siyasetin disinda hic kalmadi. 1927de katildigi meksika komunist partisinde yasaminda cok onemli rol oynayacak olan iki kisiyle tanisti. bunlardan ilki atesli bir fasist karsiti ve sokak savascisi olan ve meksikaya komunist partinin oncu konumdaki orgutlerini yeniden yapilandirmasi icin gonderilen vittorio vidali idi. ikinci onemli kisi ise henuz 25 yasinda olmasina karsin kubada gerado machadonun diktatorlugunde gonderildigi hapishanede baslattigi ayaklanmayla adi solun adonisi olarak duyulan devrimci julio antonino idi. bu donemde el machetteteki etkinligini arttiran tina, dergi icin fotograf cekmeye de basladi.
birliktelik yasadigi guerreronun 10 ocak 1929da oldurulmesinden sorumlu tutularak tutuklandi. tina boylelikle komunist partinin asagilanmasi icin kullanilacak gunah kecisi oldu. tinanin hafifmesrep bir kadin ve tehlikeli bir katil oldugu yolunda acimasiz bir kampanya baslatildi. 1930da da baskan pascaul ortiz rubioya yonelik gerceklestirilen suikast girisiminden sorumlu tutularak once hapsedildi daha sonra da meksikadan suruldu ve berline gitti. berlin, belgesel ve sanat fotografciligi konularinda avantgarde konumdaydi. ancak tina, makinelerinin yetersizligi ve etraftaki fotografci bollugu dolayisiyla ruhsal cokuntuye ugradi. 6 ay icinde kendisiyle berline de gelmis olan vittorio vidali ile birlikte moskovaya gecti.
fotografciliga veda ve ajanlik yillari
moskova, tinanin yasaminda yepyeni bir donemin basladigi yer oldu. burada fotograf makinesini bir daha eline almamak uzere birakarak kendini tumuyle siyasal etkinliklere verdi. vidali vasitasiyla leninin bas kalemi ve international red aidin basindaki yelena stassova ile tanisti. stassovanin kisa surede guvenini kazanmasinin ardindan ceviri islerinden fasist avrupaya yonelik gizli gorevlere terfi ettirildi. komunist ajanlar, yakalanmalari durumunda hemen olum cezasina carptiriliyorlardi. ancak tina en tehlikeli durumlardaki serinkanliligiyla hatiri sayilir derecede un yapti ve siyasi tutuklularin savunulmasi icin kullanilacak fonlari teslim etmek uzere pek cok kez italya ve ispanyaya gizli gorevle gonderildi. tinanin unu ve yetkisi moskovada giderek artti. 1933de red aid orgutunun yonetim komitesinde goreve getirildi.
ispanyadaki ic savas doneminde de aktif rol aldi. bu arada ayuda adli haftalik gazetede yazilari yayimlandi. 1939da ispanyadan ayrilmak zorunda kalinca new yorka gitmek istedi ancak abdye girisi kabul edilmeyince meksikaya gecmek zorunda kaldi. burada uzun cabalarin sonunda 1930daki surgun kararini gecersiz kilmayi basardi. meksikada buyuk bir degisim yasaniyordu. devrim ruzgarlari durulmustu ve nazi-sovyet saldirmazlik anlasmasi tinanin komunist partiye olan inancini oldukca sarsti. vidali ile suren beraberligine karsin gerek guvenligi acisindan gerekse ideolojik nedenlerle eski arkadaslarinin cogundan uzak durmayi secti. siyasi etkinliklerine ise cesitli kurumlar araciligiyla meksikali surgunlere yardim etmek suretiyle surdurdu.
kalp krizinin ardindan gelen olum
tinayi avrupaya gitmesinin oncesinde taniyanlar dondugunde daha onceki tinanin ancak bir golgesi oldugu gorusundeydiler. bu sirada vidalinin meksika polisi tarafindan tutuklanarak sorgulanmaya goturulmesi tinayi son derece olumsuz etkiledi. vidalinin serbest birakilmasinin hemen ardindan da siddetli bir depresyona girdi. tina, 5 ocak 1942de arkadaslariyla gittigi bir aksam yemeginin donusunde gecirdigi kalp krizi sonucu oldu. olumu bile kendisi icin huzurlu bir ortam yaratmadi. eski hikayeler ve iddialar yeniden gundeme getirilerek adi yipratilmaya calisildi. stalinizmden uzak durmasi nedeniyle komunist parti tarafindan zehirlenerek olduruldugu iddialari yaygin bir kesime ulasti. tina modottinin yasami gibi olumu de olayli oldu.
olumunden yillar sonra, bugun tina modottinin fotograf sanatcisi olarak konumu artik sorgulanmiyor. nisan 1991de roses-guller adini verdigi fotografi, bir muzayedede 165.000 $a satildiginda sanatcinin adi yeniden gundeme gelmis oluyordu.
kaynak: kimkimdir.gen.tr
20. yuzyilin en iyi fotografcilarindan biri olan tina modotti, bilincli ve dikkatli bir sekilde objektifiyle meksikali fakirlere ve ozellikle fakir kadinlara odaklandi. lola alvarez bravo ve graciela iturbide uzak ve fotograflamasi kolay olmayan goruntuleri tercih ettiler. onlar insanlari basrol oyuncusu yaparak onlarin trajedisini ve gizini ortaya cikardi. daha dogru tanimlamak gerekirse, onlar sebastiao salgadonun kadin esitleridir.
bu fotografcilar, ayrica, portre de cektiler. modottinin en taninmis portresi, ortagi julio antonio mellanin muhtesem guzellikteki goruntusudur. modotti ayni zamanda pek cok kadinin da portresini cekmistir (ornegin, kiz kardesi yolanda, dolores del rio ve anita brenner gibi kulturel figurler). onun fotograflarindan biri olan benita galeananin portresi (pankartli kadin olarak bilinir), portrenin neyi icerdigi hakkinda pek cok soruyu akla getirir. bu sadece portre degildir; onemli olan meksikadaki sosyal hareket sirasinda yaptiklarindan dolayi benita galeananin tarihi bir figur olmasidir. fakat, son bilgilere gore onun galeana olup olmadigi tartisilmaktadir. bazilari fotograftaki kadinin modotti ve edward westonin favori modeli luz jimenez oldugunu savunmaktadir. model kim olursa olsun gercek, bu goruntunun asla bir kisinin adiyla dogmadigi ve modelin kisiligi hakkinda bir suphenin olmadigidir.
ilk yillar
asil adi assunta adelaine luigia modotti mondini olan tina, 17 agustos 1896da kuzey italyada bir kasabada dogdu. mali guclukler yuzunden once avusturyaya tasinmak zorunda kalan aile, daha sonra da makine muhendisi olan baba guiseppe modottinin 1905de amerikaya gitmesiyle yeni bir bocalama icine girdi. tina henuz 12 yasinda iken bes kucuk kardesinin bakimina katkida bulunabilmek icin bir ipek fabrikasinda calismaya basladi.
1913te tina, babasinin ve ablasinin yanina new yorka gitti. new yorkta italyan gocmenlerin yasadigi kucuk italya tabir edilen muhit, calkantilara gebe yapisiyla entelektuellerin ve sanatcilarin ugrak yeri durumuna gelmisti. calisiyor olmasina ragmen tina, zamaninin buyuk bolumunu tiyatro ve operaya ayiriyordu.
sanatcilik yolunda atilan adimlar
1915teki "panama-pasifik sergisi", tinanin yasaminda bir donum noktasi oldu. sergilenen sanat eserleri, tinaya kendisininkinden bambaska bir dunyanin varligini gostermisti. sergide tanistigi amerikali sair ve ressam roubaix de iabrie richey ise genc kadinin acisindan ice donuk italyan cemaatinin otesindeki dunyaya yolculuk icin bir pasaport niteligi tasimaktaydi. bu sirada 17 yasini bitiren tina, yerel tiyatro produksiyonlarinda cesitli roller icin secmelere katilmaya baslamisti. cesitli rolleri oldukca basarili bicimde oynamasinin ardindan da kucuk capli bir sohret edindi. 1918e gelindiginde yeni arayislara girecek kadar kendine guveni artmisti ve robo ile birlikte holywooda gitmek uzere yola ciktilar.
1919un ortalarinda, "tigers coat-kaplanin postu" adli filmde oynadigi basrol, aktrislik yasaminin tepe noktalarindan biri konumundaydi. ancak tina, kisa sure sonra sinemanin kendisine sundugu kisitli olanaklardan sikildi. ilgisini ceken pek cok sey vardi: edgar allen poenun, oscar wildein, freudun ve nietzschenin yapitlarini buyuk bir aclikla okumaktaydi. surgundeki ressam rafael vera de cordova, sair ve cevirmen ricardo gomez robelo gibi pek cok entelektuel ve sanatci ile ayni cevrelerde bulunmaktaydi. bu cevredekilerin yollari, daha sonra, iclerinde unlu amerikali fotograf sanatcisi edward westonun da bulundugu los angelestan bir baska grupla kesisti.
robo ve tina, atesli entelektuel tartismalara sahne olan, son derece hareketli ve bir o kadar da eglenceli geceler duzenliyorlardi. tina kacinilmaz bicimde bu gecelerin odak noktasina yerlesiyordu. weston da dahil pek cok erkek, tinaya cilginlar gibi asikti. edward weston ile duygusal bir iliskiye girmesinin kisa bir sure sonrasinda tina, meksikaya gitmis olan kocasi robonun bir hastalik sonucu oldugunu ogrendi.
meksikaya gidis ve ilk siyaset kivilcimlari
1923e gelindiginde westonun da destegi ve cesaretlendirmesi sonucu tina ciddi anlamda fotografla ilgilenmeye basladi. ikisi birlikte meksikaya gittiler. meksikada o sirada sanatsal ve politik etkinlik acisindan oldukca hareketli bir donem yasanmaktaydi. tina ve weston, verdikleri ve sanatcilarin ve devrimcilerin de katildigi cilgin partilerle isimlerini duyurdular. bu partilerde en buyuk cilginliklari yine tina ve weston yapiyorlardi. tina jean giyiyor, sigara iciyor; weston ise tinanin elbiseleri ile dolasiyordu. ancak boylesine bir sosyallik bile her ikisinin de calismalarini son derece verimli bicimde surdurmelerini engellemiyordu. tina, fotograf sanatciliginda kendi uslubunu olusturmak icin cok caba harciyor ve westonla birlikte actiklari ilk sergide bu konuda basariya ulasiyordu.
duygusal birlikteliklerinin bitmesinin ardindan her ikisi de devrimci siyasetin icine dahil oldular. ancak her ikisinin siyasetle istigali oldukca farkli rotalardaydi. tina, meksikadaki siyasi durumla ozdeslesir ve sanatinin bu tur bir sorumluluk duygusuyla giderek daha az ortusur duruma geldigini hissederken weston, son derece acik bicimde komunist karsiti bir tutum sergilemekteydi. tina, fotograflarindaki ozneleri toplumsal baglam icine oturtuyordu. el machete gibi oldukca radikal bir yayinin ve uluslararasi isci yardimi ve anti-imperialist league gibi uluslararasi orgutlerin bunyesinde yer almaya baslamisti. bu sirada kominist parti uyesi xavier guerrero ile iliskisi dolayisiyla fotograflarindaki siyasi yan daha da belirgin bicimde algilanir olmustu.
hapsedilisin ardindan vidali ile moskovaya yolculuk
tinanin siyasi uyanisi oldukca siddetli olmustu ve bu donemden sonra da siyasetin disinda hic kalmadi. 1927de katildigi meksika komunist partisinde yasaminda cok onemli rol oynayacak olan iki kisiyle tanisti. bunlardan ilki atesli bir fasist karsiti ve sokak savascisi olan ve meksikaya komunist partinin oncu konumdaki orgutlerini yeniden yapilandirmasi icin gonderilen vittorio vidali idi. ikinci onemli kisi ise henuz 25 yasinda olmasina karsin kubada gerado machadonun diktatorlugunde gonderildigi hapishanede baslattigi ayaklanmayla adi solun adonisi olarak duyulan devrimci julio antonino idi. bu donemde el machetteteki etkinligini arttiran tina, dergi icin fotograf cekmeye de basladi.
birliktelik yasadigi guerreronun 10 ocak 1929da oldurulmesinden sorumlu tutularak tutuklandi. tina boylelikle komunist partinin asagilanmasi icin kullanilacak gunah kecisi oldu. tinanin hafifmesrep bir kadin ve tehlikeli bir katil oldugu yolunda acimasiz bir kampanya baslatildi. 1930da da baskan pascaul ortiz rubioya yonelik gerceklestirilen suikast girisiminden sorumlu tutularak once hapsedildi daha sonra da meksikadan suruldu ve berline gitti. berlin, belgesel ve sanat fotografciligi konularinda avantgarde konumdaydi. ancak tina, makinelerinin yetersizligi ve etraftaki fotografci bollugu dolayisiyla ruhsal cokuntuye ugradi. 6 ay icinde kendisiyle berline de gelmis olan vittorio vidali ile birlikte moskovaya gecti.
fotografciliga veda ve ajanlik yillari
moskova, tinanin yasaminda yepyeni bir donemin basladigi yer oldu. burada fotograf makinesini bir daha eline almamak uzere birakarak kendini tumuyle siyasal etkinliklere verdi. vidali vasitasiyla leninin bas kalemi ve international red aidin basindaki yelena stassova ile tanisti. stassovanin kisa surede guvenini kazanmasinin ardindan ceviri islerinden fasist avrupaya yonelik gizli gorevlere terfi ettirildi. komunist ajanlar, yakalanmalari durumunda hemen olum cezasina carptiriliyorlardi. ancak tina en tehlikeli durumlardaki serinkanliligiyla hatiri sayilir derecede un yapti ve siyasi tutuklularin savunulmasi icin kullanilacak fonlari teslim etmek uzere pek cok kez italya ve ispanyaya gizli gorevle gonderildi. tinanin unu ve yetkisi moskovada giderek artti. 1933de red aid orgutunun yonetim komitesinde goreve getirildi.
ispanyadaki ic savas doneminde de aktif rol aldi. bu arada ayuda adli haftalik gazetede yazilari yayimlandi. 1939da ispanyadan ayrilmak zorunda kalinca new yorka gitmek istedi ancak abdye girisi kabul edilmeyince meksikaya gecmek zorunda kaldi. burada uzun cabalarin sonunda 1930daki surgun kararini gecersiz kilmayi basardi. meksikada buyuk bir degisim yasaniyordu. devrim ruzgarlari durulmustu ve nazi-sovyet saldirmazlik anlasmasi tinanin komunist partiye olan inancini oldukca sarsti. vidali ile suren beraberligine karsin gerek guvenligi acisindan gerekse ideolojik nedenlerle eski arkadaslarinin cogundan uzak durmayi secti. siyasi etkinliklerine ise cesitli kurumlar araciligiyla meksikali surgunlere yardim etmek suretiyle surdurdu.
kalp krizinin ardindan gelen olum
tinayi avrupaya gitmesinin oncesinde taniyanlar dondugunde daha onceki tinanin ancak bir golgesi oldugu gorusundeydiler. bu sirada vidalinin meksika polisi tarafindan tutuklanarak sorgulanmaya goturulmesi tinayi son derece olumsuz etkiledi. vidalinin serbest birakilmasinin hemen ardindan da siddetli bir depresyona girdi. tina, 5 ocak 1942de arkadaslariyla gittigi bir aksam yemeginin donusunde gecirdigi kalp krizi sonucu oldu. olumu bile kendisi icin huzurlu bir ortam yaratmadi. eski hikayeler ve iddialar yeniden gundeme getirilerek adi yipratilmaya calisildi. stalinizmden uzak durmasi nedeniyle komunist parti tarafindan zehirlenerek olduruldugu iddialari yaygin bir kesime ulasti. tina modottinin yasami gibi olumu de olayli oldu.
olumunden yillar sonra, bugun tina modottinin fotograf sanatcisi olarak konumu artik sorgulanmiyor. nisan 1991de roses-guller adini verdigi fotografi, bir muzayedede 165.000 $a satildiginda sanatcinin adi yeniden gundeme gelmis oluyordu.
kaynak: kimkimdir.gen.tr
benedict arnold 1741de dogdu. katiksiz bir vatansever olan arnoldun ailesi ticaretle ugrasiyordu. arnold, amerikan davasi icin calisan ve bu ugurda iki kez agir yaralanan bir isim olarak tarihe yazildi. ancak amerikan kongresi onu onore etmedigi gibi savas ugruna harcadigi paralari da geri vermedi. boylece arnold icin melankoli donemi basladi ve ingiliz ajanlarinin tatli sozleriyle onlara yaklasti. hemen ardindan amerikalilara gore hayatindaki en kotu karari aldi. tarafini degistirdi. ingilterede 60 yasinda (1801) iken oldu ve herhangi bir askeri onur notu olmaksizin gomuldu. son yili aci ve mutsuzlukla doluydu. olumunden sonra hakkinda onemli bir kitap yazildi. willard sterne randallin kaleme aldigi kitabin adi son derece ilgincti: patriot traitor (yurtsever vatan haini)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?