gunumuzde, ronesans’la birlikte ortaya cikan humanizm akiminin yaraticilarindan ve en buyuk temsilcilerinden biri olarak bilinen rotterdamli erasmus, 1465 yilinda hollandanin rotterdam kentinde dogdu. bugunku ortaogrenimi karsilayan bir ogrenim doneminin ardindan augustin tarikatina girerek rahip oldu. ancak hicbir zaman geleneksel anlamda bir rahip olarak etkinlik gosteremedi; kendini daha cok bilime adamak istedigi gerekcesiyle, dini makamlardan "cuppe giymeme" iznini aldi. paris universitesine devam etti. 1499da ingiltereye gittiginde, john colet, thomas morus (more) gibi aydinlarla tanisti ve bu dostluklarla ufku daha da genisledi.
papaligin dusunceler uzerinde kurdugu hegemonyaya karsi cikarak, gercek hiristiyanlik ruhunu antik cagin yalinliginda aradi. guzel sanatlarin ve bilimlerin yayilmasini, avrupanin ortak bir sanat ve bilim anlayisinin catisi altinda birlesmesini, humanizmin birinci kosulu saydi. ozgun yapitlariyla ve cevirileriyle antik cag dusuncesinin avrupada yayilmasina cok buyuk katkilarda bulundu. martin lutherin reformlari basladiginda, kilisenin yenilenmesi gorusune katilmakla birlikte, hiristiyan dunyasinin kargasaya, parcalanmaya suruklenmesine siddetle karsi cikti.
1536da baselde oldugunde avrupanin dusunce yasaminda papalarin bile ziyaretine geldikleri bir kisi olacak kadar saygin bir yer edinmisti.
delilige ovgu (ozgun adiyla: morias enkomion seu laus stultitiae),erasmusun canliligini, gecerliligini ve cekiciligini gunumuze degin degismeden koruyabilmis tek yapitidir. bu kucuk kitabin taslagini 1509 yazinda, italyadan ingiltereye yaptigi yolculuk sirasinda cikaran erasmus, yazma isini ingilterede, dostu thomas morusun evine vardiktan kisa sure sonra gerceklestirdi; kitabi da thomas morusa adadi. yapitini birkac gun gibi kisacik bir surede tamamlayan erasmus, bu arada hicbir kitaptan yararlanmadi.
gulmece turundeki yapita egemen olan iki temel gorus vardir. bunlardan birine gore gercek bilgelik, deliliktir. oteki goruse gore ise kendini bilge sanmak, gercek deliliktir. insana yeryuzunde yasama gucu kazandiran sey, gercek bilge olma niteligiyle dogrudan dogruya deliligin kendisidir. kitapta delilik (stultitia) , kendi kendisine ovguler duzer; bu arada cocuklukta ve yaslilikta, askta, evlilikte ve dostlukta, politikada ve savasta, yazinda ve bilimde deliligin nasil her zaman egemen oldugu gosterilir.
tum ugras alanlari, bu arada ozellikle din kurumu ve din adamlari bu panorama cercevesinde sergilenir. deliligi konusturma kisvesi altinda erasmus, caginin kilisesine ve o kilisenin mensuplarina en acimasiz elestirileri yoneltir. bu niteligiyle “delilige ovgu” caglar boyunca bagnazliga karsi kaleme alinmis en yetkin duzeydeki basyapitlardan biri olmustur. yapitin yazilisim izleyen sonraki yuzyillarda -hakli olarak- dusunce duzeyindeki bagnazligin her turlusune yonelen bir elestiri diye yorumlanmasi, belki de bugune degin korudugu kaliciligin bas nedenidir.
yazinsal acidan delilige ovgu, latin ozani horatiusun "hakikati gulerek soylemek" ilkesinin belki de en yetkin ornegidir. bicim acisindan erasmus, yapitini kaleme alirken daha once yapitlarim cevirdigi lukianos ve libaniostan da esinlenmistir.
14. yuzyilin buyuk arap tarihcisi ibn haldun doguda ve batida ilk tarih filozofu, hatta bazen sosyolojinin habercisi olarak taninmistir. arapcadan latinceye eserlerin cevrilmesi hareketi zayifladigi icin ibn haldunun dusunceleri avrupaya oldukca gec, 19. yuzyil ortasinda girdi. firtinali hayatini umumi tarihine ek olarak yazdigi kisimdan ogreniyoruz. tunusta 1332de (h. 732) dogan ibn haldun hadramuttan ispanyaya gocmus cok eski bir aileden geliyordu. 12. yuzyilda ispanyanin ucuncu ferdinand tarafindan zaptindan sonra ibn haldunun ailesi tunusa sigindi ve filozof kuzey afrikanin bu en onemli sehrinde dogdu.
ibn haldun ebu abdullah m. al-ansariden ders aldi. erkenden bilginlerin meclisine girdi. bir seyahatte fas emiri ebu inanin veziri oldu. kendisini kiskanan memurlarin iftiralari yuzunden hapsedildi. bu emirin olumunden sonra yerine gecen, onu serbest birakti ve ona umumi katipligini verdi. fakat bu da uzun surmedi ve kabilelerin isyani uzerine emir, iktidari kaybetti. memleketin siyasal hayatindan rahatsiz olan ibn haldun enduluse gitmek icin izin aldi. o zaman onu girnata emiri abdullah b. ahmerin sarayinda goruyoruz (1364). girnata, ispanyada islam devletinin son siginagiydi. tarihci ibn al-hatib orada vezirdi. ibn haldun, orada tarihi calismalari icin en elverisli ortami buldu. abdulah onu kastil kralina elci olarak gonderdi. ibn haldun ile ibn hatib arasinda icten rekabet birinciyi girnatadan ayrilmaya ve becaye emiri abu abdullahin devletini kabule mecbur etti. bu memlekette vezir oldu. becaye ile constantin arasindaki gerginliklerin halli ile ugrasti ve siyasi hayatin devamli huzursuzlugu onu yeniden memleketi birakmaya ve telemsanda bilimsel calismalari icin yerlesmeye zorladi. fakat siyasal hirsi ve yonetme yeteneginden faydalanmak icin cagiranlarin coklugu onu tekrar faal hayata soktu. telemsan sultani ebu hamu onu sinirlarini koruyan kabilelerin baskani tayin etti. o sirda ibn haldunun askerlik gorevinde goruyoruz: bu ona sahra halkini tanima ve gocebeler hakkinda derin tetkikler yapma imkanini verdi. tarih felsefesinin onemli bir kismini bu tecrubelerden cikaracaktir.
tunusta beni hafs, cezayirde beni abd-el-vaad, fasta beni merini hanedanlari vardi. fakat gercekte her sehirde ayri bir hukumet olup sahra da hicbir guce bagli degildi. hanedanlar arasinda savas, sehirlerin guvensizligi, kervanlar ve koylerin kabileler tarafindan yagma edilmesi onlari istikrarli bir hayatta birakmiyordu. ibn haldun kuzey afrikadan yeise dustu ve enduluse donmek istedi. fakat girnata emirinin iyi karsilamasina ragmen onun hakkinda ebu hamunun casusudur seklinde yapilan dedikodular onu yeniden ebu hamuyu aramaya mecbur etti. 47 yasindaydi. devamli okumalari ve siyasi tecrubeleri ile buyuk bir bilgi biriktirmisti. bundan sonra siyasi hayati birakmaya ve kendi deyimiyle "yeni bir bilim"i yazmaya karar verdi. bu suretle umumi tarihinin basi olan mukaddimeyi (prolegomenes) yazdi ve onu kutuphanesinde tamamlamak icin tunusa yerlesti. tunus sultani bu onemli eseri yazilmasiyla cok ilgilendi. eserini sultana ithaf etti ve yazma nushayi kutuphaneye verdi. ve ibn haldun hacca gitti. donusunde hayranlikla karsilandigi misira yerlesti. el-ezherde ders verdi ve kadi-ul-kudat (kadilarin kadisi) tayin edildi. bazi hosnutsuzluklara ragmen hukuki reformlar yapti ve kucuk bir araliktan sonra yeniden ayni ise tayin edilerek olumune kadar kaldi. timurlenk bayeziti yendikten sonra misiri zapta kalkmisti. melik nasir tehlikeyi atlatmak icin ibn haldunu sama elci olarak gonderdi. gercekten bu gorev misiri istiladan kurtardi.
ibn haldun buyuk arap tarihcilerinden. en onemli eseri de mukaddimedir. orada onu modern tarih filozoflarina ve sosyologlara yaklastiran bir tarih kurami yapti. mukaddime once pariste quatremere tarafindan, kahirede (bulak) mustafa fethi tarafindan bastirildi. ilk ceviriler, turkiyede pirizade, cevdet pasa tarafindan yapildi. 18. yuzyila kadar bati, bu filozofu tanimiyordu. 19. yuzyil basinda sylvestre de sacy onun onemini gordu. garcin de tassy ibn haldunun eserinden birkac bolumu cevirdi. quatremere eseri prolegomenes adiyla yayinlamisti. ozet halinde fransizcaya cevirdi. fakat bitiremedi. ilk defa tam cevirisini baron de slane yapti (1862-1886). o zamandan beri bati memleketlerinde ibn haldundan cok bahsedilmektedir.
kaynak: kimkimdir.gen.tr
amerikan yapimi sessiz filmlerde canlandirdigi acinacak halde, ama ayni zamanda komik kucuk serseri (sarlo/charlot) karakteriyle dunya capinda un kazandi. 1914te oynadigi ilk filmini izleyen iki yil icinde abdnin en taninmis kisilerinden biri olmus, 1920lerin baslarina gelindiginde filmlerinin sagladigi gelirlerin yuksekligi karsisinda hicbir istedigi ucreti odeyemez hale gelmis, o da ancak yapimciligini kendisinin ustlendigi filmlerde rol almistir. 1920lerin sonlarinda sesli sinemaya gecilmesinden sonra yalnizca birkac filmde gorunmekle yetinmesine karsin, ilk donem filmlerinin sinema klasikleri olarak degerlendirilmesi ve yeni izleyici kitlelerince de ilgi gormesi nedeniyle ununu hemen hic yitirmemistir. uzun metrajli buyuk komedi filmleri arasinda the kid (1921;yumurcak), the gold rush (1925;altina hucum), city lights (1931;sehir isiklari), modern times (1936;asri zamanlar) ve the great dictator (1940;sarlo diktator) sayilabilir.
ingiliz sinema oyuncusu ve yonetmeni charlie chaplin (asil adi charles spencer chaplin), 16 nisan 1889da ingilterenin baskenti londrada dunyaya geldi. 25 aralik 1977de isvicrede oldu. her ikisi de muzikhol oyuncusu olan annesi hannah ve babasi charles chaplinden, daha kucuk yasta sarki soyleyip dans etmesini ogrenmisti. ilk kez sekiz yasindayken, bir klog dansi gosterisi olan "eight lancashire lads" (sekiz lancashireli delikanli) ile sahneye cikti. babasinin bundan kisa bir sure sonra olmesi, annesinin de sik sik akil hastanesine girip cikmasi yuzunden chaplinin cocukluk yillari, yatili okul ve yetimhanelerde sikintiyla gecti. bu donemde bazen gecici sahne isleri buldu, bazen de sokaklarda yasamak zorunda kaldi.
on yedi yasindayken, uvey agabeyi sydney kendi calistigi ve cesitli danslar, oyunlar, komedi programlari sunan fred karno vodvil toplulugunda ona is buldu. 1913e degin karnoyla calisarak sayisiz muzikhol skecinde oynayan chaplin, o yil filmlerde rol almak uzere keystoneun tek makaralik slapstick filmleri yapimcisi mack sennett, chaplini karno turnesi sirasinda new yorktayken fark etmisti. chaplin aralik 1913te 150 dolar haftalikla sinema yasamina adim atti ve bir daha da sahneye donmedi.
chaplin, melon sapka, dar bir frak ceketi, bol pantolon, buyuk ayakkabilar, biyik ve bastondan olusan unlu gorunumunu ikinci filmi olan kid auto races at venicte (1914,venedikte ufakliklar oto yarislari) yaratti. ama bu tipin ozellikleri henuz tam anlamiyla olusmamisti. bununla birlikte, haftada iki film gibi buyuk bir hizla cevrilmesine karsin, chaplin komedileri olaganustu bir basari saglamisti. kisa bir sure sonra chaplinin kendi filmlerini yonetmesine izin verildi, ucreti de gitgide astronomik rakamlara ulasti. 1915te essanay sirketinden haftada 1. 250 dolar, 1916da matual sirketinden haftada 10 bin dolar ve ayrica sozlesme icin 150 bin dolar, 1917de de first national sirketinden sekiz film icin 1 milyon dolar aldi. iki yil sonra, donemin onde gelen yildizlari mary pickford, douglas fairbanks ve unlu yonetmen d. w. griffith ile, her birinin kendi filmlerinin dagitimini bagimsizca yurutmesi kosuluyla, united artistsi kurdu. first national ile olan sozlesmesi the pilgrim (1923;sarlo haci) filmiyle sona erdikten sonra, 1966da universal icin yaptigi a countess from hong konga (hong konglu kontes) degin filmlerini yalnizca kendi sirketi adina cekti.
chaplinin bu hizli yukselisi bir olcude, filmlerinin pazarlamasinda, konularindan cok filmde oynayanlarin onemli oldugu yildiz sisteminin gelismesinden kaynaklaniyordu. aslinda pickford, fairbanks ve baskalariyla birlikte chaplinin perdedeki kisiliginin halk tarafindan buyuk bir coskuyla kabul gormesi de, bu sistemin yerlesmesinde oldukca etkili oldu. chaplin the trampte (1915;sarlo serseri), yarattigi kucuk serseri tipini yalnizca eglendirici degil, ayni zamanda sevimli de kilabilmek amaciyla, sempatikliginin de altini cizmeye basladi. kendi filmlerinin hem yildizi, hem yonetmeni, hem de yazari oldugu icin, sarlo karekterinin icerdigi anlamlari irdelemek icin essiz bir konumdaydi. bir elestirmenin "zenginlerin bakis acisindan cizilmis bir yoksul tipi" olarak tanimladigi, chaplinin "kucuk adam" dedigi sarlo, easy street (1917;sarlo polis), shoulder arms (1918;sarlo asker), yumurcak, altina hucum, sehir isiklari, asri zamanlar ve ilk sesli filmi olan sarlo diktator gibi filmlerde gelisti. chaplinin kendi yasamindan cizgiler tasiyan limelightta (1952;sahne isiklari) kisa da olsa, yeniden gozuktu.
chaplinin cok hareketli bir ozel yasami oldu. dort evliliginin ucu filmlerinin basrol oyunculariyla, 1918de lita grey ve 1936da paulette goddardla gerceklestirdi. 1943te oyun yazari eugene oneillin kizi oona oneillle evlendi. ilk iki bosanmasi ve 1944te kendisine acilan babalik davasi sansasyon yaratti. chaplin 1942de, savasta almanlara karsi ikinci bir cephe cagrisinda bulundugunda gene mansetlere cikti. siyasal tavrina yoneltilen saldirida, hicbir zaman abd vatandasligina gecmemis olmasinin payi da vardir. mavi sakal oykusunun igneleyici bir uyarlamasi olan monsieur verdoux (1947), pek cok cevrenin yani sira amerikan ordusunu da oldukca sinirlendirdi. abd hukumetinin vergi borcu icin sikistirmasi, ayrica bazi politikaci ve kose yazarlarinin yikici etkinliklerle iliskisi oldugunu ileri surmeleri uzerine chaplin 1952de ulkeyi terk etti. geri donus hakkinin abd adalet bakanliginca sorusturulacagini ogrenince 1953te cenevrede bu haktan vazgectigini acikladi.
bundan sonra ailesiyle birlikte isvicrede vevey yakinlarinda corsier-sur-veveyde yasamaya basladi. 1957de londrada yaptigi a king in new york (new yorkta bir kral), amerikaya karsi etkinlikleri sorusturma komitesine, anlamsiz televizyon reklamlarina ve amerikan tarzi yasamin baska yanlarina yonelik elestirilerle dolu bir komediydi. film, chaplinin ozellikle reddettigi komunizm yanliligi suclamalarinin artmasina yol acti. 1966da basrollerini marlon brando ve sophia lorenin oynadigi, kendisinin de hem senaryosunu yazdigi, hem de kucuk bir rolde gorundugu a countess from hong kongu (hong konglu kontes) cekti. 1972de kendisine verilen ozel oscar odulunu almak uzere abdye gitti.
filmografisi
"caught in a cabaret" (1914 yarim duzine kadar oyunculuk yaptigi filmden sonraki ilk oynayip yonettigi film), "kid auto races in venice" (unlu sarlo kiligini ilk kez tasidigi film), "tillies punctured romance", "the tramp-sarlo serseri", "easy street", "the immigrant-sarlo gocmen", "a dogs life-kopek hayati", "shoulder arms- sarlo asker", "sunnyside-sarlorda kirlarda", "a days pleasure-keyifli bir gun", "pay day-maas gunu", "the kid-yumurcak", "the pilgrim- sarlo kacak", "a woman in paris-parisli kadin", "gold rush-altina hucum", "the circus-sirk", "city lights-sehir isiklari", "modern times-modern zamanlar", "the great dictator-buyuk diktator", "monsier verdoux", "limelight-sahne isiklari", "a king in new york-new yorkta bir kral", "a countess from hong kong-hong konglu kontes".
ingiliz sinema oyuncusu ve yonetmeni charlie chaplin (asil adi charles spencer chaplin), 16 nisan 1889da ingilterenin baskenti londrada dunyaya geldi. 25 aralik 1977de isvicrede oldu. her ikisi de muzikhol oyuncusu olan annesi hannah ve babasi charles chaplinden, daha kucuk yasta sarki soyleyip dans etmesini ogrenmisti. ilk kez sekiz yasindayken, bir klog dansi gosterisi olan "eight lancashire lads" (sekiz lancashireli delikanli) ile sahneye cikti. babasinin bundan kisa bir sure sonra olmesi, annesinin de sik sik akil hastanesine girip cikmasi yuzunden chaplinin cocukluk yillari, yatili okul ve yetimhanelerde sikintiyla gecti. bu donemde bazen gecici sahne isleri buldu, bazen de sokaklarda yasamak zorunda kaldi.
on yedi yasindayken, uvey agabeyi sydney kendi calistigi ve cesitli danslar, oyunlar, komedi programlari sunan fred karno vodvil toplulugunda ona is buldu. 1913e degin karnoyla calisarak sayisiz muzikhol skecinde oynayan chaplin, o yil filmlerde rol almak uzere keystoneun tek makaralik slapstick filmleri yapimcisi mack sennett, chaplini karno turnesi sirasinda new yorktayken fark etmisti. chaplin aralik 1913te 150 dolar haftalikla sinema yasamina adim atti ve bir daha da sahneye donmedi.
chaplin, melon sapka, dar bir frak ceketi, bol pantolon, buyuk ayakkabilar, biyik ve bastondan olusan unlu gorunumunu ikinci filmi olan kid auto races at venicte (1914,venedikte ufakliklar oto yarislari) yaratti. ama bu tipin ozellikleri henuz tam anlamiyla olusmamisti. bununla birlikte, haftada iki film gibi buyuk bir hizla cevrilmesine karsin, chaplin komedileri olaganustu bir basari saglamisti. kisa bir sure sonra chaplinin kendi filmlerini yonetmesine izin verildi, ucreti de gitgide astronomik rakamlara ulasti. 1915te essanay sirketinden haftada 1. 250 dolar, 1916da matual sirketinden haftada 10 bin dolar ve ayrica sozlesme icin 150 bin dolar, 1917de de first national sirketinden sekiz film icin 1 milyon dolar aldi. iki yil sonra, donemin onde gelen yildizlari mary pickford, douglas fairbanks ve unlu yonetmen d. w. griffith ile, her birinin kendi filmlerinin dagitimini bagimsizca yurutmesi kosuluyla, united artistsi kurdu. first national ile olan sozlesmesi the pilgrim (1923;sarlo haci) filmiyle sona erdikten sonra, 1966da universal icin yaptigi a countess from hong konga (hong konglu kontes) degin filmlerini yalnizca kendi sirketi adina cekti.
chaplinin bu hizli yukselisi bir olcude, filmlerinin pazarlamasinda, konularindan cok filmde oynayanlarin onemli oldugu yildiz sisteminin gelismesinden kaynaklaniyordu. aslinda pickford, fairbanks ve baskalariyla birlikte chaplinin perdedeki kisiliginin halk tarafindan buyuk bir coskuyla kabul gormesi de, bu sistemin yerlesmesinde oldukca etkili oldu. chaplin the trampte (1915;sarlo serseri), yarattigi kucuk serseri tipini yalnizca eglendirici degil, ayni zamanda sevimli de kilabilmek amaciyla, sempatikliginin de altini cizmeye basladi. kendi filmlerinin hem yildizi, hem yonetmeni, hem de yazari oldugu icin, sarlo karekterinin icerdigi anlamlari irdelemek icin essiz bir konumdaydi. bir elestirmenin "zenginlerin bakis acisindan cizilmis bir yoksul tipi" olarak tanimladigi, chaplinin "kucuk adam" dedigi sarlo, easy street (1917;sarlo polis), shoulder arms (1918;sarlo asker), yumurcak, altina hucum, sehir isiklari, asri zamanlar ve ilk sesli filmi olan sarlo diktator gibi filmlerde gelisti. chaplinin kendi yasamindan cizgiler tasiyan limelightta (1952;sahne isiklari) kisa da olsa, yeniden gozuktu.
chaplinin cok hareketli bir ozel yasami oldu. dort evliliginin ucu filmlerinin basrol oyunculariyla, 1918de lita grey ve 1936da paulette goddardla gerceklestirdi. 1943te oyun yazari eugene oneillin kizi oona oneillle evlendi. ilk iki bosanmasi ve 1944te kendisine acilan babalik davasi sansasyon yaratti. chaplin 1942de, savasta almanlara karsi ikinci bir cephe cagrisinda bulundugunda gene mansetlere cikti. siyasal tavrina yoneltilen saldirida, hicbir zaman abd vatandasligina gecmemis olmasinin payi da vardir. mavi sakal oykusunun igneleyici bir uyarlamasi olan monsieur verdoux (1947), pek cok cevrenin yani sira amerikan ordusunu da oldukca sinirlendirdi. abd hukumetinin vergi borcu icin sikistirmasi, ayrica bazi politikaci ve kose yazarlarinin yikici etkinliklerle iliskisi oldugunu ileri surmeleri uzerine chaplin 1952de ulkeyi terk etti. geri donus hakkinin abd adalet bakanliginca sorusturulacagini ogrenince 1953te cenevrede bu haktan vazgectigini acikladi.
bundan sonra ailesiyle birlikte isvicrede vevey yakinlarinda corsier-sur-veveyde yasamaya basladi. 1957de londrada yaptigi a king in new york (new yorkta bir kral), amerikaya karsi etkinlikleri sorusturma komitesine, anlamsiz televizyon reklamlarina ve amerikan tarzi yasamin baska yanlarina yonelik elestirilerle dolu bir komediydi. film, chaplinin ozellikle reddettigi komunizm yanliligi suclamalarinin artmasina yol acti. 1966da basrollerini marlon brando ve sophia lorenin oynadigi, kendisinin de hem senaryosunu yazdigi, hem de kucuk bir rolde gorundugu a countess from hong kongu (hong konglu kontes) cekti. 1972de kendisine verilen ozel oscar odulunu almak uzere abdye gitti.
filmografisi
"caught in a cabaret" (1914 yarim duzine kadar oyunculuk yaptigi filmden sonraki ilk oynayip yonettigi film), "kid auto races in venice" (unlu sarlo kiligini ilk kez tasidigi film), "tillies punctured romance", "the tramp-sarlo serseri", "easy street", "the immigrant-sarlo gocmen", "a dogs life-kopek hayati", "shoulder arms- sarlo asker", "sunnyside-sarlorda kirlarda", "a days pleasure-keyifli bir gun", "pay day-maas gunu", "the kid-yumurcak", "the pilgrim- sarlo kacak", "a woman in paris-parisli kadin", "gold rush-altina hucum", "the circus-sirk", "city lights-sehir isiklari", "modern times-modern zamanlar", "the great dictator-buyuk diktator", "monsier verdoux", "limelight-sahne isiklari", "a king in new york-new yorkta bir kral", "a countess from hong kong-hong konglu kontes".
26 mayis 1964de amerikada dunyaya gelen lenny kravitz, televizyon heber programcisi sy kravitz ve oyuncu roxie rokerin tek ogluydu. 1974te ailesiyle los angeles eyaletine tasinan kravitz, kaliforniya cocuk korosuna girdi. bu arada gitardan klavyeye kadar butun muzik aletleri uzerinde egitim aldi, beverly hillste, su an muzik dunyasinda onemli yere sahip olan isimlerle sinif arkadasligi yapti. daha sonra sarkici, lisa bonet ile tanisti. cift, los angelesta dunya evine girdi. bir sene sonra da cocuklari zoe dunyaya geldi.
babasinin da mali yardimiyla bir studyoda "let love rule"u kaydeden kravitz, bundan sonra yetenegini kesfeden virgin records ile anlasarak 1991 yilinda "mama said"i cikardi. iki yil sonra esi bonetden bosandi. bu bosanmadan sonra sarkilarinda daha cok kalbinin acisindan bahsedmeye basladi. sarkilarin bircogu bu ayrilik ve ask uzerine kurulmustu. "it aint over till its over" (bitene kadar bitmemisti), listelerde ilk 10’a girmeyi basardi. bundan sonra da "are you gonna go my way" (benim yolumdan gidecek misin) adli ucuncu albumunu cikardi. bu albumdeki bir parcaya cekilen kliple mtv muzik odullerinde "en iyi erkek video" odulunu aldi. ayni anda grammy odullerinde de "en iyi rock sarkisi" ve "en iyi vokal performans" dallarinda aday gosterildi.
dorduncu album olan "circus"u calisirken annesinin hasta oldugunu ogrendi. lenny, daha onceki ayriliginda da oldugu gibi, bu hastaliktan da manevi olarak buyuk zarar gordu. bunu da albumune yansitti. sarkilari artik askdan cok yasam ve huzun uzerineydi. yasadiklarini sarkilariyla simgelestiren ve calismalarinda duygularini daima on plana cikaran lenny kravitz, bir sure sonra besinci albumu olan "5"i cikardi. bu albumun cikis parcasi olan "fly away" ona hayatinda ilk kez 1999 yilinda bir grammy odulu kazandirdi. "en iyi erkek rock performans" dalinda odule layik goruldu. bunun disinda "american woman" ile de ayni dalda grammy odulu kazandi. ayrica "american woman", austin powersin film muzigi olarak da kullanildi.
kravitz, "5" adli albumden sonra eski sarkilarinin bir derlemesi olan "greatest hits" adli albumu piyasaya suruldu. 2001 yilinin ekim ayinda yine virgin records etiketi tasiyan "lenny" adli son album dinleyicilerle bulustu. 12 sarkidan olusan "lenny"de, vokallerde ve cesitli enstrumanlarda dinledigimiz kravitze, henry hersch, craig ross ve david baron da yetenekleriyle onemli katki sagladi. yapimciligini ve sarki yazarligini tek basina ustlendigi albumde enstrumanlarin cogunu kendisi caldi.
unlu q dergisinin, "rock, soul ve hippinin basdondurucu ve fantastik birlesimi" olarak nitelendirdigi "lenny" albumunun sarki listesinde dokuzuncu sirasinda yer alan "dig in" isimli calisma, unlu muzisyene 2002 grammy odullerinde "en iyi erkek vokal performansi" odulunu kazandirdi.
babasinin da mali yardimiyla bir studyoda "let love rule"u kaydeden kravitz, bundan sonra yetenegini kesfeden virgin records ile anlasarak 1991 yilinda "mama said"i cikardi. iki yil sonra esi bonetden bosandi. bu bosanmadan sonra sarkilarinda daha cok kalbinin acisindan bahsedmeye basladi. sarkilarin bircogu bu ayrilik ve ask uzerine kurulmustu. "it aint over till its over" (bitene kadar bitmemisti), listelerde ilk 10’a girmeyi basardi. bundan sonra da "are you gonna go my way" (benim yolumdan gidecek misin) adli ucuncu albumunu cikardi. bu albumdeki bir parcaya cekilen kliple mtv muzik odullerinde "en iyi erkek video" odulunu aldi. ayni anda grammy odullerinde de "en iyi rock sarkisi" ve "en iyi vokal performans" dallarinda aday gosterildi.
dorduncu album olan "circus"u calisirken annesinin hasta oldugunu ogrendi. lenny, daha onceki ayriliginda da oldugu gibi, bu hastaliktan da manevi olarak buyuk zarar gordu. bunu da albumune yansitti. sarkilari artik askdan cok yasam ve huzun uzerineydi. yasadiklarini sarkilariyla simgelestiren ve calismalarinda duygularini daima on plana cikaran lenny kravitz, bir sure sonra besinci albumu olan "5"i cikardi. bu albumun cikis parcasi olan "fly away" ona hayatinda ilk kez 1999 yilinda bir grammy odulu kazandirdi. "en iyi erkek rock performans" dalinda odule layik goruldu. bunun disinda "american woman" ile de ayni dalda grammy odulu kazandi. ayrica "american woman", austin powersin film muzigi olarak da kullanildi.
kravitz, "5" adli albumden sonra eski sarkilarinin bir derlemesi olan "greatest hits" adli albumu piyasaya suruldu. 2001 yilinin ekim ayinda yine virgin records etiketi tasiyan "lenny" adli son album dinleyicilerle bulustu. 12 sarkidan olusan "lenny"de, vokallerde ve cesitli enstrumanlarda dinledigimiz kravitze, henry hersch, craig ross ve david baron da yetenekleriyle onemli katki sagladi. yapimciligini ve sarki yazarligini tek basina ustlendigi albumde enstrumanlarin cogunu kendisi caldi.
unlu q dergisinin, "rock, soul ve hippinin basdondurucu ve fantastik birlesimi" olarak nitelendirdigi "lenny" albumunun sarki listesinde dokuzuncu sirasinda yer alan "dig in" isimli calisma, unlu muzisyene 2002 grammy odullerinde "en iyi erkek vokal performansi" odulunu kazandirdi.
(bkz: nurettin pasa)
kurtulus savasina katilan tek sakalli pasa oldugundan isminin basina sakalli eklenen insandir.
(bkz: sakalli nurettin pasa)
miralay ibrahim pasanin oglu, kurtulus savasi komutanlarindan nurettin pasa, 1873 yilinda bursa;da dogdu. 1893de harbiyeyi bitirdi. 9. piyade alayi komutani olarak balkan savasina katildi. 1.dunya savasi;nda irak cephesi komutaniydi. izmir ve aydin valiliklerinin yani sira 17. ve 25. kolordu komutanliklarinda bulundu. tbmmnin ilk istanbul hukumeti ile anadolu;yu uzlastirmaya calisan nurettin pasa, kurtulus savasina katilmak uzere 1920 yilinda anadoluya gecti ve yunan cephesinin guneyinde, konya dolaylarina komutan oldu. 1920 yilinin sonlarina dogru orta anadolu merkez ordusuna komutan olarak atandi. 1922de 1. ordu komutanligina atandi ve bu gorevle buyuk taarruz a katildi. zaferden sonra korgenerallige yukselen nurettin pasa mudanya mutarekesinin ardindan 1. orduyla izmite gitti. iran baris antlasmasi imzalandiktan sonra, 1. ordunun lagvedilmesi uzerine yuksek askerî sûra uyeligine 1924de atandiysa da, bursa milletvekili secilmesiyle uyelikten cekildi. 1925te askerlikten istifa etti.
kaynak: kimkimdir.gen.tr
kaynak: kimkimdir.gen.tr
bir elma cinsi.
1. cengiz han turkceyi anadili gibi konusurdu , mogolcayi da ana dili gibi konusurdu, bunlarin hangisinin ana dili oldugunu bilemeyiz ama dis devletlere yazismalarini turkce yaptigini biliyoruz.
2. cengiz han bir cok yerde kendisinden turk olarak bahseder, fakat bir cok yerde de gocebelerin hakani olarak bahseder, o zamanlarda araplar gocebelerin hepsine turk diyordu, cengiz han turk kelimesinden gocebeleri kastetmis olabilir tabi.
3. cengiz hanin soyu cinlilerce sa-tolara dayanir, ve yine cinlilerce sa-tolar kokturklerin soyundandir.
4. cengiz han fiziksel olarak mogola benzemez, kumral ve acik gozludur, tipki onceki gokturk hakanlari gibi.
5. efsanelere gore cengiz hanin soyu bir kopege dayanmaz, kurda dayanir, o zamanlarda mogollar kopegi kutsl gormekteydi kurdu degil, turkler ise kurdu bayraklastirmislardi bile.
6. uturkû al-turka ma tarakûkum" yani "turkler size dokunmadikca siz onlara dokunmayiniz" bu sozun hz. muhammede ait oldugu soylenmektedir. kadi vahideddin fusanci adli bir islam alimi afganistanda cengiz hani ziyaret etmistir,cengiz hanin "muhammedin her seyi onceden bildigini soyluyorsunuz peki benim hakkimda birsey soylemis mi?" sorusuna iste bu sozleri soylemis cengiz han da soyle demistir : "dogru soylemis, bize bulasmaya gelmez"
7. bir arap, cengiz hanin oglu ogedey kagana, babasini dusunde gordugunu ve kendisine bir soz soyledigini naklettiginde ogedey kagan ona babam bunu sana hangi dille anlatti diye sormus. o da arapca anlatti deyince ogedey, babasinin turkce ve mogolcadan baska bir dil bilmedigini soylemistir.
8.ordusunun buyuk cogunlugu turktu.
sonucta cengiz hanin irki aslinda zerre kadar onem tasimasa da buyuk ihtimalle turktur, sonucta hem mogollara hem uygurlara hakanlik etmistir, kanuni sultan suleyman nasil macaristan kralligini ihlak edip macar krali unvani kazansa da o da macar degildi.
kaynak : lostlibrary.org
2. cengiz han bir cok yerde kendisinden turk olarak bahseder, fakat bir cok yerde de gocebelerin hakani olarak bahseder, o zamanlarda araplar gocebelerin hepsine turk diyordu, cengiz han turk kelimesinden gocebeleri kastetmis olabilir tabi.
3. cengiz hanin soyu cinlilerce sa-tolara dayanir, ve yine cinlilerce sa-tolar kokturklerin soyundandir.
4. cengiz han fiziksel olarak mogola benzemez, kumral ve acik gozludur, tipki onceki gokturk hakanlari gibi.
5. efsanelere gore cengiz hanin soyu bir kopege dayanmaz, kurda dayanir, o zamanlarda mogollar kopegi kutsl gormekteydi kurdu degil, turkler ise kurdu bayraklastirmislardi bile.
6. uturkû al-turka ma tarakûkum" yani "turkler size dokunmadikca siz onlara dokunmayiniz" bu sozun hz. muhammede ait oldugu soylenmektedir. kadi vahideddin fusanci adli bir islam alimi afganistanda cengiz hani ziyaret etmistir,cengiz hanin "muhammedin her seyi onceden bildigini soyluyorsunuz peki benim hakkimda birsey soylemis mi?" sorusuna iste bu sozleri soylemis cengiz han da soyle demistir : "dogru soylemis, bize bulasmaya gelmez"
7. bir arap, cengiz hanin oglu ogedey kagana, babasini dusunde gordugunu ve kendisine bir soz soyledigini naklettiginde ogedey kagan ona babam bunu sana hangi dille anlatti diye sormus. o da arapca anlatti deyince ogedey, babasinin turkce ve mogolcadan baska bir dil bilmedigini soylemistir.
8.ordusunun buyuk cogunlugu turktu.
sonucta cengiz hanin irki aslinda zerre kadar onem tasimasa da buyuk ihtimalle turktur, sonucta hem mogollara hem uygurlara hakanlik etmistir, kanuni sultan suleyman nasil macaristan kralligini ihlak edip macar krali unvani kazansa da o da macar degildi.
kaynak : lostlibrary.org
hayatta oldugu muddetce savas kaybetmemis hukumdar. oldukten sonrasini bilmiyoruz tabi. saldirdigi yerdeki halki katlettigini es gecemeyiz.
bir civi kayboldugu icin bir nal kayboldu
bir nal kayboldugu icin bir at kayboldu
bir at kayboldugu icin bir atli kayboldu
bir atli kayboldugu icin bir haber kayboldu
bir haber kayboldugu icin bir savas kaybedildi
ve bir savas kaybedildigi icin bir krallik yokoldu
diyen kisi.
bir civi kayboldugu icin bir nal kayboldu
bir nal kayboldugu icin bir at kayboldu
bir at kayboldugu icin bir atli kayboldu
bir atli kayboldugu icin bir haber kayboldu
bir haber kayboldugu icin bir savas kaybedildi
ve bir savas kaybedildigi icin bir krallik yokoldu
diyen kisi.
(bkz: subyanci)
muhtemel cocuk pornocusu, sunger kafali, fahiseden dogma insan repligi. ya da ben abartiyorum, iyi niyetli, yardimsever, gonul adami araba arkasi yazisi.
(bkz: ceza)
(bkz: plonjon)
futbolda bir kaleci yatis teknigi. cogunlukla gosteri amacli yapilir ve cesaret gerektirir. topa dogru sicrarken bir diz karina cekilir, topa uzanirken kol ve parmaklar gerilir, dusme sirasinda kaleden uzaga dogru yuvarlanilarak kalkilir. yan direklere dogru planjon yapilmamali, topu tutarken iki elin de topa temasi olmamali, yere dususte yan dusmek yerine karin ya da yuz uzerine dusulmemelidir. plonjon ayni zamanda voleybolda da kullanilan bir tekniktir.
umit urartu futbol, teknik taktik kondisyon inkilap yayinevi
umit urartu futbol, teknik taktik kondisyon inkilap yayinevi
(bkz: sinif ayrimi)
aclik siniri 1 bucuk milyari bulan ulkemizde zengin sinifa dahil edilesi ailelerdir.
neden ortaokullunun erkegi cagristirdigini anlamamakla birlikte son zamanlarda sikca raslanan kadin ogretmen genc erkek kurbanlarindan biri olmasi muhtemel cocuk.
nedense kulaga cinsel cagrisimli olarak nufus eden bir sozdur. oysa genc kizin ruyasi denince akla daha temiz seyler gelir ki bu da ata erkil toplumun erkekten beklentilerini gosterir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?