kendini kuran sehir kayseri adli bir kitabi vardir.
entry girdigim en ucra basliklara entry giren bilgicimiz. hayir benim entrylerimimi takibe aliyor bilmiyorum.
veya ayni ortamlarda yetistik, buyudukte benim mi haberim yok?
ilgi alanlarimizi bilmiyorum lakin bilgi alanlarimizin ayni konularda oldugunu bariz bir sekilde gorebiliyorum.
veya ayni ortamlarda yetistik, buyudukte benim mi haberim yok?
ilgi alanlarimizi bilmiyorum lakin bilgi alanlarimizin ayni konularda oldugunu bariz bir sekilde gorebiliyorum.
sadece kazim kanata karsi hakli cikmayi birak, ahmet cakarin ongorulerinin cogu dogru cikiyor.
yazmak istedigim bir iki entryi nasil yazmam konusunda beni tekrar derinlere daldirmis basliktir. hayir entryi bolup bolup parcalar halinde yazsam cirkin bir goruntu olacak, ve tepkide alacagim, ama buyuk olasilikla hepsi okunacak.
uzun bir entryninde, entryi parcalara bolup girmekten daha sik olmasina ragmen, okunmayacaginida tahmin edebiliyorum. simdi ben ne yapmaliyim?
isin ilginci ise bu basligi tamda kafamda boyle bir sorunla nasil basa cikmalayim derken gorup, okumamdir. evet bu ilahi bir isaret olabilir lakin bir kac kisiye danismadan entryleri girmeyecegim.
uzun bir entryninde, entryi parcalara bolup girmekten daha sik olmasina ragmen, okunmayacaginida tahmin edebiliyorum. simdi ben ne yapmaliyim?
isin ilginci ise bu basligi tamda kafamda boyle bir sorunla nasil basa cikmalayim derken gorup, okumamdir. evet bu ilahi bir isaret olabilir lakin bir kac kisiye danismadan entryleri girmeyecegim.
eger anneniz size: asik misin? diye sorarsa. evet, o zaman yuzde yuz asiksinizidr. cunku anneler anlar ve bu konuda hic sasmazlar.
her pazar gunu: ’lan yarin nasil kalkacam?’ sorusunu adama sordurtur.
5 kasim 2006 antalyaspor besiktas macinda spikerin bir cumlesi.
cok populer bir dua formulu.
genelde yatmadan az once yapilir bu dua.
genelde yatmadan az once yapilir bu dua.
mezunlarin iş alanlari
kamu yönetimi bölümünden mezun olan öğrenciler, başta kamu kuruluşlarının ve giderek artan oranda da özel sektör kuruluşlarının ve üçüncü sektör kuruluşlarının (dernekler, vakıflar, odalar, araştırma merkezleri, kooperatifler ve sendikalar gibi), genel yönetimi, personel (insan kaynakları) yönetimi, araştırma ve geliştirme, halkla ilişkiler gibi bölümlerinde görev almaktadırlar. kısaca, kamu yönetimi bölümü mezunları her türlü kuruluşun çeşitli kademelerinde uzman ve yönetici olarak görev almaktadırlar. giderek daha fazla kamu yönetimi bölümü mezunu belediyeler, belediyelere ve kamu kuruluşlarına mal ve hizmet satan şirketler, dernekler ve vakıflar, il özel idareleri, uluslararası kuruluşlarda görev almaktadır. son yıllarda ortaklık yoluyla veya münferit olarak kendi işini kuran mezun sayısında da artış bulunmaktadır. kamu yönetimi bölümü mezunları sınavlar yoluyla kimi mesleklere ve unvanlara sahip olabilmektedir.
http://kamuyonetimi.pamukkale.edu.tr/
kamu yönetimi bölümünden mezun olan öğrenciler, başta kamu kuruluşlarının ve giderek artan oranda da özel sektör kuruluşlarının ve üçüncü sektör kuruluşlarının (dernekler, vakıflar, odalar, araştırma merkezleri, kooperatifler ve sendikalar gibi), genel yönetimi, personel (insan kaynakları) yönetimi, araştırma ve geliştirme, halkla ilişkiler gibi bölümlerinde görev almaktadırlar. kısaca, kamu yönetimi bölümü mezunları her türlü kuruluşun çeşitli kademelerinde uzman ve yönetici olarak görev almaktadırlar. giderek daha fazla kamu yönetimi bölümü mezunu belediyeler, belediyelere ve kamu kuruluşlarına mal ve hizmet satan şirketler, dernekler ve vakıflar, il özel idareleri, uluslararası kuruluşlarda görev almaktadır. son yıllarda ortaklık yoluyla veya münferit olarak kendi işini kuran mezun sayısında da artış bulunmaktadır. kamu yönetimi bölümü mezunları sınavlar yoluyla kimi mesleklere ve unvanlara sahip olabilmektedir.
http://kamuyonetimi.pamukkale.edu.tr/
(bkz: fatiha)
(bkz: ihlas suresi)
el ham diye de tabir edilir.
kul hu diye de tabir edilir.
tum turkiyenin basi sagolsun. durust, hayatini davasina adamis samimi bir poltikaciyi kaybetti tum turkiye.
dogrudur, yanlistir ama davasinin pesinden gitmistir bu adam. para ve menfaat gozetmeksizin.
tevazu ve saygiyla yasayabilmis nadir siyasetcilerimzdendi rahmetli.
olumune alistirmistim kendimi. ama yinede olum haberine bu kadar uzulecegim aklima gelmezdi.
topragin bol olsun karaoglan.
dogrudur, yanlistir ama davasinin pesinden gitmistir bu adam. para ve menfaat gozetmeksizin.
tevazu ve saygiyla yasayabilmis nadir siyasetcilerimzdendi rahmetli.
olumune alistirmistim kendimi. ama yinede olum haberine bu kadar uzulecegim aklima gelmezdi.
topragin bol olsun karaoglan.
cok onem verdigim ve sevdigim sahsiyetler hakkinda olumsuz yazilar yazmasi sebebiyle bana oldukca antipatik gelen yazar.
diger konularda savundugu goruslere pek vakif olmadigim icin bir sey diyemeyecegim.
simdi bu nasil oluyor diye soracak olursaniz, hurriyetin sitesinde deger verdigim sahsiyetleri arattim karsima ikide bir bu adamin olumsuz yazilari cikti.
diger konularda savundugu goruslere pek vakif olmadigim icin bir sey diyemeyecegim.
simdi bu nasil oluyor diye soracak olursaniz, hurriyetin sitesinde deger verdigim sahsiyetleri arattim karsima ikide bir bu adamin olumsuz yazilari cikti.
“karluklar (çin kaynaklarında ko-lo-lo) 8. yüzyılın birinci yarısında kara irtiş boylarında yaşıyordu; üç koldan meydana gelmişlerdi. çin kaynaklarına göre bu boyların adları şunlardı: mou-lo (ve dahi mou-la), tschisse (ve dahi p’o-fu) ve t’aschi-li.
el-mervezi’ye göre karluklar dokuz kol olup üçünü çigiller, üçünü b.ğ.s.k.l’ler teşkil ederler, diğerleri de bulağ, kökerkin (=köl erkin?) ve tohsı kollarıdır. bu son üç kolun da evvelce bir boy meydana getirdikleri kabul edildiği takdirde karluklar’ın asıl üç boyu belki ortaya çıkmış olur.
ancak bunlardan b.ğ.s.k.l yazılan boyun asıl şeklinin ne olacağı üzerinde bir tahminde bulunmak benim için güçtür. ondan sonraki kollara gelince, bunlardan ikisini yani bulağ ve tohsı (<toks)lar’ı tanımaktayız.
(karluklar uygur ve basmıllar ile ittifak edip gök türk devletinin yıkılmasında amil oldu, sonra basmıllar’ı ağır bir mağlubiyete uğratarak tesirsiz hale getiren uygurlar’a bu mücadelelerinde yardım ettiler.) fakat çok geçmeden bu iki türk ‘budunu’ arasında mücadele başgösterdi ise de karluklar yenilip (it yılı =746) on ok ülkesine kaçtılar; sonra yurtlarına döndüler ve istiklal içinde bir hayat sürmek için uygurlar’ın hücumlarına karşı koymaya çalıştılar.
iki ‘budunun’ aralarının açılmasının asıl sebebi karluklar’ın uygurlar’ın hakimiyetini kabul etmemeleri olmalıdır. tavşan yılında (751) uygur il itmiş bilge kağan ikinci zafer kitabesini (taryat) diktirirken karluklar da gök’ün oğlu’nun (çin imparatoru) kumandanı kao-sien-çi’nin askerleri arasında batıya doğru gidiyorlardı.
ziyad ibn salih kumandasındaki abbasi ordusu ile taraz (talas) ırmağı civarında ypılan savaşı kao-sien-çi kaybetti (751 temmuz). muharebeden önce karluklar isyan etmiş ve hatta belki arkadan çin askerlerine saldırmışlardı.
yurtlarına dönen karluklar herhalde rahat durmadılar. yahut uygur kağanının isteğini yerine getirmediler ki, il itmiş bilge kağan irtiş irmağı’nı geçip bolçu (?) ögüz’de (bu, ala köl’e dökülen emil olabilir) karluklar’ı yendiği gibi (belki ulu= ejderha yılının sonlarında=752) toğra yorış’ta da onları yine aynı akıbete uğrattı.
yunt yılının sonlarında (754) karluklar ile basmıllar artık bir daha karşı koyamayacak duruma düştüler.karluklar’ın bu tarihten (754) 766 yılına kadar nerede oturdukları ve ne durumda olduklarına dair bir bilgi yoktur. tahmin etmek belki mümkün olabilir ki onlar tarbagatay’ın güneyinde, emil taraflarında bir müddet oturdular ve on oklar ile iyi geçindiler.
sonra ellerine geçen bir fırsattan yararlanıp ili kıyılarına, arkasından da kestek ve korday geçitlerinden çu boylarına indiler; suyab’ı ve sonra taraz’ı zapt ederek türgiş devleti’ne son verdiler (766).
gerdizi’de ki hutoğlan (?) belki, son türgiş kağanı, il itmiş (?yahut, il almış?) de batıdaki ilk karluk yabgusu olabilir. bu mühim başarıya rağmen karluk yabgusu kağan unvanını alamadı; eski unvanını (yabgu=melik=kral) taşımakta devam etti. 9. yüzyılın sonlarında yabgu’nun taraz’da oturduğu anlaşılıyor.
karluklar kazandıkları başarıya rağmen batı türkleri ülkesinde bir varlık gösteremediler. hatta onların bir devlet kurdukları bile söylenemez: eski yurtları olan kara irtiş boylarında nasıl yaşadılar ise bu yeni yurtlarında da hemen hemen aynı şekilde bir hayat sürdüler.
karluk boyları ve hatta bu boyların obaları birbirlerinden uzak yerlerde yurt tuttu. kara türgiş kağanlarının merkezi taraz (talas)’da oturan karluk yabgusunun diğer karluk boy ve obalarının başında bulunan beyler üzerindeki nüfuzu kendisinin kuvvetli ve zayıf oluşuna göre değişiyordu.
bu yabgulardan, belki ilk yabgu müstesna olmak üzere, hiçbirinin adını bile bilmediğimize göre onlardan kuvvetli bir şahsiyetin yetişmemiş olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. nitekim karluklar’ın siyasi bakımdan parçalanmış ve muktedir yabgulara sahip olmadıklarını gören samaniler, hudutlarda duvar yapmayı bırakıp taarruza geçmişler, yabgunun oturduğu taraz’ı fethetmişler(di) (893). (talas savaşı.)”
(faruk sümer, eski türklerde şehircilik, s.45-46)
http://www.turkleronline.com/turkler/karluklar/turkler_karluklar-karluklarkimdir.htm
el-mervezi’ye göre karluklar dokuz kol olup üçünü çigiller, üçünü b.ğ.s.k.l’ler teşkil ederler, diğerleri de bulağ, kökerkin (=köl erkin?) ve tohsı kollarıdır. bu son üç kolun da evvelce bir boy meydana getirdikleri kabul edildiği takdirde karluklar’ın asıl üç boyu belki ortaya çıkmış olur.
ancak bunlardan b.ğ.s.k.l yazılan boyun asıl şeklinin ne olacağı üzerinde bir tahminde bulunmak benim için güçtür. ondan sonraki kollara gelince, bunlardan ikisini yani bulağ ve tohsı (<toks)lar’ı tanımaktayız.
(karluklar uygur ve basmıllar ile ittifak edip gök türk devletinin yıkılmasında amil oldu, sonra basmıllar’ı ağır bir mağlubiyete uğratarak tesirsiz hale getiren uygurlar’a bu mücadelelerinde yardım ettiler.) fakat çok geçmeden bu iki türk ‘budunu’ arasında mücadele başgösterdi ise de karluklar yenilip (it yılı =746) on ok ülkesine kaçtılar; sonra yurtlarına döndüler ve istiklal içinde bir hayat sürmek için uygurlar’ın hücumlarına karşı koymaya çalıştılar.
iki ‘budunun’ aralarının açılmasının asıl sebebi karluklar’ın uygurlar’ın hakimiyetini kabul etmemeleri olmalıdır. tavşan yılında (751) uygur il itmiş bilge kağan ikinci zafer kitabesini (taryat) diktirirken karluklar da gök’ün oğlu’nun (çin imparatoru) kumandanı kao-sien-çi’nin askerleri arasında batıya doğru gidiyorlardı.
ziyad ibn salih kumandasındaki abbasi ordusu ile taraz (talas) ırmağı civarında ypılan savaşı kao-sien-çi kaybetti (751 temmuz). muharebeden önce karluklar isyan etmiş ve hatta belki arkadan çin askerlerine saldırmışlardı.
yurtlarına dönen karluklar herhalde rahat durmadılar. yahut uygur kağanının isteğini yerine getirmediler ki, il itmiş bilge kağan irtiş irmağı’nı geçip bolçu (?) ögüz’de (bu, ala köl’e dökülen emil olabilir) karluklar’ı yendiği gibi (belki ulu= ejderha yılının sonlarında=752) toğra yorış’ta da onları yine aynı akıbete uğrattı.
yunt yılının sonlarında (754) karluklar ile basmıllar artık bir daha karşı koyamayacak duruma düştüler.karluklar’ın bu tarihten (754) 766 yılına kadar nerede oturdukları ve ne durumda olduklarına dair bir bilgi yoktur. tahmin etmek belki mümkün olabilir ki onlar tarbagatay’ın güneyinde, emil taraflarında bir müddet oturdular ve on oklar ile iyi geçindiler.
sonra ellerine geçen bir fırsattan yararlanıp ili kıyılarına, arkasından da kestek ve korday geçitlerinden çu boylarına indiler; suyab’ı ve sonra taraz’ı zapt ederek türgiş devleti’ne son verdiler (766).
gerdizi’de ki hutoğlan (?) belki, son türgiş kağanı, il itmiş (?yahut, il almış?) de batıdaki ilk karluk yabgusu olabilir. bu mühim başarıya rağmen karluk yabgusu kağan unvanını alamadı; eski unvanını (yabgu=melik=kral) taşımakta devam etti. 9. yüzyılın sonlarında yabgu’nun taraz’da oturduğu anlaşılıyor.
karluklar kazandıkları başarıya rağmen batı türkleri ülkesinde bir varlık gösteremediler. hatta onların bir devlet kurdukları bile söylenemez: eski yurtları olan kara irtiş boylarında nasıl yaşadılar ise bu yeni yurtlarında da hemen hemen aynı şekilde bir hayat sürdüler.
karluk boyları ve hatta bu boyların obaları birbirlerinden uzak yerlerde yurt tuttu. kara türgiş kağanlarının merkezi taraz (talas)’da oturan karluk yabgusunun diğer karluk boy ve obalarının başında bulunan beyler üzerindeki nüfuzu kendisinin kuvvetli ve zayıf oluşuna göre değişiyordu.
bu yabgulardan, belki ilk yabgu müstesna olmak üzere, hiçbirinin adını bile bilmediğimize göre onlardan kuvvetli bir şahsiyetin yetişmemiş olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. nitekim karluklar’ın siyasi bakımdan parçalanmış ve muktedir yabgulara sahip olmadıklarını gören samaniler, hudutlarda duvar yapmayı bırakıp taarruza geçmişler, yabgunun oturduğu taraz’ı fethetmişler(di) (893). (talas savaşı.)”
(faruk sümer, eski türklerde şehircilik, s.45-46)
http://www.turkleronline.com/turkler/karluklar/turkler_karluklar-karluklarkimdir.htm
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?