kızın sevgilisi evlilik niyetindeyse, ve herif "kızlık zarı da kızlık zarı!" diye direten hanzolardansa; söz konusu kızın, işin en başında yapması gereken hareket. namus cinayetine kurban gideceğine, bir hanzonun ona siktir çekmesi daha akıllıca gelmiş, öyle davranmıştır. kendince dürüst davranmış, ölmekten kurtulmuş. bunun yanında orospu damgası yemek daha hafif kalmıştır.
günümüz türkiyesinde bunlar da oluyor beyler, akıl fikir skeceğinize anlatılan durumda olan kızlara bu itirafı psikolojik baskıyla yaptıran hanzoları önce skin bence. net ve basit.
nihat sırdarın favori şarkılarından. her sabah saat 7 ile 9 arasında alem fmde dinleyebilirsiniz.
nickini sol framede gördüğümde 3 çocuklu bir baba olmanın ne denli zor olduğunu her seferinde hatırlıyorum nedense.
benim de başımı yakmaya çalışıyor, ama yemezler arkadaşım.
#1029701
benim de başımı yakmaya çalışıyor, ama yemezler arkadaşım.
#1029701
kurban bayramı turlarının hepsini iptal atmiş olan turizm şirketi. nedeni ise mali sıkıntılar.
bdp parti meclisi üyesi ve anayasa profesörü kişi.
bugün kckya yapılan operasyonla gözaltına alınmıştır.
bugün kckya yapılan operasyonla gözaltına alınmıştır.
uçan süpürge kadın iletişim ve araştırma derneğinin sabancı vakfının desteğiyle 54 ilde yaptığı araştırmanın adı.
işte ortaya çıkan hazin, acı, dehşet hikayeler:
ağri
“6’ncı sınıftayken bir arkadaşımız vardı, derslerinde gayet de başarılıydı. birkaç hafta okula gelmedi. yanına gittiğimizde parmağındaki yüzüğü gösterdi. çok üzüldük. kendisi de istemiyordu ama ailesi 10 bin tl karşılığı kızlarını 70 yaşındaki bir adama satmıştı. 14 yaşındaydı. birkaç sene sonra ailesini gördüm, “kızımız ilk doğumunda çok kan kaybetti şu an ölüm döşeğinde” dediler. ailesi o kadar pişmandı ki, anlatamam. o durumdan kurtuldu. geçen sene de babası sürekli aramasına rağmen kız bir türlü telefonu açmıyordu. merak edip yanına gittiğinde kızını dövülmüş bir şekilde sokağın ortasında buldu. adamın kızı burada, tekrar evlendirmek istiyor.”
‘sanki babamla evlendim’
afyonkarahisar
“bizimkiler sürekli ‘mürüvvetini görelim, elimiz ayağımız tutarken düğün dernek yapalım, torun sevmek istiyoruz’ diyorlar. herkes torununu kucağına almak ister; ama kimse bana sormuyor, ben istiyor muyum diye? daha çocuğum benden gelin olur mu, anne olur mu? (lise öğrencisi bir kız)”
kirikkale
“14 yaşındayken babam beni kardeşinin çocuğuyla nişanladı. ameliyata giriyordu, ‘ölür kalırsam kız size emanet’ demiş. onlar da geldiler istediler. ama ben okumak istiyordum. üniversite sınavlarına girdim, kazandığımı evlendiğim gün öğrendim. 17 yaşındaydım. evlendikten sonra eşimin ailesi başımı kapatmaya çalıştı. alışık değildim ama mecbur kaldım.”
van
“13 yaşında herkes okula giderken ben de 30 yaşında bir adamla evlendirildim. hiç görmedim, hiç tanımadım. sadece babamın arkadaşının oğlu olduğu için beni evlendirdiler. gittiğim şahsı gördüğüm zaman sanki benim babam. hiçbir gün onun yanına yaklaşamıyordum. gece olduğu zaman çok korkuyordum, odasına bile giremiyordum. her zaman baba gözüyle baktım ona. hala da o psikolojiyi atamıyorum üzerimden.”
hakkari
“babam öldüğünde 14 yaşındaydım. amcalarım 2 bin 500 tl başlık parası karşılığı hiç görmediğim bir kişi ile evlendirdiler. kocam öldü, 6 çocukla ortada kaldım. bize kaymakamlık ve hayırseverler baktı. onlar da daha sonra ellerini çekti. mecburen çareyi kuma olarak başkasıyla evlenmekte buldum.”
‘eşim çocuğa baktı, ben sokakta oynadım’
amasya
“17 yaşında evlendim. genç kızlara bakar özenirdim. sokakta mahallenin genç kızları toplanmış oyun oynuyorlar. balkondan izliyorum. kızım 3 yaşındaydı. eşim oyun oynayanlara nasıl baktığımı görmüş, ‘oynamak ister misin’ dedi. o kızımıza baktı. ben gittim oynadım, eve geldim.”
izmir
“16 yaşında evlendim. evde sessiz film oynanıyordu. çocuğumuz da olmadı. cenaze evi gibi çıt çıkmıyordu. öyle susarak 20 yıl geçirdik. halen de yabancı gibiyiz.”
diyarbakir
diyarbakır “15 yaşında evlendim. erkeklerin önünde ayağa kalkıldığını bilmiyordum. bilmediğim için ilk tokadımı yedim. 16 yaşındayken oğlumu kucağıma aldım, 23 yaşındaydım eşim vefat etti.”
şirnak
“ablam ve kuzenim berdel edildi. 2’si de istemeyerek gelin gitti. ama daha kuzenimi ağabeyime getiremedik. çünkü ağabeyim başka birini seviyor. çok üzülüyor ama kabul etmekten başka bir çaresi yok.”
mersin
“10 yaşında gelin gittim gazi-antep’e. fırına giderken çocuklar beni kovalar, ‘küçük gelin’ diye bağırırlardı. kaynanam beni döverdi. ekmek vermezdi. ekmek yaparken karnıma bıçak soktu. sonra kapıyı kilitleyip çıktı.”
işte ortaya çıkan hazin, acı, dehşet hikayeler:
ağri
“6’ncı sınıftayken bir arkadaşımız vardı, derslerinde gayet de başarılıydı. birkaç hafta okula gelmedi. yanına gittiğimizde parmağındaki yüzüğü gösterdi. çok üzüldük. kendisi de istemiyordu ama ailesi 10 bin tl karşılığı kızlarını 70 yaşındaki bir adama satmıştı. 14 yaşındaydı. birkaç sene sonra ailesini gördüm, “kızımız ilk doğumunda çok kan kaybetti şu an ölüm döşeğinde” dediler. ailesi o kadar pişmandı ki, anlatamam. o durumdan kurtuldu. geçen sene de babası sürekli aramasına rağmen kız bir türlü telefonu açmıyordu. merak edip yanına gittiğinde kızını dövülmüş bir şekilde sokağın ortasında buldu. adamın kızı burada, tekrar evlendirmek istiyor.”
‘sanki babamla evlendim’
afyonkarahisar
“bizimkiler sürekli ‘mürüvvetini görelim, elimiz ayağımız tutarken düğün dernek yapalım, torun sevmek istiyoruz’ diyorlar. herkes torununu kucağına almak ister; ama kimse bana sormuyor, ben istiyor muyum diye? daha çocuğum benden gelin olur mu, anne olur mu? (lise öğrencisi bir kız)”
kirikkale
“14 yaşındayken babam beni kardeşinin çocuğuyla nişanladı. ameliyata giriyordu, ‘ölür kalırsam kız size emanet’ demiş. onlar da geldiler istediler. ama ben okumak istiyordum. üniversite sınavlarına girdim, kazandığımı evlendiğim gün öğrendim. 17 yaşındaydım. evlendikten sonra eşimin ailesi başımı kapatmaya çalıştı. alışık değildim ama mecbur kaldım.”
van
“13 yaşında herkes okula giderken ben de 30 yaşında bir adamla evlendirildim. hiç görmedim, hiç tanımadım. sadece babamın arkadaşının oğlu olduğu için beni evlendirdiler. gittiğim şahsı gördüğüm zaman sanki benim babam. hiçbir gün onun yanına yaklaşamıyordum. gece olduğu zaman çok korkuyordum, odasına bile giremiyordum. her zaman baba gözüyle baktım ona. hala da o psikolojiyi atamıyorum üzerimden.”
hakkari
“babam öldüğünde 14 yaşındaydım. amcalarım 2 bin 500 tl başlık parası karşılığı hiç görmediğim bir kişi ile evlendirdiler. kocam öldü, 6 çocukla ortada kaldım. bize kaymakamlık ve hayırseverler baktı. onlar da daha sonra ellerini çekti. mecburen çareyi kuma olarak başkasıyla evlenmekte buldum.”
‘eşim çocuğa baktı, ben sokakta oynadım’
amasya
“17 yaşında evlendim. genç kızlara bakar özenirdim. sokakta mahallenin genç kızları toplanmış oyun oynuyorlar. balkondan izliyorum. kızım 3 yaşındaydı. eşim oyun oynayanlara nasıl baktığımı görmüş, ‘oynamak ister misin’ dedi. o kızımıza baktı. ben gittim oynadım, eve geldim.”
izmir
“16 yaşında evlendim. evde sessiz film oynanıyordu. çocuğumuz da olmadı. cenaze evi gibi çıt çıkmıyordu. öyle susarak 20 yıl geçirdik. halen de yabancı gibiyiz.”
diyarbakir
diyarbakır “15 yaşında evlendim. erkeklerin önünde ayağa kalkıldığını bilmiyordum. bilmediğim için ilk tokadımı yedim. 16 yaşındayken oğlumu kucağıma aldım, 23 yaşındaydım eşim vefat etti.”
şirnak
“ablam ve kuzenim berdel edildi. 2’si de istemeyerek gelin gitti. ama daha kuzenimi ağabeyime getiremedik. çünkü ağabeyim başka birini seviyor. çok üzülüyor ama kabul etmekten başka bir çaresi yok.”
mersin
“10 yaşında gelin gittim gazi-antep’e. fırına giderken çocuklar beni kovalar, ‘küçük gelin’ diye bağırırlardı. kaynanam beni döverdi. ekmek vermezdi. ekmek yaparken karnıma bıçak soktu. sonra kapıyı kilitleyip çıktı.”
(bkz: çocuk gelinler araştırması)
acınası kişi. önce, kendisi hakkında yazılan habere bakalım;
ünlü türkücü izzet yıldızhan’ın geçtiğimiz hafta sonu ankara’daki beş yıldızlı bir otelde para karşılığı birlikte olduğu kadını darp ettiği öne sürüldü. yıldızhan’dan şikayetçi olan e.s.k.’nın ifadesinde “beni dövdü, silah gösterip tehdit etti, zorla ilişkiye girmek istedi” dediği öğrenildi. e.s.k. polise verdiği ifadede özetle şunları söyledi: “yıldızhan’ın daveti üzerine gece dört kız arkadaş otele gittik. alkol alıp eğlendik. yıldızhan dördümüzle birlikte oldu. daha sonra benimle farklı biçimde ilişkiye girmek istedi, kabul etmedim. yumruk vurdu, silahını üzerime doğrultup beni tehdit etti. odadan kurtulur kurtulmaz polise giderek şikayetçi oldum.” adli tıp kurumu’na sevk edilen e.s.k.’nın yüzünde ve vücudunun bazı yerlerinde ekimozlar (deri altı kılcal damar kanamaları) görülünce “müessir fiile maruz kalmıştır” raporu verildi.
izzet yıldızhan ise mahkemedeki ifadesinde, kadınlardan birini tanıdığını, odaya üç arkadaşıyla geldiğini ve şikayetçinin haraç ister gibi para istediğini savundu. suçlamaları kabul etmeyen yıldızhan, şunları söyledi: “ben kadınlardan birisini tanırım. bana telefonda ‘hayranın olan arkadaşlarım var’ diyerek üç kız arkadaşıyla odaya geldiler. sohbet ederek eğlendik. her şey gönül rızasıyla gelişti. zorla kimseyle ilişkiye girmedim. kimseyi tehdit etmedim. ayrılacakları vakit jest yapmak istedim, kişi başı 200 dolar para verdim. ancak şikayetçi ‘seni dünyaya rezil ederim’ diyerek bin dolar para istedi. çok alkollüydü, ‘haraç mı alıyorsun’ diye çıkıştım, aramızda tartışma çıktı. sonra ayrılıp gittiler. tekrar bir araya gelmişler, olaydan tam dört saat sonra karakola gitmişler. madem darp vardı, tehdit vardı neden hemen gidip şikayetçi olmadı da olaydan dört saat sonra şikayetçi oldu?”
izzet yıldızhan, gazetecileri uyardı: “benim bir ailem, çocuklarım var. bugün haberlere bakarken utanç duydum. adımı tecavüzcü coşkun’a çıkardılar. biraz dikkatli haber yazın. ciddi şeyler yaparım, o yazıları gözlerine sokarım. benim çocuklarım büyüyorlar. ben yarın bazı şeyleri engelleyemeyebilirim. belki ailemden biri, o haberleri yazanları rezil edebilir.”
---------------haberin spoiler ı-------------
ya arkadaş, toplumca kanayan bir yaradır bu. adam gider ünlü bir otelin odasını tutar; telekız çağırır grup seks yapar, odasına karı kız kapatır eğlenir eder, (ki bu adama göre otel odasında alem yapmanın hiçbir ayıbı yoktur) parasıyla değil mi ulan mentalitesinde gelen kadınlara köpek gibi davranır sonra olanlar ortaya çıkınca da benim çoluğum çocuğum var utanmıyor musunuz tripleri çeker.
lan asıl utanmaz olan sensin be, madem çocuğun çoluğun var otur kıçının üstünde evinde çocuklarınla ilgilen allah allah...
---------------haberin spoiler ı-------------
ünlü türkücü izzet yıldızhan’ın geçtiğimiz hafta sonu ankara’daki beş yıldızlı bir otelde para karşılığı birlikte olduğu kadını darp ettiği öne sürüldü. yıldızhan’dan şikayetçi olan e.s.k.’nın ifadesinde “beni dövdü, silah gösterip tehdit etti, zorla ilişkiye girmek istedi” dediği öğrenildi. e.s.k. polise verdiği ifadede özetle şunları söyledi: “yıldızhan’ın daveti üzerine gece dört kız arkadaş otele gittik. alkol alıp eğlendik. yıldızhan dördümüzle birlikte oldu. daha sonra benimle farklı biçimde ilişkiye girmek istedi, kabul etmedim. yumruk vurdu, silahını üzerime doğrultup beni tehdit etti. odadan kurtulur kurtulmaz polise giderek şikayetçi oldum.” adli tıp kurumu’na sevk edilen e.s.k.’nın yüzünde ve vücudunun bazı yerlerinde ekimozlar (deri altı kılcal damar kanamaları) görülünce “müessir fiile maruz kalmıştır” raporu verildi.
izzet yıldızhan ise mahkemedeki ifadesinde, kadınlardan birini tanıdığını, odaya üç arkadaşıyla geldiğini ve şikayetçinin haraç ister gibi para istediğini savundu. suçlamaları kabul etmeyen yıldızhan, şunları söyledi: “ben kadınlardan birisini tanırım. bana telefonda ‘hayranın olan arkadaşlarım var’ diyerek üç kız arkadaşıyla odaya geldiler. sohbet ederek eğlendik. her şey gönül rızasıyla gelişti. zorla kimseyle ilişkiye girmedim. kimseyi tehdit etmedim. ayrılacakları vakit jest yapmak istedim, kişi başı 200 dolar para verdim. ancak şikayetçi ‘seni dünyaya rezil ederim’ diyerek bin dolar para istedi. çok alkollüydü, ‘haraç mı alıyorsun’ diye çıkıştım, aramızda tartışma çıktı. sonra ayrılıp gittiler. tekrar bir araya gelmişler, olaydan tam dört saat sonra karakola gitmişler. madem darp vardı, tehdit vardı neden hemen gidip şikayetçi olmadı da olaydan dört saat sonra şikayetçi oldu?”
izzet yıldızhan, gazetecileri uyardı: “benim bir ailem, çocuklarım var. bugün haberlere bakarken utanç duydum. adımı tecavüzcü coşkun’a çıkardılar. biraz dikkatli haber yazın. ciddi şeyler yaparım, o yazıları gözlerine sokarım. benim çocuklarım büyüyorlar. ben yarın bazı şeyleri engelleyemeyebilirim. belki ailemden biri, o haberleri yazanları rezil edebilir.”
---------------haberin spoiler ı-------------
ya arkadaş, toplumca kanayan bir yaradır bu. adam gider ünlü bir otelin odasını tutar; telekız çağırır grup seks yapar, odasına karı kız kapatır eğlenir eder, (ki bu adama göre otel odasında alem yapmanın hiçbir ayıbı yoktur) parasıyla değil mi ulan mentalitesinde gelen kadınlara köpek gibi davranır sonra olanlar ortaya çıkınca da benim çoluğum çocuğum var utanmıyor musunuz tripleri çeker.
lan asıl utanmaz olan sensin be, madem çocuğun çoluğun var otur kıçının üstünde evinde çocuklarınla ilgilen allah allah...
---------------haberin spoiler ı-------------
evliliğin en büyük bombasıdır. çift birbirini tanıyor zanneder; ta ki taraflardan biri; bir diğerinin beğenmeyeceği, tasvip etmeyeceği bir davranışta bulunana; ona göre "yanlış" sözler edene dek. sonrasında kavga tartışma adına ne derseniz o başlar; "seni hiç tanımamışım" ile başlayıp "seni tanıdığım güne lanet olsun"lara kadar gidebilir. velhasıl, iki ucu boklu değnektir. bir insanı tanımak, zor zanaattir çünkü değişimin değişmeyen tek adresi değişimin ta kendisidir.
izzet yıldızhan ile birlikte bir otel odasında alem yaptığını daha sonra da bu kadınlara izzet bey ile birlikte darp uyguladığını iddia edenlere verdiği yazılı cevap şu şekildedir:
“oteldeyim, gece yarısı, uyuyorum.
izzet yıldızhan arıyor.(aynı otelde)
“nihat bir uğrar mısın, yanımda bir kız arkadaşım var, sana hayranmış, seninle resim çektirmek istiyor” diyor.
giyinip, çıkıyorum. gidiyorum odasına, resim çektiriyorum. biraz oturup, odama dönüyorum.
sonra sabah sabah kapım çalınıyor. polis…
“bir konu hakkında bilginize başvurmak istiyoruz” diyorlar.
“tabi” diyorum gidiyorum emniyete…
“konu” nedir diyorum?..
“izzet yıldızhan”la ilgili bir şikayet var. şikayet eden kızlar, sizin de bir ara odaya geldiğinizi ve onlara birlikte gördüğünüzü söylüyorlar. doğru mudur?..” diye soruyorlar.
“doğrudur. odaya uğradığımda birlikte oturuyorlardı” diyorum.
“teşekkür” ediyorlar ve çıkıp gidiyorum.
daha sonra istanbul’a döndüğümde de izzet yıldızhan’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını öğreniyorum.
buraya kadar her şey normal...
peki ya sonra…
“bazı” internet siteleri ve bugün “bazı” gazetelere bakıyorum da…
“insaf be kardeşim…”
“resmen medya terörü bu!..”
“medya faşizmi bu”
“neymiş, türkücülerin aşk gecesi v.s v.s”
“yahu siz rahatsız mısınız kardeşim… görgü tanığı olarak gittim, katil oldum!!!”
“ne diyim daha… arkadaşlar ben sadece şahitim şahit… sadece bunun için emniyete davet edildim, medyanın bana isnat ettiği suçlara bakın…”
“ayıptır, günahtır ve büyük suçtur. beni ahlaksızlıkla suçlayanları sadece allaha havale etmeyeceğim. hepsini mahkemeye vereceğim”
“ne diyim daha… herhangi bir suçun, herhangi bir konunun biraz içinde olacak olsam, kendimi savunacak bir şeyler söylerdim ama olayın “kıyısında” bile değilim… yazıklar olsun bu medya terörünü yaratanlara… ama bilsinler ki hesabını soracağım”
“unutmasınlar ki, nihat doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar…”
“oteldeyim, gece yarısı, uyuyorum.
izzet yıldızhan arıyor.(aynı otelde)
“nihat bir uğrar mısın, yanımda bir kız arkadaşım var, sana hayranmış, seninle resim çektirmek istiyor” diyor.
giyinip, çıkıyorum. gidiyorum odasına, resim çektiriyorum. biraz oturup, odama dönüyorum.
sonra sabah sabah kapım çalınıyor. polis…
“bir konu hakkında bilginize başvurmak istiyoruz” diyorlar.
“tabi” diyorum gidiyorum emniyete…
“konu” nedir diyorum?..
“izzet yıldızhan”la ilgili bir şikayet var. şikayet eden kızlar, sizin de bir ara odaya geldiğinizi ve onlara birlikte gördüğünüzü söylüyorlar. doğru mudur?..” diye soruyorlar.
“doğrudur. odaya uğradığımda birlikte oturuyorlardı” diyorum.
“teşekkür” ediyorlar ve çıkıp gidiyorum.
daha sonra istanbul’a döndüğümde de izzet yıldızhan’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını öğreniyorum.
buraya kadar her şey normal...
peki ya sonra…
“bazı” internet siteleri ve bugün “bazı” gazetelere bakıyorum da…
“insaf be kardeşim…”
“resmen medya terörü bu!..”
“medya faşizmi bu”
“neymiş, türkücülerin aşk gecesi v.s v.s”
“yahu siz rahatsız mısınız kardeşim… görgü tanığı olarak gittim, katil oldum!!!”
“ne diyim daha… arkadaşlar ben sadece şahitim şahit… sadece bunun için emniyete davet edildim, medyanın bana isnat ettiği suçlara bakın…”
“ayıptır, günahtır ve büyük suçtur. beni ahlaksızlıkla suçlayanları sadece allaha havale etmeyeceğim. hepsini mahkemeye vereceğim”
“ne diyim daha… herhangi bir suçun, herhangi bir konunun biraz içinde olacak olsam, kendimi savunacak bir şeyler söylerdim ama olayın “kıyısında” bile değilim… yazıklar olsun bu medya terörünü yaratanlara… ama bilsinler ki hesabını soracağım”
“unutmasınlar ki, nihat doğan sakal gibidir, kestikçe daha gür çıkar…”
türkiye ayağı 14 kasımdan itibaren üretime ara vereceğini; bunun sebebinin ise taylandda yaşanan sel felaketi nedeniyle üretilemeyen bazı alt parçalar olduğunu duyurdu.
2009dan önce emekli olanlarla 2009 sonrası emekli olan işçilerin maaşı birbirinden farklı iken yapılacak düzenlemeyle eşit hale gelecek. söz konusu düzenlemeyle 800 küsür maaş alanlar 1300 tl civarında bir maaş alacaklar.
kış saati uygulamasına bu sene geçmeyen tek ülke. saat farkının yarattığı stresi yaşamak istemiyorlarmış, saat geçiş dönemlerinde intihar oranları artıyormuş, sebepleri bu yani.
içtiği nedir onun, su mu?
#1029873
#1029873
gafların insanı. bir başbakan yardımcısı bir de naim bey, tek geçilir bu alanda.
kendisi moral olsun diye van’daki depremzedeleri çadırkentlerinde ziyaret ederken söylediği sözler insana oooeeeah! dedirtir cinsten.
çadırlara "saray gibi" yakıştırması yapıp ardından orada bir çadır tutup oturmak dileği insanları dumura uğrattı. işte sözleri:
şahin, bir depremzedenin “tatlı da geldi bugün” sözleri üzerine “ne tatlısı geldi?” diye sordu.
şahin, “tulumba, baklava, bülbül yuvası hepsinden geldi” sözleri üzerine yanındaki diyanet işleri başkanı prof. dr. mehmet görmez’e dönerek “sayın başkanım yani biz de bir çadırla burada bir mekan tutalım” diyerek espri yaptı. şahin, yaklaşık 10 kişinin kaldığı bir başka çadırın önünde de “koskocaman sarayda oturuyorsunuz hiç gel dediğiniz yok” ifadelerini kullandı.
kendisi moral olsun diye van’daki depremzedeleri çadırkentlerinde ziyaret ederken söylediği sözler insana oooeeeah! dedirtir cinsten.
çadırlara "saray gibi" yakıştırması yapıp ardından orada bir çadır tutup oturmak dileği insanları dumura uğrattı. işte sözleri:
şahin, bir depremzedenin “tatlı da geldi bugün” sözleri üzerine “ne tatlısı geldi?” diye sordu.
şahin, “tulumba, baklava, bülbül yuvası hepsinden geldi” sözleri üzerine yanındaki diyanet işleri başkanı prof. dr. mehmet görmez’e dönerek “sayın başkanım yani biz de bir çadırla burada bir mekan tutalım” diyerek espri yaptı. şahin, yaklaşık 10 kişinin kaldığı bir başka çadırın önünde de “koskocaman sarayda oturuyorsunuz hiç gel dediğiniz yok” ifadelerini kullandı.
rahmetli oldu, ancak "öncesi ve sonrası" temalı fotoğrafları hala elden ele geziyor. işte bir tanesi:
http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/42639-yasam-estetigin-dozu-kacinca/13
http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/42639-yasam-estetigin-dozu-kacinca/13
karayolları genel müdürlüğü saat uygulamasını unutmuş olacak ki, boğaz trafiği için verilen ek şeritler bu gün yarım saat kadar geç verildi.
yurdum insanları, hepinizi seviyorum.
yurdum insanları, hepinizi seviyorum.
(bkz: potansiyelimizi görmek için dış yardımları kabul etmedik)
çok sevgili başbakan yardımcısı beşir atalayın açıklaması.
bizim günlerdir buralarda klavye kırarak yazdığımız, neden yardımları kabul etmiyorsunuz türünden yazılar sevgili başbakan yardımcısı tarafından açıklığa kavuşturuldu. açıklaması şöyle:
“uluslararası camiaya öncelikle çok teşekkür ederiz. en başta azerbaycan, iran gibi komşu ülkeler olmak üzere çok büyük bir duyarlılık gösterilmiştir. hangi ülkeler hemen aradı, yardım gönderme teklifinde bulundu, elimizde listeler var. tabii öncelikle kendi potansiyelimizi görmek amacıyla arama kurtarma yardım ekipleri bekletildi. iran ve azerbaycan kendiliğinden hareket etti, geldi. kendi arama kurtarma ekiplerimiz yeterli olduğu için de fazla ekip desteği istemedik, ama geçici ve kalıcı iskanla ilgili ayni yardımlar, çadır, prefabrik, konteyner ve battaniye gibi yardımlar gönderebilirler. dış yardımlar da bunlarda yoğunlaştı. dış yardımlar için van havaalanı yoğun olduğu için dış yardımları erzurum’a yönlendirdik. dış yardım üssümüz orası, oradan da buraya karayoluyla sevk ediliyor. çok disiplinli şekilde onlar da yürüyor. ilgi gösteren, duyarlılık gösteren ülkelere teşekkür ediyorum.”
vanda insanlar, biz arama kurtarma çalışmalarını layığınca yerine getirebiliyor muyuz; potansiyelimiz yeterli mi diye ölçüm yaparken öldü yani. çok güzel.
çok sevgili başbakan yardımcısı beşir atalayın açıklaması.
bizim günlerdir buralarda klavye kırarak yazdığımız, neden yardımları kabul etmiyorsunuz türünden yazılar sevgili başbakan yardımcısı tarafından açıklığa kavuşturuldu. açıklaması şöyle:
“uluslararası camiaya öncelikle çok teşekkür ederiz. en başta azerbaycan, iran gibi komşu ülkeler olmak üzere çok büyük bir duyarlılık gösterilmiştir. hangi ülkeler hemen aradı, yardım gönderme teklifinde bulundu, elimizde listeler var. tabii öncelikle kendi potansiyelimizi görmek amacıyla arama kurtarma yardım ekipleri bekletildi. iran ve azerbaycan kendiliğinden hareket etti, geldi. kendi arama kurtarma ekiplerimiz yeterli olduğu için de fazla ekip desteği istemedik, ama geçici ve kalıcı iskanla ilgili ayni yardımlar, çadır, prefabrik, konteyner ve battaniye gibi yardımlar gönderebilirler. dış yardımlar da bunlarda yoğunlaştı. dış yardımlar için van havaalanı yoğun olduğu için dış yardımları erzurum’a yönlendirdik. dış yardım üssümüz orası, oradan da buraya karayoluyla sevk ediliyor. çok disiplinli şekilde onlar da yürüyor. ilgi gösteren, duyarlılık gösteren ülkelere teşekkür ediyorum.”
vanda insanlar, biz arama kurtarma çalışmalarını layığınca yerine getirebiliyor muyuz; potansiyelimiz yeterli mi diye ölçüm yaparken öldü yani. çok güzel.
paristeki bastille meydanında saat 15.00te, pkk saldırılarını lanetlemek için izinli şekilde yürümek isteyen türklere pkk sempatizanlarının yaptığı taşlı sopalı saldırıdır.
olayda 15 türk genci yaralandı.
fransa polisinin ise türklerin dayak yemesinden sonra onları koruma çemberine alması düşündürücü.
olayda 15 türk genci yaralandı.
fransa polisinin ise türklerin dayak yemesinden sonra onları koruma çemberine alması düşündürücü.
börek üzerinden bile siyaset yapabilen biri, pes.
#1029693
#1029693
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?