confessions

darth sidious

- Yazar -

  1. toplam entry 9925
  2. takipçi 1
  3. puan 156140

erasmus

darth sidious
gunumuzde, ronesans’la birlikte ortaya cikan humanizm akiminin yaraticilarindan ve en buyuk temsilcilerinden biri olarak bilinen rotterdamli erasmus, 1465 yilinda hollanda’nin rotterdam kentinde dogdu. bugunku ortaogrenimi karsilayan bir ogrenim doneminin ardindan augustin tarikatina girerek rahip oldu. ancak hicbir zaman geleneksel anlamda bir rahip olarak etkinlik gosteremedi; kendini daha cok bilime adamak istedigi gerekcesiyle, dini makamlardan "cuppe giymeme" iznini aldi. paris universitesi’ne devam etti. 1499’da ingiltere’ye gittiginde, john colet, thomas morus (more) gibi aydinlarla tanisti ve bu dostluklarla ufku daha da genisledi.

papaligin dusunceler uzerinde kurdugu hegemonyaya karsi cikarak, gercek hiristiyanlik ruhunu antik cagin yalinliginda aradi. guzel sanatlarin ve bilimlerin yayilmasini, avrupa’nin ortak bir sanat ve bilim anlayisinin catisi altinda birlesmesini, humanizmin birinci kosulu saydi. ozgun yapitlariyla ve cevirileriyle antik cag dusuncesinin avrupa’da yayilmasina cok buyuk katkilarda bulundu. martin luther’in reformlari basladiginda, kilisenin yenilenmesi gorusune katilmakla birlikte, hiristiyan dunyasinin kargasaya, parcalanmaya suruklenmesine siddetle karsi cikti.

1536’da basel’de oldugunde avrupa’nin dusunce yasaminda papalarin bile ziyaretine geldikleri bir kisi olacak kadar saygin bir yer edinmisti.

delilige ovgu (ozgun adiyla: morias enkomion seu laus stultitiae),erasmus’un canliligini, gecerliligini ve cekiciligini gunumuze degin degismeden koruyabilmis tek yapitidir. bu kucuk kitabin taslagini 1509 yazinda, italya’dan ingiltere’ye yaptigi yolculuk sirasinda cikaran erasmus, yazma isini ingiltere’de, dostu thomas morus’un evine vardiktan kisa sure sonra gerceklestirdi; kitabi da thomas morus’a adadi. yapitini birkac gun gibi kisacik bir surede tamamlayan erasmus, bu arada hicbir kitaptan yararlanmadi.

gulmece turundeki yapita egemen olan iki temel gorus vardir. bunlardan birine gore gercek bilgelik, deliliktir. oteki goruse gore ise kendini bilge sanmak, gercek deliliktir. insana yeryuzunde yasama gucu kazandiran sey, gercek bilge olma niteligiyle dogrudan dogruya deliligin kendisidir. kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine ovguler duzer; bu arada cocuklukta ve yaslilikta, askta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savasta, yazinda ve bilimde deliligin nasil her zaman egemen oldugu gosterilir.

tum ugras alanlari, bu arada ozellikle din kurumu ve din adamlari bu panorama cercevesinde sergilenir. deliligi konusturma kisvesi altinda erasmus, caginin kilisesine ve o kilisenin mensuplarina en acimasiz elestirileri yoneltir. bu niteligiyle “delilige ovgu” caglar boyunca bagnazliga karsi kaleme alinmis en yetkin duzeydeki basyapitlardan biri olmustur. yapitin yazilisim izleyen sonraki yuzyillarda -hakli olarak- dusunce duzeyindeki bagnazligin her turlusune yonelen bir elestiri diye yorumlanmasi, belki de bugune degin korudugu kaliciligin bas nedenidir.

yazinsal acidan delilige ovgu, latin ozani horatius’un "hakikati gulerek soylemek" ilkesinin belki de en yetkin ornegidir. bicim acisindan erasmus, yapitini kaleme alirken daha once yapitlarim cevirdigi lukianos ve libanios’tan da esinlenmistir.

ibn haldun

darth sidious


14. yuzyilin buyuk arap tarihcisi ibn haldun dogu’da ve bati’da ilk tarih filozofu, hatta bazen sosyolojinin habercisi olarak taninmistir. arapca’dan latince’ye eserlerin cevrilmesi hareketi zayifladigi icin ibn haldun’un dusunceleri avrupa’ya oldukca gec, 19. yuzyil ortasinda girdi. firtinali hayatini umumi tarihine ek olarak yazdigi kisimdan ogreniyoruz. tunus’ta 1332’de (h. 732) dogan ibn haldun hadramut’tan ispanya’ya gocmus cok eski bir aileden geliyordu. 12. yuzyilda ispanya’nin ucuncu ferdinand tarafindan zaptindan sonra ibn haldun’un ailesi tunus’a sigindi ve filozof kuzey afrika’nin bu en onemli sehrinde dogdu.

ibn haldun ebu’ abdullah m. al-ansari’den ders aldi. erkenden bilginlerin meclisine girdi. bir seyahatte fas emiri ebu inan’in veziri oldu. kendisini kiskanan memurlarin iftiralari yuzunden hapsedildi. bu emirin olumunden sonra yerine gecen, onu serbest birakti ve ona umumi katipligini verdi. fakat bu da uzun surmedi ve kabilelerin isyani uzerine emir, iktidari kaybetti. memleketin siyasal hayatindan rahatsiz olan ibn haldun endulus’e gitmek icin izin aldi. o zaman onu girnata emiri abdullah b. ahmer’in sarayinda goruyoruz (1364). girnata, ispanya’da islam devletinin son siginagiydi. tarihci ibn al-hatib orada vezirdi. ibn haldun, orada tarihi calismalari icin en elverisli ortami buldu. abdulah onu kastil kralina elci olarak gonderdi. ibn haldun ile ibn hatib arasinda icten rekabet birinciyi girnata’dan ayrilmaya ve becaye emiri abu abdullah’in devletini kabule mecbur etti. bu memlekette vezir oldu. becaye ile constantin arasindaki gerginliklerin halli ile ugrasti ve siyasi hayatin devamli huzursuzlugu onu yeniden memleketi birakmaya ve telemsan’da bilimsel calismalari icin yerlesmeye zorladi. fakat siyasal hirsi ve yonetme yeteneginden faydalanmak icin cagiranlarin coklugu onu tekrar faal hayata soktu. telemsan sultani ebu hamu onu sinirlarini koruyan kabilelerin baskani tayin etti. o sirda ibn haldun’un askerlik gorevinde goruyoruz: bu ona sahra halkini tanima ve gocebeler hakkinda derin tetkikler yapma imkanini verdi. tarih felsefesinin onemli bir kismini bu tecrubelerden cikaracaktir.

tunus’ta beni hafs, cezayir’de beni abd-el-vaad, fas’ta beni merini hanedanlari vardi. fakat gercekte her sehirde ayri bir hukumet olup sahra da hicbir guce bagli degildi. hanedanlar arasinda savas, sehirlerin guvensizligi, kervanlar ve koylerin kabileler tarafindan yagma edilmesi onlari istikrarli bir hayatta birakmiyordu. ibn haldun kuzey afrika’dan yeise dustu ve endulus’e donmek istedi. fakat girnata emirinin iyi karsilamasina ragmen onun hakkinda ebu hamu’nun casusudur seklinde yapilan dedikodular onu yeniden ebu hamu’yu aramaya mecbur etti. 47 yasindaydi. devamli okumalari ve siyasi tecrubeleri ile buyuk bir bilgi biriktirmisti. bundan sonra siyasi hayati birakmaya ve kendi deyimiyle "yeni bir bilim"i yazmaya karar verdi. bu suretle umumi tarihi’nin basi olan mukaddime’yi (prolegomenes) yazdi ve onu kutuphanesinde tamamlamak icin tunus’a yerlesti. tunus sultani bu onemli eseri yazilmasiyla cok ilgilendi. eserini sultana ithaf etti ve yazma nushayi kutuphaneye verdi. ve ibn haldun hacca gitti. donusunde hayranlikla karsilandigi misir’a yerlesti. el-ezher’de ders verdi ve kadi-ul-kudat (kadilarin kadisi) tayin edildi. bazi hosnutsuzluklara ragmen hukuki reformlar yapti ve kucuk bir araliktan sonra yeniden ayni ise tayin edilerek olumune kadar kaldi. timurlenk bayezit’i yendikten sonra misir’i zapta kalkmisti. melik nasir tehlikeyi atlatmak icin ibn haldun’u sam’a elci olarak gonderdi. gercekten bu gorev misir’i istiladan kurtardi.

ibn haldun buyuk arap tarihcilerinden. en onemli eseri de mukaddime’dir. orada onu modern tarih filozoflarina ve sosyologlara yaklastiran bir tarih kurami yapti. mukaddime once paris’te quatremere tarafindan, kahire’de (bulak) mustafa fethi tarafindan bastirildi. ilk ceviriler, turkiye’de pirizade, cevdet pasa tarafindan yapildi. 18. yuzyila kadar bati, bu filozofu tanimiyordu. 19. yuzyil basinda sylvestre de sacy onun onemini gordu. garcin de tassy ibn haldun’un eserinden birkac bolumu cevirdi. quatremere eseri prolegomenes adiyla yayinlamisti. ozet halinde fransizca’ya cevirdi. fakat bitiremedi. ilk defa tam cevirisini baron de slane yapti (1862-1886). o zamandan beri bati memleketlerinde ibn haldun’dan cok bahsedilmektedir.


kaynak: kimkimdir.gen.tr

charlie chaplin

darth sidious
amerikan yapimi sessiz filmlerde canlandirdigi acinacak halde, ama ayni zamanda komik kucuk serseri (sarlo/charlot) karakteriyle dunya capinda un kazandi. 1914’te oynadigi ilk filmini izleyen iki yil icinde abd’nin en taninmis kisilerinden biri olmus, 1920’lerin baslarina gelindiginde filmlerinin sagladigi gelirlerin yuksekligi karsisinda hicbir istedigi ucreti odeyemez hale gelmis, o da ancak yapimciligini kendisinin ustlendigi filmlerde rol almistir. 1920’lerin sonlarinda sesli sinemaya gecilmesinden sonra yalnizca birkac filmde gorunmekle yetinmesine karsin, ilk donem filmlerinin sinema klasikleri olarak degerlendirilmesi ve yeni izleyici kitlelerince de ilgi gormesi nedeniyle ununu hemen hic yitirmemistir. uzun metrajli buyuk komedi filmleri arasinda the kid (1921;yumurcak), the gold rush (1925;altina hucum), city lights (1931;sehir isiklari), modern times (1936;asri zamanlar) ve the great dictator (1940;sarlo diktator) sayilabilir.

ingiliz sinema oyuncusu ve yonetmeni charlie chaplin (asil adi charles spencer chaplin), 16 nisan 1889’da ingiltere’nin baskenti londra’da dunyaya geldi. 25 aralik 1977’de isvicre’de oldu. her ikisi de muzikhol oyuncusu olan annesi hannah ve babasi charles chaplin’den, daha kucuk yasta sarki soyleyip dans etmesini ogrenmisti. ilk kez sekiz yasindayken, bir klog dansi gosterisi olan "eight lancashire lads" (sekiz lancashire’li delikanli) ile sahneye cikti. babasinin bundan kisa bir sure sonra olmesi, annesinin de sik sik akil hastanesine girip cikmasi yuzunden chaplin’in cocukluk yillari, yatili okul ve yetimhanelerde sikintiyla gecti. bu donemde bazen gecici sahne isleri buldu, bazen de sokaklarda yasamak zorunda kaldi.

on yedi yasindayken, uvey agabeyi sydney kendi calistigi ve cesitli danslar, oyunlar, komedi programlari sunan fred karno vodvil toplulugunda ona is buldu. 1913’e degin karno’yla calisarak sayisiz muzikhol skecinde oynayan chaplin, o yil filmlerde rol almak uzere keystone’un tek makaralik slapstick filmleri yapimcisi mack sennett, chaplin’i karno turnesi sirasinda new york’tayken fark etmisti. chaplin aralik 1913’te 150 dolar haftalikla sinema yasamina adim atti ve bir daha da sahneye donmedi.

chaplin, melon sapka, dar bir frak ceketi, bol pantolon, buyuk ayakkabilar, biyik ve bastondan olusan unlu gorunumunu ikinci filmi olan kid auto races at venic’te (1914,venedik’te ufakliklar oto yarislari) yaratti. ama bu tipin ozellikleri henuz tam anlamiyla olusmamisti. bununla birlikte, haftada iki film gibi buyuk bir hizla cevrilmesine karsin, chaplin komedileri olaganustu bir basari saglamisti. kisa bir sure sonra chaplin’in kendi filmlerini yonetmesine izin verildi, ucreti de gitgide astronomik rakamlara ulasti. 1915’te essanay sirketinden haftada 1. 250 dolar, 1916’da matual sirketinden haftada 10 bin dolar ve ayrica sozlesme icin 150 bin dolar, 1917’de de first national sirketinden sekiz film icin 1 milyon dolar aldi. iki yil sonra, donemin onde gelen yildizlari mary pickford, douglas fairbanks ve unlu yonetmen d. w. griffith ile, her birinin kendi filmlerinin dagitimini bagimsizca yurutmesi kosuluyla, united artists’i kurdu. first national ile olan sozlesmesi the pilgrim (1923;sarlo haci) filmiyle sona erdikten sonra, 1966’da universal icin yaptigi a countess from hong kong’a (hong kong’lu kontes) degin filmlerini yalnizca kendi sirketi adina cekti.

chaplin’in bu hizli yukselisi bir olcude, filmlerinin pazarlamasinda, konularindan cok filmde oynayanlarin onemli oldugu yildiz sisteminin gelismesinden kaynaklaniyordu. aslinda pickford, fairbanks ve baskalariyla birlikte chaplin’in perdedeki kisiliginin halk tarafindan buyuk bir coskuyla kabul gormesi de, bu sistemin yerlesmesinde oldukca etkili oldu. chaplin the tramp’te (1915;sarlo serseri), yarattigi kucuk serseri tipini yalnizca eglendirici degil, ayni zamanda sevimli de kilabilmek amaciyla, sempatikliginin de altini cizmeye basladi. kendi filmlerinin hem yildizi, hem yonetmeni, hem de yazari oldugu icin, sarlo karekterinin icerdigi anlamlari irdelemek icin essiz bir konumdaydi. bir elestirmenin "zenginlerin bakis acisindan cizilmis bir yoksul tipi" olarak tanimladigi, chaplin’in "kucuk adam" dedigi sarlo, easy street (1917;sarlo polis), shoulder arms (1918;sarlo asker), yumurcak, altina hucum, sehir isiklari, asri zamanlar ve ilk sesli filmi olan sarlo diktator gibi filmlerde gelisti. chaplin’in kendi yasamindan cizgiler tasiyan limelight’ta (1952;sahne isiklari) kisa da olsa, yeniden gozuktu.

chaplin’in cok hareketli bir ozel yasami oldu. dort evliliginin ucu filmlerinin basrol oyunculariyla, 1918’de lita grey ve 1936’da paulette goddard’la gerceklestirdi. 1943’te oyun yazari eugene o’neill’in kizi oona o’neill’le evlendi. ilk iki bosanmasi ve 1944’te kendisine acilan babalik davasi sansasyon yaratti. chaplin 1942’de, savasta almanlara karsi ikinci bir cephe cagrisinda bulundugunda gene mansetlere cikti. siyasal tavrina yoneltilen saldirida, hicbir zaman abd vatandasligina gecmemis olmasinin payi da vardir. mavi sakal oykusunun igneleyici bir uyarlamasi olan monsieur verdoux (1947), pek cok cevrenin yani sira amerikan ordusunu da oldukca sinirlendirdi. abd hukumetinin vergi borcu icin sikistirmasi, ayrica bazi politikaci ve kose yazarlarinin yikici etkinliklerle iliskisi oldugunu ileri surmeleri uzerine chaplin 1952’de ulkeyi terk etti. geri donus hakkinin abd adalet bakanligi’nca sorusturulacagini ogrenince 1953’te cenevre’de bu haktan vazgectigini acikladi.

bundan sonra ailesiyle birlikte isvicre’de vevey yakinlarinda corsier-sur-vevey’de yasamaya basladi. 1957’de londra’da yaptigi a king in new york (new york’ta bir kral), amerika’ya karsi etkinlikleri sorusturma komitesi’ne, anlamsiz televizyon reklamlarina ve amerikan tarzi yasamin baska yanlarina yonelik elestirilerle dolu bir komediydi. film, chaplin’in ozellikle reddettigi komunizm yanliligi suclamalarinin artmasina yol acti. 1966’da basrollerini marlon brando ve sophia loren’in oynadigi, kendisinin de hem senaryosunu yazdigi, hem de kucuk bir rolde gorundugu a countess from hong kong’u (hong konglu kontes) cekti. 1972’de kendisine verilen ozel oscar odulunu almak uzere abd’ye gitti.

filmografisi
"caught in a cabaret" (1914 yarim duzine kadar oyunculuk yaptigi filmden sonraki ilk oynayip yonettigi film), "kid auto races in venice" (unlu sarlo kiligini ilk kez tasidigi film), "tillie’s punctured romance", "the tramp-sarlo serseri", "easy street", "the immigrant-sarlo gocmen", "a dog’s life-kopek hayati", "shoulder arms- sarlo asker", "sunnyside-sarlorda kirlarda", "a day’s pleasure-keyifli bir gun", "pay day-maas gunu", "the kid-yumurcak", "the pilgrim- sarlo kacak", "a woman in paris-paris’li kadin", "gold rush-altina hucum", "the circus-sirk", "city lights-sehir isiklari", "modern times-modern zamanlar", "the great dictator-buyuk diktator", "monsier verdoux", "limelight-sahne isiklari", "a king in new york-new york’ta bir kral", "a countess from hong kong-hong kong’lu kontes".

lenny kravitz

darth sidious
26 mayis 1964’de amerika’da dunyaya gelen lenny kravitz, televizyon heber programcisi sy kravitz ve oyuncu roxie roker’in tek ogluydu. 1974’te ailesiyle los angeles eyaletine tasinan kravitz, kaliforniya cocuk korosu’na girdi. bu arada gitardan klavyeye kadar butun muzik aletleri uzerinde egitim aldi, beverly hills’te, su an muzik dunyasinda onemli yere sahip olan isimlerle sinif arkadasligi yapti. daha sonra sarkici, lisa bonet ile tanisti. cift, los angeles’ta dunya evine girdi. bir sene sonra da cocuklari zoe dunyaya geldi.

babasinin da mali yardimiyla bir studyoda "let love rule"u kaydeden kravitz, bundan sonra yetenegini kesfeden virgin records ile anlasarak 1991 yilinda "mama said"i cikardi. iki yil sonra esi bonet’den bosandi. bu bosanmadan sonra sarkilarinda daha cok kalbinin acisindan bahsedmeye basladi. sarkilarin bircogu bu ayrilik ve ask uzerine kurulmustu. "it ain’t over till it’s over" (bitene kadar bitmemisti), listelerde ilk 10’a girmeyi basardi. bundan sonra da "are you gonna go my way" (benim yolumdan gidecek misin) adli ucuncu albumunu cikardi. bu albumdeki bir parcaya cekilen kliple mtv muzik odulleri’nde "en iyi erkek video" odulunu aldi. ayni anda grammy odullerinde de "en iyi rock sarkisi" ve "en iyi vokal performans" dallarinda aday gosterildi.

dorduncu album olan "circus"u calisirken annesinin hasta oldugunu ogrendi. lenny, daha onceki ayriliginda da oldugu gibi, bu hastaliktan da manevi olarak buyuk zarar gordu. bunu da albumune yansitti. sarkilari artik askdan cok yasam ve huzun uzerineydi. yasadiklarini sarkilariyla simgelestiren ve calismalarinda duygularini daima on plana cikaran lenny kravitz, bir sure sonra besinci albumu olan "5"i cikardi. bu albumun cikis parcasi olan "fly away" ona hayatinda ilk kez 1999 yilinda bir grammy odulu kazandirdi. "en iyi erkek rock performans" dalinda odule layik goruldu. bunun disinda "american woman" ile de ayni dalda grammy odulu kazandi. ayrica "american woman", austin powers’in film muzigi olarak da kullanildi.

kravitz, "5" adli albumden sonra eski sarkilarinin bir derlemesi olan "greatest hits" adli albumu piyasaya suruldu. 2001 yilinin ekim ayinda yine virgin records etiketi tasiyan "lenny" adli son album dinleyicilerle bulustu. 12 sarkidan olusan "lenny"de, vokallerde ve cesitli enstrumanlarda dinledigimiz kravitz’e, henry hersch, craig ross ve david baron da yetenekleriyle onemli katki sagladi. yapimciligini ve sarki yazarligini tek basina ustlendigi albumde enstrumanlarin cogunu kendisi caldi.

unlu q dergisi’nin, "rock, soul ve hippinin basdondurucu ve fantastik birlesimi" olarak nitelendirdigi "lenny" albumunun sarki listesinde dokuzuncu sirasinda yer alan "dig in" isimli calisma, unlu muzisyene 2002 grammy odulleri’nde "en iyi erkek vokal performansi" odulunu kazandirdi.

nurettin paşa

darth sidious
miralay ibrahim pasanin oglu, kurtulus savasi komutanlarindan nurettin pasa, 1873 yilinda bursa;da dogdu. 1893de harbiyeyi bitirdi. 9. piyade alayi komutani olarak balkan savasina katildi. 1.dunya savasi;nda irak cephesi komutaniydi. izmir ve aydin valiliklerinin yani sira 17. ve 25. kolordu komutanliklarinda bulundu. tbmmnin ilk istanbul hukumeti ile anadolu;yu uzlastirmaya calisan nurettin pasa, kurtulus savasina katilmak uzere 1920 yilinda anadoluya gecti ve yunan cephesinin guneyinde, konya dolaylarina komutan oldu. 1920 yilinin sonlarina dogru orta anadolu merkez ordusuna komutan olarak atandi. 1922de 1. ordu komutanligina atandi ve bu gorevle buyuk taarruz a katildi. zaferden sonra korgenerallige yukselen nurettin pasa mudanya mutarekesinin ardindan 1. orduyla izmite gitti. iran baris antlasmasi imzalandiktan sonra, 1. ordunun lagvedilmesi uzerine yuksek askerî sûra uyeligine 1924de atandiysa da, bursa milletvekili secilmesiyle uyelikten cekildi. 1925te askerlikten istifa etti.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

cengiz han

darth sidious
1. cengiz han turkce’yi anadili gibi konusurdu , mogolca’yi da ana dili gibi konusurdu, bunlarin hangisinin ana dili oldugunu bilemeyiz ama dis devletlere yazismalarini turkce yaptigini biliyoruz.
2. cengiz han bir cok yerde kendisinden turk olarak bahseder, fakat bir cok yerde de gocebelerin hakan’i olarak bahseder, o zamanlarda araplar gocebelerin hepsine turk diyordu, cengiz han turk kelimesinden gocebeleri kastetmis olabilir tabi.
3. cengiz han’in soyu cinliler’ce ’sa-to’lara dayanir, ve yine cinliler’ce sa-to’lar kokturk’lerin soyundandir.
4. cengiz han fiziksel olarak mogol’a benzemez, kumral ve acik gozludur, tipki onceki gokturk hakanlari gibi.
5. efsanelere gore cengiz han’in soyu bir kopege dayanmaz, kurda dayanir, o zamanlarda mogollar kopegi kutsl gormekteydi kurdu degil, turkler ise kurdu bayraklastirmislardi bile.
6. ’’uturkû al-turka ma tarakûkum" yani "turkler size dokunmadikca siz onlara dokunmayiniz" bu sozun hz. muhammed’e ait oldugu soylenmektedir. kadi vahideddin fusanci adli bir islam alimi afganistan’da cengiz han’i ziyaret etmistir,cengiz han’in "muhammed’in her seyi onceden bildigini soyluyorsunuz peki benim hakkimda birsey soylemis mi?" sorusuna iste bu sozleri soylemis cengiz han da soyle demistir : "dogru soylemis, bize bulasmaya gelmez"
7. bir arap, cengiz han’in oglu ogedey kagan’a, babasini dusunde gordugunu ve kendisine bir soz soyledigini naklettiginde ogedey kagan ona ’’babam bunu sana hangi dille anlatti’’ diye sormus. o da arapca anlatti deyince ogedey, babasinin turkce ve mogolca’dan baska bir dil bilmedigini soylemistir.
8.ordusunun buyuk cogunlugu turk’tu.

sonucta cengiz han’in irki aslinda zerre kadar onem tasimasa da buyuk ihtimalle turk’tur, sonucta hem mogollar’a hem uygur’lara hakanlik etmistir, kanuni sultan suleyman nasil macaristan kralligini ihlak edip macar krali unvani kazansa da o da macar degildi.

kaynak : lostlibrary.org

cengiz han

darth sidious
hayatta oldugu muddetce savas kaybetmemis hukumdar. oldukten sonrasini bilmiyoruz tabi. saldirdigi yerdeki halki katlettigini es gecemeyiz.

bir civi kayboldugu icin bir nal kayboldu
bir nal kayboldugu icin bir at kayboldu
bir at kayboldugu icin bir atli kayboldu
bir atli kayboldugu icin bir haber kayboldu
bir haber kayboldugu icin bir savas kaybedildi
ve bir savas kaybedildigi icin bir krallik yokoldu

diyen kisi.

plonjon

darth sidious
futbolda bir kaleci yatis teknigi. cogunlukla gosteri amacli yapilir ve cesaret gerektirir. topa dogru sicrarken bir diz karina cekilir, topa uzanirken kol ve parmaklar gerilir, dusme sirasinda kaleden uzaga dogru yuvarlanilarak kalkilir. yan direklere dogru planjon yapilmamali, topu tutarken iki elin de topa temasi olmamali, yere dususte yan dusmek yerine karin ya da yuz uzerine dusulmemelidir. plonjon ayni zamanda voleybolda da kullanilan bir tekniktir.

umit urartu futbol, teknik taktik kondisyon inkilap yayinevi
204 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol